MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/... E., 2025/876 K.
İLK DERECE MAHKEMES : ... 2. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2022/... E., 2024/115 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 31.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı ... vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalıya vekaleten, davalının ...'ın biyolojik babasının olmaması sebebiyle soybağının reddi davası, biyolojik babasının ...olması sebebiyle babalık davası ve biyolojik babasının ...olduğunun tespit edilmesi halinde biyolojik babasından kalan mirasın kendi adına isabet edecek payın, adına tescili ve gerekli görülmesi halinde bu hususta tapu iptal ve tescil davası ile tazminat davası açılması işini üstlendiğini, taraflar arasında yapılan sözleşme gereğince davacı tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesinin (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) 2020/... esas sayılı dosyası ile soybağının reddi davası, yine .... Asliye Hukuk Mahkemesinin (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) 2021/1 esas sayılı dosyası ile babalık davası açıldığını, iş bu davalar devam ederken davalının mirasçılar ile sulh olduğunu ve miras taksim sözleşmesi protokolü imzalandığını, protokol kapsamında ... ili Kemer ilçesi Çamyuva mahallesi 5 36... parsel nolu taşınmazın davalıya başkaca miras hakkı hak talep edilmemesi kaydıyla devredilmesi ve ayrıca 130.000,00 TL nakit ödenmesi hususunda anlaşıldığını, anlaşmanın yapıldığı tarihte taşınmazın gerçek değerinin 1.500.000,00 TL olduğunu, taraflar arasında yapılan avukatlık ücret sözleşmesi gereğince müvekkilinin 250.000,00 TL maktu ve taşınmazın değerine isabet eden 300.000,00 TL nispi vekalet ücreti hak kazanmasına rağmen sadece 130.000,00 TL vekalet ücreti ödendiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 420.000,00 TL'nin ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 18.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep etmiş, 06.11.2023 tarihli dilekçe ile talebini 984.960,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkilinden istenen ücretlerin ve yapılan sözleşmenin hiçbir şekilde hukuki dayanağı bulunmamakla birlikte gerek meslek etiğine, gerekse genel ahlak kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, sözleşme içeriğine bakıldığında iş sahibi müvekkilinin yararını korumaya yönelik herhangi bir madde geçmediğini, davacı tarafın sadece kendi haksız çıkarını korumaya yönelik müvekkiline söz konusu sözleşmeyi imzalattığını, davacı tarafın sözleşmede geçen ve karşılığı olduğu iddia edilen tapu iptal tescili ve tazminat davasının açılmadığını, davacıya borcunun olmadığını, 130.000,00 TL ödeme yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; miras taksim sözleşmesine göre davalıya düşeceği kararlaştırılan taşınmazın 24.12.2021 tarihinde davalıya devredildiği, davaların 10.01.2022 tarihinde feragat nedeniyle reddedildiği, taraflar arasında imzalanan 15.12.2020 tarihli avukatlık sözleşmesine göre 250.000,00 TL maktu vekalet ücreti ödenmesi konusunda anlaşıldığı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin birçok kararında, sözleşmede kararlaştırılan ücretin müddeabihin tamamına yakın olmasının, iyiniyet kurallarına aykırı sayılacağı ve avukatlık ücret sözleşmesini geçersiz kılacağının kabul edildiği, bu kapsamda avukatlık sözleşmesinde belirlenen 250.000,00 TL maktu ücrete ilişkin hükmün TBK'nın 27. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden geçersiz olması gerektiği, nispi vekalet ücreti yönünden ise dava konusu davalıya düşen taşınmazın davalıya devir tarihindeki gerçek değeri olan 4.324,800,00 TL'nin Avukatlık Kanunu'nun 164/4 maddesi gereği takdiren %10'una denk gelen 432.480,00 TL olacağı, bu bedelden ödendiği kabul edilen 130.000,00 TL'nin düşülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne; 302.480,00 TL'nin 24.01.2022 tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; soybağı davalarının tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri dava türlerinden olmadığı, bu nedenle yukarıda belirtilen .... Noterliğinin 23.12.2021 tarihli düzenleme şeklinde sözleşmesinde yer alan; "..davalılar ..., ... ve .... muris ...'nin, davacı ...'ın babası olduğunu haricen sulh yolu ile kabul etmişlerdir.." şeklindeki beyanın hukuken bir geçerliliği bulunmadığı, yapılan sulh sözleşmesinin geçersiz olduğu, Avukatlık Kanunu'nun 165. maddesinin uygulama yerinin bulunmadığı, yapılan sözleşmede .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/1 Esas sayılı dosyası hakkında anlaştıklarının belirtildiği, söz konusu davanın babalık davasına ilişkin olduğu, .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/... Esas sayılı dosyasını kapsamadığı, söz konusu dosyanın soy bağının reddi davası olduğu, bu dava neticelenmeden babalık davasının da sonuçlandırılamayacağı, ücret sözleşmesinde belirtilen; tapu iptali tescil ve tazminata ilişkin açılmış bir davanın da bulunmadığı, sözleşmeden kararlaştırılan ücretin; üç ayrı işe ilişkin olduğu, babalık ve soybağının reddi davalarının maktu ücrete tabi olmakla birlikte tapu iptali ve tazminat davalarının nispi vekalet ücretine tabi olduğu, kararlaştırılan 250.000,00 TL ücretin ne kadarının hangi işe ait olduğunun belirgin olmadığı, ücret tartışmalı olduğundan davacının açmış olduğu babalık ve soybağının reddi davaları nedeniyle ilk hukuki yardımın yapıldığı (soybağının reddi davasının dava tarihi olan 18.12.2020 ve babalık davasının dava tarihi olan 05.01.2021) tarihlerdeki maktu vekalet ücretleri olan 3.400,00 TL + 4.080,00 TL = 7.480,00 TL vekalet ücretine hak kazandığı, davacıya 130.000,00 TL vekalet ücreti ödendiğinden talep edebileceği bir vekalet ücretinin bulunmadığı, 7251 sayılı kanunla 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'a eklenen 6502 sayılı kanunun 73/A-2.maddesinde Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 11. fıkrasının tüketici aleyhine uygulanamayacağı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; sözleşmenin konusu ve kapsamından açıkça anlaşılacağı üzere sözleşme gereği belirlenen maktu vekalet ücretinin tek bir iş için değil aksine birden fazla iş için olduğunu, davaların bedellerinin belirli ve net olmadığına ilişkin belirlemenin usul ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkili tarafından açılan ve takip edilen babalık davası, babalığın reddi davası ve davalının biyolojik babasından kalan taşınmazın davalı adına tescilinin sağlandığı dikkate alındığında sözleşmedeki bedelin müddeabihin tamamına yakın olmadığı, sözleşmenin geçersiz olmayacağı, aksi düşünülse dahi sözleşmenin bir kısmının geçersiz olması tamamının geçersiz olması sonucunu doğurmayacağını, taraflarca kabul edilen sözleşme gereği taşınmazın belirlenen değeri üzerinden %20 oranında ücret takdir edilmesi gerekirken Mahkemece %10 oranında takdir ve kabul edilen ücretin ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkil ve davalı arasında yapılan sözleşmenin belli bir hukuki yardımı kapsadığı, hangi hukuki yardım ve iş için ücretin kararlaştırıldığının belirli olduğu, davalının babasından kalan miras payının davalı adına geçirilmesinin sağlandığı, sözleşmenin ifa edildiği dikkate alındığında yapılan avukatlık sözleşmenin geçerli olduğunu, müvekkil tarafından karşı vekalet ücreti olarak alınan 130.000,00 TL'nin iyi niyetli olarak düşüldüğünü, davalının arabulucu tarafından defaten aranılmış olmasına rağmen mazeretsiz bir şekilde bilerek ve isteyerek toplantıya katılmak istemediğini açıkça beyan ettiğini, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin kanuna aykırı olduğunu
ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, avukatlık sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Avukatlık Kanunu’nun 163/1. maddesinde, “Avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenir. Avukatlık sözleşmesinin belli bir hukuki yardımı ve meblağı yahut değeri kapsaması gerekir.” düzenlemesi mevcuttur. Avukatlık ücreti avukatın vekalet hizmetine karşılık olarak avukatla iş sahibi arasında serbestçe kararlaştırılabilir ise de ücret tarifesindeki asgari miktarın altında kalan bir ücret karşılığında iş ve dava kabulü de ayrıca yasaklanmıştır. Öte yandan avukatlık ücreti belli bir miktarı da kapsamalıdır. Şu kadar ki hasılı davaya iştirak olmamak, davada gösterilen başarıya göre değişmek ve yüzde yirmi beşi aşmamak kaydıyla dava olunan veya hükmolunan şeyin belli bir yüzdesinin de avukatlık ücreti olarak kararlaştırılması mümkündür (Av. Kanunu madde 164/1-2-3). Bu koşullar altında avukatlık ücreti belli bir miktarı kapsamak üzere serbestçe kararlaştırılabilir.
Davacı avukat ile davalı arasında düzenlenen 15.12.2020 tarihli Avukatlık Sözleşmesinin "hukuki yardımın konusu" başlıklı maddesi ile; "iş sahibi ...'ın nüfusta kayıtlı olduğu ... isimli kişinin biyolojik babası olmaması nedeniyle soy bağının reddi davası, biyolojik babasının ...olması sebebiyle babalık davası ve biyolojik babası ...'nin vefat etmiş olması nedeniyle biyolojik babasından kalan mirasın kendi adına tescili veya gerekli görülmesi halinde bu hususta tapu iptali tescil ile tazminat davası açılmana ilişkindir" hükümleri ile davacı avukatın vekalet ile üstlendiği işin tanımı yapılmıştır.
Sözleşmenin "maktu ücret" başlıklı maddesinde, soybağının reddi, babalık davası ve biyolojik babasından kalan mirasın iş sahibi adına veya gerekli görülmesi halinde bu hususta tapu iptal ve tescil ile tazminat davası açılmasına ilişkin olarak 250.000,00 TL maktu ücret belirlendiği, davalının biyolojik babasından kalan mirasın iş sahibi adına tescili için tapu iptal davası açılmasına gerek bulunmadan tescilin yapılması veya davalının diğer mirasçılar ile başka bir şekilde sulh olması, bu hakkından feragat veya vazgeçmesi halinde de davacının belirlenen ücretin tamamına hak kazanacağı belirtilmiştir.
Sözleşmenin "nisbi ücret" başlıklı maddesinde ise; davalının biyolojik babasından kalan mirasın kendi adına isabet eden payının gerçek değeri üzerinden %20 ücret ödeneceği, herhangi bir nedenle babalık davasının kazanılmasından sonra davalının biyolojik babasından kalan mirasın iş sahibi adına tescili için tapu iptal davası açılmasına gerek bulunmadan tescilin yapılması veya iş sahibinin diğer mirasçılar ile başka bir şekilde sulh olması, bu hakkından feragat veya vazgeçmesi halinde de avukatın belirlenen ücretin tamamına hak kazanacağı düzenlenmiştir.
15.12.2020 tarihli sözleşmenin, Avukatlık Kanunu 163/1. maddesinde aranan belli bir hukuki yardımı kapsadığı, hangi hukuki yardım ve iş için ücretin kararlaştırıldığının belirli olduğu, sözleşmenin geçerli olduğu, tarafların serbest iradeleri ile müzakere edildiği, haksız şart içermediği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamından davacı avukatın davalı lehine soy bağının reddi ve babalık davalarını açtığı, iş bu davalar devam ederken davaların taraflarının 23.12.2021 tarihli sözleşme ile davalardan feragat edilmesi halinde davalıya 936 ada, 13 parselin verileceği hususlarında anlaştıkları, bahse konu taşınmazın da 24.12.2021 tarihinde davalı adına tescil edildiği, sonrasında davalının soy bağının reddi ve babalık davalarından 25.12.2021 tarihinde feragat ettiği 18.01.2022 tarihinde de davacı avukatın azledildiği anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davalının davacı avukata vekalet vermesindeki amacın gerçekleştiği, avukatın sözleşme ile üstlendiği edimi ifa ettiğinin kabulü gerekmektedir.
O halde dava konusu ihtilafın geçerli olan Avukatlık Sözleşmesi hükümlerine göre ve davalının takip edilen davaların karşı tarafı ile sulh olduğu ve sulh olunan miktarın da 23.12.2021 tarihli sözleşme ile davalıya devri kararlaştırılan taşınmaz olduğu hususları gözetilip, bu belirlemelere göre sözleşme hükümleri değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar vermesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bu sebeple bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.