MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/835 E., 2025/1014 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/160 E., 2025/65 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...’in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalının müvekkiline tahsis edilen taşınmaza ilişkin tahsis kararının iptaline karar verdiğini, yönetim kurulu kararına göre taksitlerin ödenmemesi nedeniyle iptal edildiği belirtilmiş olmasına rağmen, bedelsiz olarak tahsis edilen taşınmazın da iptal edilmesinin hatalı olduğunu, 2022 yılında 2 kez ödeme tebliği yapılmasına rağmen ödeme yapılmadığının iddia edildiğini, iddianın gerçek dışı olduğunu, gönderilen tebligatların taraflarına ulaşmadığını, daha sonra tebliğ edilen tebligatta ise müvekkilinin borcu ifa ettiğini, herhangi bir sorumluluğu kalmadığını, tahsis hakkının elinden alınmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; davalının satış işleminin iptali yönündeki 07.07.2023 tarihli ve 118 sayılı işleminin iptaline, dava konusu taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; genel kurul / yönetim kurulu kararlarının iptaline ilişkin davaların üç aylık süre içerisinde açılabileceğini, davacının işbu süre içerisinde dava açmadığını, tahsisi yapılan parselde inşaat çalışmalarına başlanılmadığı ve vadesi gelen arsa taksitlerinin ödemesinin yapılmaması nedeniyle OSB Uygulama Yönetmeliğinin 59. maddesi uyarınca tahsisin iptaline karar verildiğini, bu hususa ilişkin 13.07.2023 tarihli yazıyla davacıya 19.07.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, yönetim kurulu kararının hukuka ve usule uygun bir karar olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ... Yönetim Kurulunun 07.07.2023 tarihli ve 118 sayılı kararı ile davacıya tahsis edilen 80 40... parselin tahsisinin iptaline karar verildiği, belirtilen 118 nolu kararın davacıya 19.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/4-329 E., 2014/147 K. sayılı ilamında; "O halde, müteşebbis heyet tarafından alınan kararların iptali için hakdüşürücü nitelikteki dava açma süresi yönetmelikte düzenlenen bir ay değil, mülga 6762 Sayılı TTK’nın 381. maddesi (6102 Sayılı TTK m.445) uyarınca üç aydır." şeklinde öngörüldüğü gibi; OSB Yönetim Kurulu kararlarına karşı karar tarihinden itibaren üç ay içinde iptal davası açılabileceği, OSB Yönetim Kurulu kararının davacıya 19.07.2023 tarihinde sigortalı çalışana tebliğ edildiği, davacının üç ay geçtikten sonra 28.12.2023 tarihinde davayı açmakla hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; yönetim kurulu kararı için herhangi bir hak düşürücü/zamanaşımı süresi tayin edilmediğini, müvekkiline yapılan tebliğin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taksitlerin ödenmemesinden dolayı iptal edildiği belirtilmiş olmasına rağmen bedelsiz olarak tahsis edilen taşınmazın da iptal edilmesinin hatalı olduğunu, yasal süre içerisinde tahsis bedeli ödenmediği iddiasının gerçek dışı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, OSB Yönetim Kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.
Davalı OSB Yönetim Kurulunun 07.07.2023 tarihli kararı ile davacıya yapılan arsa tahsisi iptal edilmiştir. Davacı tarafından 28.12.2023 tarihinde açılan işbu davada, İlk Derece Mahkemesince; davanın açılması için öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu ise, Bölge Adliye Mahkemesince aynı gerekçeyle reddedilmiştir.
Derece Mahkemelerince karara esas alınan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (YHGK) 26.02.2014 tarihli ve 2013/4-329 E., 2014/147 K. sayılı ilamında; 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgesi Kanunu’nun (4562 sayılı Kanun) 25. maddesinin 5. fıkrasının “Genel kurulun teşkilini müteakip bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde, OSB'lerin organları ile ilgili olarak Türk Ticaret Kanununun anonim şirketlerin organları ile ilgili hükümleri kıyasen uygulanır.” hükmünü içerdiği, dava tarihinde yürürlükte olan Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği’nin 34. maddesinin 1. fıkrasında ise “Aşağıda yazılı kişiler, kanun, yönetmelik, kuruluş protokolü ve ana sözleşmede belirtilen hususlar ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiasıyla genel kurul kararları aleyhine, toplantıyı izleyen günden başlamak üzere 30 gün içinde, OSB'nin bulunduğu yerdeki ilgili mahkemeye başvurabilir.” düzenlemesine yer verildiği, normlar hiyerarşisine göre en üstte Anayasa’nın, ondan sonra sırasıyla kanun, tüzük ve yönetmeliklerin geldiği, yönetmeliklerle bir yasa hükmüne açıklık getirerek uygulamaya geçirilmesinin amaçlandığı, kanun ve tüzükte öngörülen hak sağlayıcı düzenlemelerin yönetmelikle kaldırılamayacağı veya daraltılamayacağı gibi, bu tür düzenlemelerde öngörülmeyen yasaklayıcı veya sınırlayıcı hükümlerin yönetmelikle getirilemeyeceği, 4562 sayılı Kanunda iptal davasının açılabilmesi için bir sürenin düzenlenmediği, aynı Kanunun 25. maddesinin gönderme yaptığı 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 381. maddesinde iptal davası açmak için üç aylık bir hak düşürücü süre öngörüldüğü, uyuşmazlık konusu olan, müteşebbis heyet tarafından alınan kararların iptali için hak düşürücü nitelikteki dava açma süresinin anılan Kanunun 381. maddesi uyarınca üç ay olduğu belirtilmiştir.
Bu karardan sonra, 01.07.2017 tarihli ve 30111 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7033 sayılı Kanunla, 4562 sayılı Kanunun 25. maddesinin 5. fıkrası “OSB’lerde tutulacak defterler ve genel kurul toplantılarında görevlendirilecek Bakanlık temsilcisi konularında OSB mevzuatında hüküm bulunmayan hâllerde 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun anonim şirketlere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklinde değiştirilmiştir. Söz konusu maddede yapılan bu değişiklikle; önceki düzenlemeden farklı olarak, OSB’lerin organlarına yer verilmemiş, sadece OSB’lerde tutulacak defterler ve genel kurul toplantılarında görevlendirilecek Bakanlık temsilcisi konularıyla sınırlı olarak, 6102 sayılı Kanuna gönderme yapılmasıyla yetinilmiştir. Diğer bir anlatımla, yapılan bu değişiklik sonrasında, 6102 sayılı Kanunun anonim şirketler ile ilgili hükümlerinin, 4562 sayılı Kanunun 6. maddesinde OSB’lerin organları olarak sayılan; müteşebbis heyet (işletme aşamasında genel kurul), yönetim kurulu, denetim kurulu ve bölge müdürlüğü hakkında uygulanması söz konusu olmayacaktır.
Diğer taraftan, 7033 sayılı Kanunla değiştirilen 4562 sayılı Kanunda iptal davası açılması için bir süre öngörülmemiştir. Ancak 02.02.2019 tarihli ve 30674 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinin (Yönetmelik) 22. maddesinde ise, genel kurul kararları aleyhine, toplantı tarihinden itibaren üç ay içinde OSB’nin bulunduğu yerdeki mahkemeye başvurulabileceği düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen YHGK ilamında da açıklandığı üzere, 4562 sayılı Kanunda öngörülmeyen hak düşürücü süre ile ilgili olarak Yönetmelik ile bir düzenleme yapılması düşünülemez. Bu nedenle, söz konusu Yönetmelik hükmünün, OSB’lerin organları tarafından verilen kararların iptali için açılacak bir davada kıyasen uygulanması mümkün değildir.
Öte yandan, 4562 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca OSB’lerin sevk ve idaresini yürütmekle görevli olan yönetim kurulu kararlarının; doğrudan OSB’nin katılımcıların kişisel haklarını etkilediği, aleyhine sonuçlar doğurduğu hallerde, ilgili katılımcının söz konusu yönetim kurulu kararının iptalini dava konusu edebileceği kabul edilmelidir.
Gelinen bu aşamada, 05.09.2024 tarihli ve 32653 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 31. maddesi ile değiştirilen Yönetmelik’in “Arsa tahsisinin iadesi veya iptali” başlıklı 62. maddesinin açıklanmasında fayda bulunmaktadır. Söz konusu maddede yapılan değişiklikle, yönetim kurulu tarafından yapılan tahsis iptali işleminin, taraflara tebliğ edildiği tarihte geçerlilik kazanacağı hüküm altına alınmıştır.
Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bir OSB katılımcısının, yönetim kurulu tarafından hakkında verilen arsa tahsisinin iptali kararına karşı, tebliğ edildiği tarihten itibaren dava açması mümkündür.
Ancak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Dürüst davranma" başlıklı 2. maddesinde yer alan; "...Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz..." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanun maddesinde; hakların dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiği ifadesinin ardından, hakların açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı belirtilmiştir. Bu ifade şeklinden hareketle; yönetim kurulu kararının iptali davasının, iptali istenen işlemin öğrenilmesine (Yönetmelikte yapılan değişiklik sonrasında tebliğ edilmesine) müteakip makul bir süre içerisinde açılması gerekir. Zira, aleyhe sonuçlar doğuran bir işlemin öğrenilmesine rağmen, dava açma hakkının aradan uzunca bir süre geçtikten sonra kullanılması, açıkça hakkın kötüye kullanılmasını oluşturur (Dairemizin 24.11.2025 tarihli ve 2024/2427, 2025/5602 K. sayılı ilamı da aynı yöndedir).
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacıya yapılan arsa tahsisinin, OSB Yönetim Kurulunun 07.07.2023 tarihli kararıyla iptal edildiği, kararın davacıya 19.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davacının dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde bu tebligatın usulsüz olduğunu açıkça ileri sürmediği, kararın tebliğinden sonra davanın ise beş ay kadar süre geçtikten sonra 28.12.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; davanın makul süre geçirildikten sonra açıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlıkta uygulanma olanağı bulunmayan 6102 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı ise de, karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin 4. fıkrası hükmü gereğidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, sonucu itibariyle doğru bulunan İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA,
40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin karşılıklı alınıp birbirlerine verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.