MAHKEMESİ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/1026 E., 2024/1110 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2023/327 E., 2024/40 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin iki ayrı dekont ile davalı dayısına borç gönderdiğini, talep edilmesine rağmen uzun süredir ödenmediğini, bu sebeple Kayseri Genel İcra Dairesinin 2022/51810 E. sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkilin hesabına gelen paranın davacının anneannesinin/müvekkilinin annesinin evinin satışından geldiğini, borç ilişkisi olmadığını savunarak davanın reddine, takibe konu edilen alacak miktarı üzerinden kötü niyet tazminatına, ayrıca HMK 329. maddesi uyarınca disiplin para cezasına ve akdi vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.05.2023 tarihli kararıyla; davacının ilamsız icra takibinden önce muacceliyet şartının gerçekleştiğini yeterli ve kesin delillerle ispat edemediği gerekçesiyle davanın usulden reddine dair verilen kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 20.09.2023 tarihli ilamıyla; TBK 392. maddesinin ödünç sözleşmesi bakımından temerrüt şartı olduğu, muacceliyet şartı olarak aranmayacağı, bu kapsamda taraf delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş olması yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekili ve davalı vekilinin istinafı yerinde görülmekle -sair istinaf nedenleri incelenmeksizin ve değerlendirilmeksizin- HMK 353/1-a.6 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; havale dekontunda ödeme nedeninin bulunduğu, davacı tarafın bunun aksini ispat edemediği, kötü niyetle dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine, asıl alacak üzerinden %20 kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, HMK 329/2 maddesi gereğince davacının 5.000,00 TL disiplin para cezasına mahkum edilmesine, 17.900,00 TL akdi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının istinaf talebinde belirttiği istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili tanık dinlenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yüksek tutarlı olan paranın banka tarafından sorgulanmaması ve müvekkilinin hesaplarına bloke konmaması için ve yine herhangi bir yaptırımı bulunulmasından çekindiğinden müvekkilinin böyle bir açıklama yazdığını, "borç gönderiyorum" şeklinde bir şerh düşmesinin 24 yaşındaki öğrenci olan müvekkilinden beklenebilecek bir durum olmadığını, müvekkilinin tanıklarının beyanları ile davanın ispat edildiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ödünç ilişkisinden kaynaklı alacak istemiyle başlatılan ilamsız icra takibinde itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davacı, davalıya havale yoluyla gönderilen paranın borç olduğunu, geri ödenmediğini ileri sürerek, verilen paranın davalıdan tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın iptali için eldeki davayı açmış, davalı ise, gönderilen paranın borç olarak gönderilmediğini, borç ilişkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Bu hali ile davalı, karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığını (havale ile para gönderildiğini) kabul etmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının), ileri sürülenden başka olduğunu bildirmek suretiyle gerekçeli inkarda (vasıflı ikrar) bulunmuştur. Öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere vasıflı ikrar (gerekçeli inkar), bölünemeyen ikrarlardan olduğundan bu durumda ispat yükü davacıdadır. Davacı delil olarak banka havale dekontlarına dayanmış olup, davaya konu dekontlarda yer alan açıklamada "110 ADA5 PARSEL ZAHİDE ÖZDENİN TAŞINMAZ SATIŞ BEDELİNİN ÖDENMESİ" ve "110 ada 5 parsel zahide özdeneait taşımaz satış bedeli br" ibareleri bulunmakta olup, bu haliyle davacının borç olarak gönderdiğini ispatlayamadığı, somut uyuşmazlıkta; 6100 sayılı Kanun'un 200. maddesinde belirtilen parasal sınır dikkate alındığında iddianın kesin delille ispatı gerektiği, tanık dinlenmesine davalı tarafın açık muvafakati bulunmadığından dinlenilen tanıkların beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığı, ileri sürülen temyiz sebepleri ile sınırlı inceleme yapılacağı, ispat yükü üzerinde olan davacının davasını yasal delillerle ispat edemediği anlaşılmakla davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.