MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/836 E., 2025/968 K.
DAVA TARİHİ : 14.02.2023
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/128 E., 2024/333 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 2007 yılından beri Eczacı Odasının üyesi olup, ... Eczanesinin sahibi ve mesul müdürü olduğunu, müvekkilinin davalı Kurum ile sözleşme yenileme talebinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini, müvekkilinin yaptığı başvurunun reddinin sebebinin hakkındaki FETÖ kovuşturması olduğunu, müvekkilinin Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/451 Esas, 2022/547 Karar sayılı dosyasında yargılandığını ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiğini, kararın 23.12.2022 tarihinde kesinleştiğini, davalı Kurum tarafından keyfi olarak sözleşmenin yenilenmediğini ve müvekkilinin mağdur edildiğini ileri sürerek; müvekkilinin sözleşme yapmasına dair davalı Kurumca verilen ret kararının iptaline, davalı Kurumun sözleşme yapmaya zorlanmasını teminen muarazanın men-ine, MEDULA sistemine girişinin sağlanmasına ve sonraki ödemelerin davacıya yapılmasına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı hakkında FETÖ/PDY ile ilgi, iltisak ya da irtibatı bulunduğu iddiası ile hakkında dava açıldığını ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, davacının etkin pişmanlıktan faydalandığını, cezai anlamda hükmün açıklanmasına geri bırakılmasına karar verilmesinin davalı Kurumun sözleşme yenilemesine engel olan bir durum olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Kurumun davacı eczane ile sözleşme yapmamasına gerekçe olarak gösterdiği "Davacının "etkin pişmanlık" dan faydalandığı, dolayısıyla fetö/pdy ile ilgi, iltisak ya da irtibatı bulunduğunun aşikar olduğu, cezai anlamda HAGB alması davalı kurumun sözleşme yenilemesine engel olan bir durum olduğunu" hususların, ilgili mevzuat hükümleri ve yukarıda açıklanan Protokol kapsamında sözleşmenin yapılmamasını gerektiren bir durum kabul edilmediği, davalı Kurum da sözleşme yapmama yönündeki davranışının haklı ve hukuka uygun olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile davalının davacı ile dava konusu hususta sözleşme yapmama eyleminin hukuka uygun olmadığının tespiti suretiyle taraflar arasındaki muarazanın giderilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı hakkında ceza yargılamasında terör örgütü üyeliğinden neticeten hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, örgüt üyeliğinden davacı hakkında kesinleşen bir ceza/hüküm söz konusu olmadığını, davalı Kurumun da sözleşme yapmama yönündeki davranışının haklı ve hukuka uygun olduğunu ispatlayamadığını, İlk Derece Mahkemesince davalı Kurumun harçtan muaf olmasına rağmen yargılama giderine dahil edilerek davalıdan tahsiline hükmedilmesi hatalı olduğu gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına yeniden davalının davacı ile dava konusu hususta sözleşme yapmama eyleminin hukuka uygun olmadığının tespiti suretiyle taraflar arasındaki muarazanın giderilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davacı hakkında FETÖ/PDY ile iltisak iddiası nedeniyle ceza soruşturması yürütüldüğü ve bu soruşturmada hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, kamu güvenliği ve Kurumun hizmet sürdürülebilirliği amacıyla başlattığı sözleşme feshinin yerinde olduğunu, Kurumun takdir ve fesih yetkisini Anayasa ve mevzuat çerçevesinde hukuka uygun kullandığını ileri sürerek, kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin ... Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol hükümleri uyarınca davalı Kurumun davacı eczacı ile sözleşme yapmaması şeklinde yöneltildiği ileri sürülen muarazanın meni istemine ilişkindir.
2020 yılı Eczane Protokolü'nün (7.1.) maddesi; "Kurumla eczane arasında bu protokol esaslarına göre her yılın Ekim ayında sözleşme yenilenir. Kurum ile TEB arasında yapılacak ek protokol veya protokollerle düzenleme yapılması halinde, sözleşmeli eczacı bu düzenlemelere uymakla yükümlüdür. Kurum, Protokol hükümlerini kabul eden ve başvuru formunu getiren eczacı ile (feshi gerektirecek hususlar nedeniyle sözleşmeleri feshedilenlerin fesih süreleri boyunca ve muvazaalı olarak açıldığı kanıtlanan eczaneler hariç) sözleşme yapar."
(6.3.) maddesi ise; "Bu Protokol hükümleri ile ilgili olarak hakkında suç duyurusunda bulunulan ve açılan kamu davası sonucunda ceza mahkemesi tarafından beraat kararı verilen eczacının beraat kararından sonra talebi halinde sözleşme yapılır." şeklinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223. maddesinin ikinci fıkrasında beraat kararının;
a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması,
e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması hallerinde verileceği, hüküm altına alınmıştır.
Aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise, işlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;
a) Etkin pişmanlık,
b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,
c) Karşılıklı hakaret,
d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceği düzenlenmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacı eczacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan dolayı açılan ceza davası sonucunda, Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2022 tarihli kararıyla; davacıya isnat edilen maddi eylemlerin sabit olduğu, yapılan yargılamada davacının suçlamaları kabul ettiği, sanığın FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütü .... ili bayan eczacı yapılanmasında yer aldığı, bayan eczacı yapılanmasında ''istişare'' ve ''sohbet'' adı altında 2 adet toplantı grubunun oluşturulduğu, davacının tam manasıyla terör örgütünün hiyerarşisinde bulunan ve örgüt ideolojisini benimseyenlerin yer aldığı istişare grubu ve sohbet adı verilen örgütsel toplantılara katıldığı, ... kurtarılmasına yönelik destek amacıyla para yatırılması hususunda sohbet hocaları tarafından telkinde bulunulduğu ve davacının bu doğrultuda hesabına para yatırdığı, dava dışı sohbet hocasına burs, bağış ve himmet adı altında düzenli olarak para verdiği, davacının örgüt içinden gelen talimat doğrultusunda finansal destek sağlamak adına ... çeşitli tarihlerde para yatırdığı, örgütün yayın organı olan ... Gazetesine aboneliğinin bulunduğu, bu haliyle örgüte mali açıdan destek verdiği, davacının örgüt hiyerarşisinde bulunduğu, faaliyetlerinin yoğunluğu, sürekliliği ve çeşitliliği dikkate alındığında Yargıtay uygulamaları gereği aranmakta olan örgüt üyeliği şartlarını taşıdığı gerekçesiyle; davacının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314/2 maddesi uyarınca cezalandırılmasına, davacının etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediği ve soruşturma aşamasında örgüt hiyerarşisinde bulunan örgütsel toplantı ve diğer faaliyetlere katılanlarla ilgili bilgi vermiş olduğu dikkate alınarak, hakkında aynı Kanunun 221/4 maddesinin uygulandığı ve 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı, davacı hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, söz konusu kararın 16.12.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı Kurum, Protokolün yukarıda yer verilen maddeleri uyarınca, Protokol hükümleri ile ilgili olarak hakkında açılan kamu davası sonucunda ancak ceza mahkemesi tarafından hakkında beraat kararı verilen eczacının, işbu Protokol hükümlerini kabul etmesi ve başvuru formunu sunması halinde sözleşme yapmaktan kaçınamayacaktır. Ne var ki, davacı eczacı hakkında ceza mahkemesince beraat kararı verilmemiş, her ne kadar uzun süre silahlı terör örgütü içerisinde bulunduğu, örgüt yöneticileri tarafından verilen görevleri tartışmaksızın ve sorgulamaksızın yerine getirdiği, emir ve talimatlara uyduğu, bu yönüyle örgüt iradesini kendi iradesinin önüne ve üstüne koyduğu tespit edilmiş ise de, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmasına ilişkin yasal koşullar oluştuğundan, 52 37... sayılı Kanun hükümleri uyarınca hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Bu itibarla, davalı Kurumun davacı eczacı ile sözleşme yapmama şeklinde tezahür eden davranışının haklı nedene dayandığı anlaşılmaktadır. (Dairemizin 28.04.2025 tarihli ve 2024/2525 E., 2024/2456 K. ilamı da aynı yöndedir.)
Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; davalı Kurumun, davacı ile sözleşme yapmamasının haklı bir nedene dayandığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.