MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2024/... E., 2025/... K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili ve adli yardım talepli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve davalı vekilinin adli yardım talebinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava konusu taşınmazın 04.07.2003 tarihinde yapılan ihalesi ile mesire yerinin işletmeciliğini .... Şti.nin kazandığını, 29.07.2003 tarihinde ihale sözleşmesi ve şartnamesinin imzalandığını, 21.10.2003 tarihinde bu şirketin bütün hisselerinin davalı şirket tarafından satın alınması nedeniyle 10.03.2004 tarihinde 2004 yılına ait ek sözleşme imzalandığını, 2004 yılına ait işletme bedelinin 1. taksitinin ilgili hesaba yatırıldığını, ancak 2. ve 3. taksitlerin yatırılmaması, İdarenin yazı ve ihbarların sonucu değiştirmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, akabinde açılan tahliye davasının kabul edilmesi üzerine tahliye kararının infazı için takip yapıldığını, sözleşme hükümleri doğrultusunda ÜFE oranları dikkate alınarak işletme bedellerinin güncellendiğini, davalının tahliye kararına rağmen kiralananı teslim etmemesi nedeniyle sözleşmede belirtilen cezai şartı ödemesi gerektiğini ileri sürerek; 2006 yılı işletme bedeli 259.668,23 TL, 2007 yılı işletme bedeli 289.737,78 TL, 2008 yılı işletme bedeli 306.948,15 TL, 2009 yılı işletme bedeli 331.841,63 TL ve 20 10... günlük işletme bedeli 129.050,04 TL olmak üzere toplam 1.317.245,83 TL’nin ve işletme bedeli tutarlarına vade tarihinden itibaren hesaplanacak gecikme zammının, ayrıca 25.05.2010 tarihinden itibaren sözleşme hükümlerine göre aylık kira bedelinin bir günlüğünün 50 katı olan 16.949.856,00 TL’nin cezai şart olarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, kira sözleşmesinin feshinde davacının kusurlu olduğunu, sözleşme gereği müvekkiline teslim edilmesi gereken alanın 12.465 m² kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını, bu alana yapılan müdahalenin men’ine karar verildiğini, sözleşmenin başlangıcından itibaren kira bedellerinin sözleşmeye uygun olarak ödendiğini, ancak 2004 yılında taşınmazın eksik teslim edildiğinin belirlendiğini, davacı Bakanlığın ise sözleşme konusu arsadaki eksikliği hiç dikkate almayacak tam kira bedeli ödenmesini istediğini, davacı Bakanlığın edimlerini yerine getirmeden sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, müvekkilinin taşınmazı tahliye ve teslim ettiğini, taşınmazı işletmediği gibi fiili tasarrufta da bulunmadığını, iki tarafın fesih iradesi karşılıklı olduğundan davacının kira bedeli ve tazminat istemlerinin yasal dayanağının bulanmadığını, hesaplamalar yapılırken kiralananın alanına isabet eden kira bedelinin tespit edilmesini, ayrıca istenilen tazminat miktarlarının da fahiş olup indirim yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 24.03.2021 tarihli kararıyla; davanın açıldığı 18.05.2011 tarihinden geriye doğru 5 yıl hesaplandığında 2006 yılının 1. ve 2. taksitlerine yönelik talebin zamanaşımına uğradığı, ayrıca dava konusu sözleşme kapsamında davalıya kiralanan ve teslim edilen taşınmaz 17.133 m² olduğu halde daha sonra Hazine tarafından açılan dava sonucunda kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan kısımdan davalının müdahalesinin menine karar verildiği, bu durumda bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalının sözleşme kapsamındaki alanın %34,28'ini kullanamaması nedeniyle bu oranda indirim yapılması gerektiği, her ne kadar davacı sözleşmede düzenlenen cezai şartı talep etmiş ise de, kesinleşen tahliye kararına rağmen icra takibi yaparak davalıyı tahliye etmeyen davacının zararın doğmasına ve artmasına sebep olduğu için sözleşmedeki cezai şartı 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 52. maddesi uyarınca talep edemeyeceği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 809.469,41 TL işletme bedeli, 583.677,90 TL gecikme faizi olmak üzere toplam 1.393.147,31 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, işletme bedeli ve gecikme faizinin fazlaya ilişkin kısmı ile ceza şartı bedelinin tamamına yönelik talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Dairece verilen 17.07.2023 tarihli ilamla; ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/... E., 2008/271 K. sayılı dosyasında, dava dışı Hazine tarafından davalı kiracı aleyhine müdahalenin meni istemli dava açıldığı, davanın kabulüne dair verilen 25.03.2008 tarihli kararın 05.01.2009 tarihinde kesinleştiği, bahsi geçen kararın kesinleşmesi ile davacı kiraya verenin kiralananı kullanıma elverişli şekilde bulundurmaya yükümlüğünün ihlalinin söz konusu olabileceği, Mahkemece; kiracı hakkında verilen müdahalenin meni kararının kesinleşmesinden itibaren kira bedelinden indirim yapılabileceği gözetilerek bir bu kapsamda bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde 2006 yılından itibaren kira bedellerinde indirim yapılarak kira alacağının tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı, davalı kiracının sözleşmede kararlaştırılan cezai şart bedelinden sorumlu olduğu, cezai şartın fahiş olduğu ve indirim yapılması gerektiği yönündeki savunması üzerinde durularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, dava tarihinden itibaren işleyecek faize ilişkin hüküm kurulmamasının doğru görülmediği, dava dilekçesinde 2010 yılı için 134 günlük kira bedeli talep edildiği halde 127 günlük kira bedeline hükmedilmesinin gerekçesine kararda yer verilmemiş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğu, kabule göre de; davacının talebini aşar şekilde belirlenen kira bedellerinin esas alınmasının doğru görülmediği gerekçesiyle, kararın davacı yararına bozulmasına bozma sebebine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
2.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı Kanunun 126.maddesinin 1.bendine göre kira sözleşmesinden kaynaklanan alacakların beş yıllık zaman aşımına tabi olduğu, 2006 yılının 1.ve 2. taksit kira bedeli alacağı talebinin zamanaşımına uğraması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, dava dışı Hazine tarafından davalı kiracı aleyhine müdahalenin meni istemli açılan davanın kabulüne dair verilen kararın kesinleştiği 05.01.2009 tarihinden itibaren kira bedelinden indirim yapılmasının zorunlu olduğu, bu doğrultuda denetime ve bozma ilamına uygun hesaplama içeren ek rapordaki hesaplamanın Mahkemece de benimsendiği, ek raporda davacı lehine hesaplanan cezai şartın fahiş olup hakkaniyet ve taraflar arasındaki menfaat dengesi açısından tenkisine karar verilmesi gerektiği, cezai şart alacağından takdiren %40 oranında indirim yapıldığı gerekçesiyle; talep ile bağlı kalınarak davanın kısmen kabulüne, dava konusu 2006 yılı yönünden KDV’si ile birlikte 259.668,23 TL, 2007 yılı yönünden KDV’si ile birlikte 289.737,78 TL, 2008 yılı yönünden KDV’si ile birlikte 306.948,15 TL, 2009 yılı yönünden KDV’si ile birlikte 218.086,32 TL, 2010 yılı yönünden KDV’si ile birlikte 84.811,69 TL olmak üzere toplam 1.159.252,17 TL işletme bedeli ve söz konusu işletme bedeli alacaklarına dava tarihine kadar işlemiş 1.041.270,51 TL faiz alacağı ile birlikte toplam 2.200.522,68 TL alacağın hüküm altına alınan her bir işletme bedeli alacağına ayrı ayrı vade tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun'un 51. maddesinde belirtilen oranda işleyecek gecikme zammı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının cezai şart alacağına yönelik talebinin kısmen kabulüne, 5.772.257,76 TL cezai şart alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ :
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; 2006 yılı işletme bedelinin 1. ve 2. Taksitlerinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin imzalanmasını müteakip kiracıya 17.133 m² yüz ölçümüne sahip yapı ve tesislerin teslim edildiğini, kıyı kenar çizgisi içerisinde kalsa da orman vasfını koruyan alanda İdarenin tasarruf yetkisinin bulunduğunu, işletmecinin bu alanı kullanım hakkının Kıyı Kanunu’na uyulması kaydıyla mümkün olabileceğini, kira bedelinden alanın tamamının kullanılamadığından bahisle %34,28 oranında indirimi yapılmasının haklı bir yönü olmadığını, cezai şart alacağını indirimli kira bedeli üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğunu, ceza bedelinden %40 indirim yapılmasının hak ve nesafet kurallarına aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili; davacının ihale gereği teslim etmesi gereken 17.133 m² alanı teslim edemeyerek temerrüde düştüğünü, müvekkilinin bu alanın önemli kısmını kıyı-kenar çizgisi, orman alanı vb. olması sebebiyle kullanamadığını, davacının ayıplı ifası sebebi ile beklediği ekonomik yararı elde edemeyen ve hatta zarara uğrayan müvekkilinin, davacının haksız olarak sözleşmeyi feshetmesinden sonra taşınmazı tahliye ettiği 2007 yılından itibaren kira bedeli istenemeyeceğini, kararda açıkça zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile reddine karar verilen tutarların mahsup edilmeksizin alacak kalemine eklenmesi suretiyle hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratıldığını, bilirkişi raporuna ve ek rapora yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, kiraya verenin kusuru dikkate alınmaksızın kusur ve hakkaniyet indimi gözetilmeden hesaplama yapıldığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kira alacağı ve cezai şart istemine ilişkindir.
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 297.maddesinin ikinci fıkrası gereği hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Aynı Kanunun 298/2 hükmünde ise gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı öngörülmüştür.
Mahkeme kararının gerekçesinde; 20 06... . ve 2.taksit kira bedeli alacağının zamanaşımına uğradığı, buna yönelik talebin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen, gerekçenin sonunda 2006 yılı kira bedelinin tamamı olan 259.668,23 TL’nin tahsiline karar verilmesi gerektiği belirtildiği ayrıca hüküm fıkrasında da 2006 yılı kira bedeli olan 259.668,23 TL’nin tahsiline karar verildiği, bu şekilde hem gerekçe içerisinde, hem de hüküm ve gerekçe arasında çelişki yaratılmış olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2. Bozma sebebine göre; davalı vekilinin sair, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanunun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA,
2.Bozma sebebine göre; davalı vekilinin sair davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
1086 sayılı Kanunun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.