MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; 19104328 nolu elektrik abonesi olduğunu, tüm elektrik borçlarını ödemesine rağmen davalı şirketin, kaçak elektrik kullandığını iddia ederek Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu ve 13.000 TL ödemesi gerektiğini bildirdiğini, savcılık tarafından yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, buna rağmen davalı tarafından faizi ile birlikte kendisinden 15.630 TL tahsil edildiğini ileri sürerek, 15.630 TL’nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı; davacı hakkında ceza soruşturmasında takipsizlik kararı verilmesinin hukuk mahkemesini bağlamayacağını, davacının arızalı sayaçtan hat çekmek suretiyle kaçak elektrik kullandığının tutanak ile sabit olduğunu, mevzuata uygun tahakkuk yapıldığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile 9.134,40 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacağa dava tarihinden yasal faiz işletilmesine dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairece verilen 05/04/2018 tarih ve 2016/12326 E. 2018/3544 K. sayılı kararla; taraf ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek hüküm kurulduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyma kararı verildikten sonra yeniden yapılan yargılama neticesinde; davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Bilirkişi raporu, kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasında çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez (HMK madde281).
Dosya kapsamında; bozma kararından sonra alınan 05/03/2019 tarihli bilirkişi raporunda, davacının kaçak kullanımdan dolayı ödemesi gereken tutarın faizi ile birlikte 8.848,59 TL olduğu, ancak toplam 15.631,88 TL ödeme yaptığından, fazla ödediği 6.783,29 TL’yi talep edebileceği belirtilmiş, daha sonra alınan 30/04/2019 tarihli raporda ise davacının kaçak kullanımdan dolayı ödemesi gereken tutarın faizi ile birlikte 17.355,03 TL olduğu, ancak 15.631,88 TL ödeme yaptığından, davalı taraftan alacağının olmadığı belirtilmiş olup, mahkemece de işbu rapor hükme esas alınmıştır. Bu haliyle bilirkişi raporları arasında çelişki ve fahiş fark bulunmaktadır.
Buna göre; mahkemece; raporlar arasındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Bu halde, mahkemece yapılacak iş; önceki bilirkişi heyetinden ek rapor ya da gerekirse yeni seçilecek bilirkişi heyetinden, davacının yaptığı ödemeleri de göz önünde bulunduran, çelişkileri gideren rapor almak ve hasıl olacak sonuç dairesinde hüküm vermek olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nın 428. maddesi gereğince temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 08/03/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.