MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/... E., 2025/894 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2019/... E., 2023/752 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 31.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir
Belli edilen günde gelen davalılar ... Cerrahi Hastahane ve Sağlık Hiz. A.Ş. ve ... vekili Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin yaklaşık 1 yıl önce davalı doktora bel fıtığı rahatsızlığı nedeniyle muayene olduğunu, yapılan tetkikler sonucunda davalı hastanede ameliyatın gerçekleştiğini, ameliyattan iki ay geçmesine rağmen müvekkilinin rahatsızlığında olumlu bir gelişme olmadığı gibi şikayetlerinin de devam ettiğini, kalça ve ayakta ağrı ile hissizliğin devam etmesi nedeniyle yeniden davalıya başvurduğunu, davalı ameliyat sonrası takılan vidalarda problem olabileceğini, bunun bir süre sonra düzeleceğini belirttiğini, aradan geçen süreçte müvekkilinin söz konusu rahatsızlığına ilişkin olarak olumlu bir gelişme yaşamadığı gibi aksine günden güne durumunun daha kötüye gittiğini, başka bir doktora muayene olduğunda yukarıda bahsi geçen ameliyatın hatalı yapıldığını, bu nedenle sağlık durumunda bir düzelme olmadığı gibi durumun daha kötüye gittiğini, aynı konuda yeni bir ameliyat olması gerektiğini, ancak yeni ameliyatın başarı oranının çok az olduğunu ve kalıcı arızalar bırakabileceğini ileri sürerek; 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın ameliyat tarihi olan 26.09.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili, müvekkillerinin aydınlatma yükümlülüğü dahil olmak üzere üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, davacıdan gerekli onamlar alındıktan sonra ameliyatın yapıldığını, davacının ameliyat sonrasında soldaki uyuşukluğunun ve sfinkter kusurunun geçtiğini söylediğini, 1,5 ay sonra uzun süreli yürüyüşlere ve koşmaya başladığını, davacının ameliyatında bir eksiklik veya yanlışlık olmadığını, gerekli özen ve dikkati gösterip tıp kurallarına uygun davrandıklarını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; denetime elverişli nitelikteki ATK ve bilirkişi heyet raporlarında iddia konusu tedavi ve teşhislerle ilgili davalı hastane ve doktorun herhangi bir hizmet kusurunun mevcut olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekilli istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıya uygulanan tedavide davalı tarafa atfedilebilecek ihmal veya kusurun bulunmadığı, dava dilekçesinde ve yargılama aşamasında ileri sürülmeyen aydınlatma ve bilgilendirme yükümlülüğünün ihlal edildiği yönündeki iddianın istinaf aşamasında ileri sürülemeyecek olduğu ve iddianın genişletilmesi mahiyetinde kaldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; tanık beyanlarının müvekkilinin davalı tarafından ameliyat edilmesinden sonra kötüleşme sürecine girdiğini gösterdiğini, somut olaya göre rapor tanzim edilmediğini, soyut genel geçer komplikasyon ve komplikasyon yönetimine dayalı rapor tanzim edildiğini, müvekkilinin ameliyat sonrasında oluşabilecek olası komplikasyonlar konusunda bilgilendirmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı özel hastane ve doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davrandığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda; dosya kapsamında bulunan ve karara esas alınan bilirkişi raporunda; davalı hekime atfedilecek bir kusurun olmadığı, yapılan tedavinin tıp kurallarına uygun olduğu belirtilmekle, tazminata hükmedilebilmesi için kusur, zarar ve illiyet bağının bir arada olması gerektiği, davacı hastada ortaya çıkan durum yönünden ortada kusur bulunmadığının açık olduğu, aydınlatılmış onam hususunda ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde ise; davacı tarafça dava dilekçesinde ileri sürülmeyen bu hususun sonradan ileri sürülmesinin iddianın genişletilmesi kapsamında olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.