MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/... E., 2025/1027 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/.. E., 2024/314 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı şirket tarafından ithal edilen 2013 model aracını 14.02.2014 tarihinde 73.800,00 TL'ye satın aldığını, araca ekstra olarak 807,50 TL masraf yaptığını, müvekkilinin aracı kullanmaya başlamasından sonra aracın birden fazla kez yağ ikaz uyarısı verdiğini, arıza nedeniyle aracın yolda kaldığını, her defasında servis tarafından arıza olmadığının söylenerek aracın yağı tamamlanarak müvekkiline teslim edildiğini, aracın ayıplı olduğunu belirterek, aracın davalıya iadesi ile tüm masrafları davalıya ait olacak şekilde ayıpsız yenisi ile değişimini, bunun mümkün olmaması halinde ayıplı araç için ödenen 74.607,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; aracın ikinci el araç olması nedeni ile Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, araçta meydana gelen yağ tüketiminin normal olduğunu, bunun arıza olarak değerlendirilemeyeceğini, bu nedenle ayıp kapsamında sayılamayacağını, misliyle değişim veya bedel iadesi hususunda gerekli yasal koşulların oluşmadığını, aracın iadesi ya da değişimine karar verildiği takdirde davacı tarafından kullanım bedelinin hesaplanması ve bedelden indirim yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla 28.11.2017 tarihli kararıyla; alınan aracın ikinci el olmasının davacının tüketici vasfını etkilemeyeceğinden tüketici mahkemesi sıfatıyla davanın görülmesi gerektiği, aracın ayıplı olduğu konusunda herhangi bir tereddüt olmadığı, ancak davacının 4-5 defa aynı arızadan dolayı aracı tamire servise götürdüğü, davacının onarım hakkını kullandığı, bu haktan dönerek aracın sıfırı ile değiştirilmesi hakkını kullanamayacağı, ayrıca ikinci el aracın sıfırı ile değiştirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle; davacının sözleşmeden dönme ve aracın sıfırı ile değiştirilmesi talebinin reddine, TBK 227/4 fıkrası gereğince aracın orjinal parçalar kullanılmak ve parçaları değiştirilmesi suretiyle davalı tarafından ücretsiz onarılmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekillerince istinaf isteminde bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 10.10.2019 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, Mahkemece aracın davacıya satışını gösteren belge ve kayıtların dosyaya kazandırılması ile araçta bulunduğu iddia edilen ayıbın incelenip değerlendirilmesi için otomotiv alanında uzman akademisyenler arasından seçilecek 3 makine mühendisinden oluşacak bilirkişi heyeti ile araç üzerinde keşif ve inceleme yapılarak taraf vekillerinin bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazları da karşılayacak şekilde taraf, Mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli olacak biçimde rapor alınıp toplanan kanıtlar hep birlikte değerlendirmek suretiyle karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına, dosyanın yeniden inceleme yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla 29.03.2022 tarihli kararıyla; açılan davanın kabulü ile dava konusu aracın bütün masrafları davalıya ait olmak üzere ayıpsız misli ile değiştirilmesine, dava konusu ayıplı aracın davalı tarafa iadesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 01.11.2023 tarihli kararıyla; dava konusu aracın davalı şirketten dava dışı şirket tarafından satın alındığı, dava dışı şirket tarafından davacıya satıldığı, davacının dava konusu aracı satın aldığı dava dışı şirket ile davalı arasında bir tüketici işlemi bulunmadığı, dava konusu aracın ilk sahibinin dava dışı ticari şirket olduğu, dava dışı bu şirketin aracı mesleki ve ticari amaç için satın alması nedeni ile 6502 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereğince tüketici sıfatını taşımadığı, sonraki temlikler tüketici sıfatını taşıyan kişilere yapılsa da tüketici sıfatını taşımayan temlik edenin kullanamayacağı hakkı temlik alanın da kullanamayacağı, davacının eldeki davayı, aracı ilk satın alan dava dışı şirketten satın almış olmakla halefiyet esasına dayanarak açmış olduğu, bu halde davacının tüketici sayılmayacağı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın kaldırılmasına, dosyanın yeniden inceleme yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu aracın birden fazla kez arızalandığı, her arıza neticesinde yetkili servise götürüldüğü, buna rağmen araçtaki sorunun giderilemediği, aşamalarda alınan bilirkişi raporlarının her birinde motor yağ ikaz lambasının yanması arızasının sürekli tekrarlanmasının üretimden kaynaklı gizli ayıp niteliğinde olduğu, satım sözleşmesine konu aracın ikinci el olarak alınmış olsa dahi davacının araca duyduğu güvenin sarsılmasına neden olduğu, araçtan beklediği yarar, konfor ve performansı sağlayamayacağı, davacının misli ile değişim talebinin iyiniyet kurallarına aykırı olmayıp dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle, açılan davanın kabulü ile dava konusu aracın aynı vasıf ve nitelikte ayıpsız misli ile değişimine, dava konusu ayıplı aracın davalı tarafa iadesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; TBK'nın 219. maddesinde satıcının ayıplı maldan sorumluluğunun düzenlendiği, sözü edilen yasal düzenlemede ithalatçının sorumluluğuna yer verilmediği, davalının dava konusu aracın ayıpsız misli ile değişimi ya da araç bedelinin iadesinden sorumlu tutulamayacağı, Mahkemece davalı ithalatçıya karşı açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetli görülmediği gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davanın Tüketici Mahkemesi sıfatıyla görülmesi gerektiğini, aracın ithalatçısı ve ilk satıcısının davalı olduğunu, araçta üretimden kaynaklı gizli ayıp bulunduğunu, garanti süresi içinde ayıbın giderilmediğini, davalının ithalatçı sıfatıyla araçta meydana gelen ayıptan sorumlu olduğunu, müvekkilinin halefiyet esası gereğince davalının sorumluluğuna başvurabileceğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, ayıplı araç satışından kaynaklanan satılanın ayıpsız misli ile değiştirilmesi, olmadığı takdirde ödenen araç bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
1. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 207. maddesine göre; satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Taşınır sözleşmesinde satıcının taşınırı teslim etmek ve mülkiyeti alıcının üzerine geçirmek gibi asıl borcu yanında satılan malı saklama ve gerektiğinde taşıma masraflarını ödeme borcu gibi tali nitelikte borçları da bulunmaktadır.
Anılan Kanunun “Ayıptan Sorumluluk”a ilişkin 219. maddesinde; “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” hükmü yer almaktadır.
Ayıba karşı tekeffül borcu, satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Satıcı, malın değerini veya yararını azaltan eksikliklerin bulunmadığını ayrıca garanti etmese bile, bu borç kanunen mevcuttur. Satıcı satış sözleşmesine konu taşınır malın niteliği ve kullanım amacı bakımından malın değerini ve kullanım amacını azaltan veya ortadan kaldıran mülkiyet hakkının sonucu olan tasarrufi işlemler yapmasını engelleyen bir eksikliğin bulunmamasını sağlama borcu altındadır. Satıcının bu borcunun söz konusu olabilmesi için satılanda bu çeşit eksikliklerin var olduğunu bilmesi gerekmediği gibi satılandaki bulunması gereken vasıfları ayrıca zikir ve vaad etmesine de gerek yoktur.
Ayıba karşı tekeffül borcuna ait 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 2 19... . maddeleri arasında belirtilen koşullarının gerçekleşmesiyle, alıcı aynı Kanunun 227. ve devamı maddeleri kapsamında kendisine tanınan seçimlik haklarını satıcıya karşı kullanabilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davada satılanın ayıpsız misli ile değiştirilmesi, olmadığı takdirde ödenen araç bedelinin tahsilinin istendiği, dava konusu aracın davacı tarafından dava dışı 3. kişi konumunda olan dava dışı şirketten satın alındığı, dava dışı şirket ile davalı şirket arasındaki araç satımına ilişkin işlemin tüketici işlemi niteliğinde olmadığı, dava dışı satıcı şirketin Tüketici Kanunu kapsamında ticari ya da mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan satıcı olarak değerlendirilemeyeceğinin anlaşılmasına, davalının satıcı değil aracın ithalatçısı konumunda olduğu, TBK 219. maddesinde satıcının ayıplı maldan sorumluluğunun düzenlendiği, ithalatçının satılan üründe var olan ayıplara ilişkin olarak alıcıya karşı sorumluluğuna dair bir düzenleme olmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.