MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/... E., 2025/834 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2023/... E., 2025/20 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davada kabul edilen ve davalı tarafça temyize konu edilen toplam miktar 32.338,96 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, davacı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; 31.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'nun sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin avukat olduğunu, davalı ... yönetiminin talepleri doğrultusunda alacakların tahsili için icra takipleri başlatıldığını, ancak bu takipler devam ederken davalının 16.02.2022 tarihinde müvekkilini haksız olarak azlettiğini, davalı tarafın icra takip masraflarını ve vekalet ücretlerini peşin ödeyeceğini beyan etmesine rağmen bu güne kadar ne masrafları ne de ücretlerini ödemediğini ileri sürerek; belirsiz alacak olarak şimdilik 1.000,00 TL icra takip masrafları ile hak etmiş olduğu akdi ve yasal icra vekalet ücretlerinin faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talep etmiş; davacı vekili 21.11.2024 tarihli dava değeri artırım dilekçesiyle, 914.000,00 TL kanuni vekalet ücreti, 1.015.000,00 TL akdi vekalet ücreti, 32.338,96 TL bakiye masraf alacağı- yargılama giderinin haksız azil tarihi olan 16.02.2022 tarihinden itibaren işletilecek en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkili site yönetimi tarafından davacıya vekalet verildiğini, site yönetiminin alacaklarının olduğu bazı kat maliklerine icra takibi yapılmasını istediğini, 2021/16662 E. sayılı icra dosyasında borçlu tarafından 14.10.2021 tarihinde 20.811,75 TL ve 16.09.2021 tarihinde 385,29 TL ödeme yapıldığını, davacının parayı uhdesinde tutarak, müvekkili site yönetimine yapılan ödemeyi göndermediğini ve hiçbir şekilde de bilgi vermediğini, bu sebeple de taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiğini, müvekkili tarafından davacının haklı olarak azledildiğini savunarak; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında vekalet ilişkisi kurulduğu ve bu vekalet ilişkisine istinaden yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı, azil gerekçesi yapılan ... İcra Müdürlüğünün 2021/... E. sayılı takip dosyasında yapılan tahsilat hususunda davalının bilgilendirildiğine dair davacı tarafça yazılı bir delil sunulmadığı gibi tahsil edilen bedelin de yapılan masraflar için uhdelerine tuttuklarına dair yani hapis hakkının kullanıldığına dair yazılı bir evrakın da mevcut olmadığının tespit edildiği, ancak avukat tarafından hapis hakkı kullanılırken muaccel hale gelmiş akdi ve bazı hallerde yasal vekalet ücreti ile yaptığı giderlerden doğan alacakları nedeniyle önceden yazılı bildirimde bulunmak şartıyla bu hakkını kullanabileceği ve iş bu hakkın da yalnızca tahsili gerçekleşen dosyadaki alacakları için tanınmış bir hak olduğu göz önünde bulundurulduğunda davacı avukatın hapis hakkını usulüne uygun olarak kullanmadığı, dolayısıyla azlin haklı olduğu, bilirkişi tarafından tespit edilen ve azil tarihinde sonuçlanmayan 26 adet dosyadan ücret talep edemeyeceği, davacının bakiye 32.338,96 TL masraf alacağının bulunduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüyle, 32.338,96 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; somut uyuşmazlıkta ilk derece mahkemesinin azlin haklı nedene dayandığına yönelik değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ve azlin sonucuna yönelik hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin hukuken isabetli ve yerinde olduğu gerekçesiyle; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; mahkemenin müvekkilinin hapis hakkını yazılı olarak kullanmadığı gerekçesi ile azlin haklı olduğuna ilişkin değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, kanunda hapis hakkının yazılı olarak kullanılması gerektiğine ilişkin hiç bir hükmün olmadığını, müvekkilinin karşılamak zorunda kaldığı dosya yargılama gideri masraflarını ilk tahsilatlardan alınmasına davalının muvafakat ettiğini, bizzat davalının istem ve onayıyla birlikte mahsup yaptığını, davalı lehine yargılama gideri vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesine dayalı avukatlık ücreti ve masrafların tahsili istemine ilişkindir.
1. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 166. maddesinde tanımlanan hapis hakkı, sadece vekalet ücreti alacakları ve yapılan giderler oranında kullanılabilir. Hapis hakkını kullanan avukatın, müvekkilin nam ve hesabına tahsil ettiği alacakları geciktirmeksizin iş sahibine bildirmesi, hangi işten dolayı ve ne miktarda ücret ve masraf alacağı olduğunu açıklaması ve konu ile ilgili karşı tarafı bilgilendirdikten ve gerektiği durumlarda yapılacak hesaplaşmadan sonra, alacağı oranında hapis hakkını kullanması gereklidir. Esasen bu durum, avukatın müvekkiline hesap verme yükümlülüğünün de tabii bir sonucudur. Nitekim, 1136 sayılı Kanunu'nun 34. maddesinde, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.” hükmü, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 43. maddesinde de, “Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir.” hükmü bulunmaktadır.
2. 1136 sayılı Kanun'un 174. maddesi uyarınca avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir ancak avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez. Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Zira vekalet ilişkisi bir bütün olup azil, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edeceğinden, azlin haklı olduğunun kabul edilmesi halinde, davacının azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşmeyen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilmesi mümkün değildir. Ancak azil haksız ise avukat, takip ettiği işler nedeniyle sonuçlanmış gibi ücrete hak kazanacaktır.
3. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle hapis hakkının Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarına uygun olarak kullanıldığının ispatlanamadığı, haklı azil nedeniyle vekalet ilişkinin sona erdiği tarihte tamamlanan işler olmaması nedeniyle vekalet ücreti talep edilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafça mahkeme kararında davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğu iddia edilmiş ise de, davalı lehine yargılama gideri olarak hükmedilen vekalet ücretinin harçlandırılan değer üzerinden ve karar tarihinde yürürlükte bulunan tarife esas alınarak belirlendiği anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibariyle REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.