MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/.. E., 2025/853 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 20. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/... E., 2024/78 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davalı vekili Avukat ...'ün sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalı ile adi yazılı sözleşme kapsamında taşınmaz devri ve bağımsız bölüm satışı konusunda anlaştığını, kararlaştırılan 265.000,00 TL bedelin çeklerle eksiksiz ödendiğini, ancak davalının taşınmaz üzerine banka ipoteği tesis ederek borcunu ödememesi sonucu taşınmazın icra yoluyla satıldığını, bu nedenle tapu devrinin imkânsız hale geldiğini, müvekkilinin iyi niyetle yaptığı ödemelere ek olarak taşınmazda önemli tadilat, sabit gider ve abonelik harcamaları gerçekleştirdiğini ve ayrıca mahrum kaldığı kira gelirinin bulunduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 14.000,00 TL'nin tahsilini talep etmiş; 05.02.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile taşınmaz bedeli alacağını 1.278.147,00 TL, geçmişe dönük kira alacağını 247.500,00 TL olarak artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili, süresinde davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında adi yazılı şekilde yapılan taşınmaz satış sözleşmesinin resmi şekil şartına uyulmadığından geçersiz olduğu, ancak davacının satış bedelini çeklerle ödediği ve sözleşmedeki imzanın davalıya ait olduğu hususlarının tespit edildiği, bu nedenle tarafların sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği aldıklarını iade ile yükümlü bulunduğu, davacının ödediği bedelin ifanın imkânsız hale geldiği tarih itibariyle ekonomik göstergeler dikkate alınarak hesaplanan bedelden sorumlu olduğu, geçersiz sözleşmelerde alıcının kira/ecrimisil talep edemeyeceği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 239.329,89 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, taşınmazda yapılan harcamalara ilişkin talebin ise feragat nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; denkleştirici adalet ilkesini hatalı uygulayarak bedelin dava tarihi yerine ifanın imkânsız hale geldiği tarih esas alınarak belirlenmesinin alım gücünü düşürdüğünü, oysa bilirkişi raporuna göre ödenen çeklerin dava tarihi itibariyle daha yüksek bir değere ulaştığının belirlendiğini, ayrıca sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği ana alacağa zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren temerrüt faizi yürütülmesi gerekirken bu hususun da göz ardı edildiğini, ifa imkânsızlığının dava tarihinde öğrenildiğini ve müvekkilinin müspet zararının karşılanması gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, adi yazılı şekilde düzenlenen gayrimenkul satış sözleşmesi kapsamında ödenen satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca tahsili ile mahrum kalınan kira bedellerinin tazmini istemine ilişkindir.
Temyiz olunan kararın dayandığı bilgi ve belgelere, dava konusu taşınmazın üçüncü kişiye 04.07.2012 tarihinde devredilmiş olduğu görüldüğünde ifanın bu tarihte imkansız hale geldiği, bilirkişi tarafından ödenen bedelin bu tarihte ulaşacağı alım gücünün; çeşitli ekonomik etkenlerin (enflasyon, ÜFE, TÜFE, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs.) ortalamaları alınmak suretiyle belirlenmesinde ve bu tarihte muaccel olan alacağa temerrüdün gerçekleştiği dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.