MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/... E., 2025/657 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/... E., 2023/518 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; 24.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalı inşaat firmasıyla 06.01.2017 tarihinde dava konusu bağımsız bölümlerin satışı için adi yazılı şekilde gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri imzaladığını, konut amacıyla satın aldığı bu taşınmazlar için toplam 112.394 USD ödediğini ve ayrıca senetler verdiğini ileri sürerek; resmi şekil şartına uyulmaksızın imzalanan sözleşmelerin iptalini ile sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca ödenen bedelin yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerin tek taraflı irade beyanıyla feshedilemeyeceğini, dava konusu projenin sözleşmede belirtilen tarihten önce tamamlandığını, davacıya teslim için iadeli taahhütlü mektupla çağrı yapıldığını ancak tebligatın iade edildiğini, sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülüklerin yerine getirildiğini ve davacının kusuru nedeniyle teslimin gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında imzalanan adi yazılı şekilde imzalanan sözleşmelerin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 40. maddesinde yasal dayanak bulan ''Ön Ödemeli Konut Satış Sözleşmeleri'' olarak tanımlanabileceği, davacının sözleşme ile kararlaştırılan edimlerin yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmeden dönme ve sözleşme bedelini faiziyle birlikte talep hakkına sahip olduğu, sözleşmeden doğan satış bedelinin dava edilen tutarının davacı tarafça ödendiği, kalan vadeli bonolar ile ödenecek kısmın ise ödenmediği, tapuda dava konusu bağımsız bölümlerin halen davalı şirket adına kayıtlı olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmede belirtildiği gibi davacının mail adresine tapunun teslim edileceği ile ilgili herhangi bir bilgi iletildiğinin bulunmadığı, dava konusu bağımsız bölümlerin bulunduğu yapı için 12.07.2018 tarihinde yapı kullanma izin belgesi alımı amacıyla belediyeye başvuru yapıldığı ve yapı kullanma izin belgesinin 14.08.2018 tarihinde onaylandığı, imzalanan sözleşmelere göre dairelerin teslim tarihinin 30.03.2017 tarihi olarak belirlendiği, bağımsız bölümlerin belirtilen tarihte teslime hazır olmadığı, bunun da sözleşmenin iptali ve verilenin iadesi nedeni olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazların tapuda davalı şirket adına kayıtlı olduğu, eş söyleyişle davalının aynı zamanda arsa sahibi olduğu, bu durumda davalı yüklenici ile davacı arasında 06.01.2017 tarihinde yapılan sözleşmelerin, adi yazılı nitelikte bir sözleşme olup resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğu, davacının sözleşmeden doğan satış bedelinin dava edilen tutarını ödediği, ayrıca taraflar arasında imzalanan ve resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olan sözleşmelere göre bağımsız bölümlerin teslim tarihi olarak 30.03.2017 tarihi kararlaştırılmasına rağmen taşınmazların belirtilen tarihte teslime hazır olmadığı, bağımsız bölümlerin halen davalı şirket adına kayıtlı olması nedeniyle sözleşmenin geçerli hale geldiğinden de bahsedilemeyeceği ve dolayısıyla tarafların geçersiz sözleşme kapsamında verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında geri isteyebileceği gerekçesiyle; İlk Derece Mahkemesince verilen karar sonuç itibariyle doğru ise de, olaya uygulanacak kanun hükümlerinde hataya düşülmüş olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kabulü ile taraflar arasında akdedilen ve uyuşmazlık konusu olan iki adet gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin geçersizliğinin tespitine, 112.394 USD'nin fiili ödeme tarihindeki kur değeri üzerinden 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesine göre belirlenecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; taraflar arasındaki sözleşmelerin alacağın temliki niteliğinde olup yazılı şekilde yapılmasının yeterli olduğunu, resmi şekil şartı aranamayacağını, bu nedenle sözleşmelerin geçerli olmasına rağmen geçersizlik gerekçesiyle verilen kararın çelişkili, gerekçesiz ve hukuka aykırı olduğunu, davacının geçersizlik iddiasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğunu, sözleşme hükümlerine göre teslim yükümlülüğünün yerine getirildiğini, buna rağmen bu hususun göz ardı edildiğini, yargılama sürecinde eksik inceleme yapıldığını, görevsiz mahkemede alınan hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilemeyeceğini, hesaplamalarda yanlış döviz kuru kullanıldığını, USD üzerinden hüküm kurulmasının da hatalı olduğunu, sözleşmede düzenlenen vazgeçme akçesinin dikkate alınmadığını, sözleşmenin tek taraflı feshedilemeyeceğini, ayrıca hükmedilen vekalet ücreti ile harçların fahiş olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, adi yazılı şekilde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti ile ödenen paranın faiziyle tahsili istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, davalı yüklenicinin aynı zamanda arsa sahibi olup, 06.01.2017 tarihinde yapılan sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğu, davacı tarafça yapılan ödemelerin USD olarak ödendiği, bu nedenle USD olarak aynen iade istenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.