MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/... E., 2024/644 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2020/... E., 2022/1130 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı/karşı davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili; ... ilindeki 6407 sayılı bor tuzu sahası içerisinde bulunan lokal bir alanda, bor tuzu hariç diğer madenlerin aranmasına yönelik olarak davalı ile 23.08.2011 tarihinde arama sözleşmesi imzalandığını, 12.02.2015 tarihinde 395,43 hektar alana demir işletme izni alındığını, Yönetim Kurulunun 12.03.2015 tarihli ve 615/13 sayılı kararıyla söz konusu demir lokal alanının rödovans karşılığı işletilmesi için 14.06.2016 tarihinde davalı ile beş yılda asgari 50.000 ton demir üretimi ve sözleşmede belirtilen formüle göre rödovans bedeli ödenmesi hususunda rödovans sözleşmesi imzalandığını, davalının 13.04.2016 tarihli ve 15.000 USD karşılığı kesin ve süresiz teminat mektubunu verdiğini, 27.09.2016 tarihinde davalıya yer teslimi yapıldığını, 31.12.2019 tarihine kadar kümülatif 33.120 ton asgari üretim miktarı üzerinden 22.492,93 TL rödövans bedeli ödeyen davalının, 30.09.2018 tarihinde demir lokal alanının ekonomik işletilebilir niteliğini yitirdiği gerekçesiyle sözleşmenin feshini talep ettiğini, ancak ekonomik maden rezervinin olmadığının belgelenmesi durumunda sözleşmenin feshinin mümkün olduğunu, davalının sözleşmenin feshi için sözleşme uyarınca gerekli belge ve bilgilerle birlikte başvurmadığını, bu süreçte rödovans sözleşmelerine konu lokal alanların ruhsat devrinin yapılması ve rödovansçılar adına ruhsat düzenlenmesine dair başvurunun ... tarafından reddedildiğinin davalıya bildirildiğini, davalının 23.12.2019 tarihinde devlet hakkı nedeniyle sahanın ekonomik geçerliliğini yitirdiği belirtilerek sözleşmenin feshinin ve işletme izin terk talebinin ...' e bildirilmesini talep ettiğini, rödovans sözleşmesinin "Devlet Hakkı Vergiler ve Benzeri Yükümlülükler" başlıklı (7.1.) maddesi uyarınca devlet hakkı ödeme yükümlülüğünün işletmeciye ait olduğunun düzenlendiğini, bu kez davalının 25.12.2019 tarihli ihtarnameyle; sözleşmenin imzalanmasından sonra ortaya çıkan durum nedeniyle 2020 yılında lokal alan yerine işletme ruhsat alanı üzerinden Devlet hakkı ödeneceği, fesih taleplerinin davacı tarafından kabul edilmediği, yasa değişikliği sonrası oluşacak mali, ekonomik külfete şirketlerinin katlanamayacağı ve işlem temelini sarsan önemli sebeplerin giderilmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiğinin ve gerekli bildirimin yapılmasını ...'e bildirdiğini, müvekkilinin 30.12.2019 tarihli cevabi ihtarnamesi ile davalının tek taraflı fesih yetkisi bulunmadığının ve feshin kabul edilmediğinin belirtildiğini, davalının 2020 yılı için demir lokal alanı için paylarına düşen 2020 yılı ruhsat bedeli 37.604,00 TL, 2020 yılı orman izin bedeli 152.265,43TL (KDV dahil), 1.802,69 TL damga vergisi ve 20 20... . dönem (ocak, şubat, mart) rödovans bedeli 30.239,86 TL'nin ödemesini yapmadığını, Orman Bölge Müdürlüğüne 13.03.2020 tarihinde yatırılması gereken 152.265, 43... yılı orman izin bedeli ve 287,47 TL gecikme faizinin müvekkili tarafından yatırıldığını, gönderilen bildirim ile verilen 15 günlük süreye rağmen ödeme yapılmaması üzerine 15.000 USD tutarındaki teminat mektubunun 04.05.2020 tarihinde 104.467,50 TL olarak nakde çevrildiğini, 2020 yılı orman izin bedeli olan 154.355,59 TL' nin (2020 yılı ... Orman Bölge Müdürlüğü orman izin bedeli 152.265,43 TL, gecikme faizi 287,47 TL, damga vergisi 1.802,69TL) 104.767,50 TL'lık kısmının tahsil edildiğini, orman izin bedelinden 49.588,09 TL bakiye borç kaldığını, davalının 2020 yılında, rödövans sözleşmesi gereği mali yükümlülüklerini yerine getirmediğini, 3213 sayılı Maden Kanunu'na (3213 sayılı Kanun) göre ödemesi gereken ruhsat bedeli, orman izin bedeli, damga vergisini ve gecikme faizlerini ödemediğini, teminatı tamamlamadığını, 22.06.2020 tarihli yazı ile sözleşmenin feshedildiğinin davalıya bildirildiğini, ödemeler için davalıya yapılan bildirimlerden sonuç alınamadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, 2020 yılı ruhsat bedelinden kalan 12.531,88 TL'nin 12.08.2020 tarihinden itibaren, 2020 yılı çevre ile uyum bedeli 11.281,20 TL'nin 05.05.2020 tarihinden itibaren, 20 20... . dönem (01.01.2020-31.03.2020) rödövans bedeli olan 30.239,86 TL'nin (KDV dâhil) 31.03.2020 tarihinden itibaren, 20 20... . dönem (01.04.2020-11.06.2020) rödövans bedeli olan 30.283 26 TL'nin (KDV dâhil) 11.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 51. maddesinde belirtilen oranda işleyecek faizi ile birlikte tahsilini, ayrıca sözleşme hükümlerine göre tamamlanması gereken 15.000 USD kesin teminat bedelinin 04.05.2020 (mektubun nakde tahvil tarihi) tarihinden itibaren aynı Kanunun 51. maddesinde belirtilen oranda (sözleşme gereğince yıllık orana çevrilmiş hali ile) işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili; taraflar arasındaki sözleşmenin ilgili maddeleri uyarınca davalı tarafından ödenmesi gerekip 2020 yılı devlet hakkı bedeli olarak ödenen 31.609.233,00 TL'nin 30.06.2021 tarihinden itibaren işleyecek 6183 sayılı Kanunun 51. maddesinde öngörülen oranda (sözleşme gereğince yıllık orana çevrilmiş hali ile ) faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP ve KARŞI DAVA
Davalı vekili; 28.02.2019 tarihinde 3213 Kanunun 13. maddesinde yapılan değişiklikle, 2020 yılından itibaren işletme ruhsat bedeli hesaplamasında ruhsat sahası büyüklüğünün esas alınmaya başlandığını, rödovans sözleşmesine konusu alan 395,43 hektar olsa da, işletme ruhsatı için ödenmesi gereken devlet hakkı bedeli işletme ruhsatı bedelinden düşük olamayacağından, ruhsatın bütünü dikkate alınarak hesaplama yapılması sonucunun doğduğunu ve taraflar arasındaki hukuki ilişki açısından bir garabet ortaya çıktığını, kanun değişikliği öncesi yaklaşık 100.000,00 TL olan devlet hakkını, değişiklik sonrası 2020 yılından itibaren yaklaşık 15 kat artarak yaklaşık 1.500.000,00 TL olacak olması nedeniyle oluşan aşırı mali yükten ötürü, sözleşme konusu cevher üretiminin gerçekleştirilemesinin ekonomik açıdan olanaksız hale geldiğini, sonraki yasal düzenleme ile getirilen ve ruhsat alanın bütünü esas alınarak yapılacak bir hesaplamadan sorumlu tutulamayacağını, rödovans konusu lokal alanda yapılacak madencilik neticesinde, diğer bütün koşul ve şartlar uygun olması halinde dahi en iyimser hesaplama ile ulaşılacak satış bedelinin yasal değişiklik sonrası gündeme gelen devlet hakkı bedelinin yarısını dahi karşılayamayacağını, işletme maliyetleri ve diğer ödemeler de dikkate alındığında sözleşme konusu alanın ekonomik işletilebilir yönü kalmadığını, sözleşmenin kurulduğu andaki mali denge içerisinde yer almayan ve bunu olağanüstü derecede bozan bir mali külfetin ortaya çıktığını 25.12.2019 tarihli ihtarname ile işlem temelini sarsan durumun davacı tarafça bertaraf edilmemesi nedeniyle önemli sebeplere dayalı olarak sözleşmenin feshedildiğini, fesih tarihinden sonraki döneme ilişkin borçların ruhsat sahibi davalıya ait olduğunun bildirildiğini, buna rağmen 2020 yılı içerisinde tahakkuk eden bedellerle ilgili ödeme talebinde bulunan davacının iade etmediği teminat mektubunu 04.05.2020 tarihinde nakde çevirerek 2020 yılına ilişkin bedellerin ödemelerinden mahsup ettiğini, davacının 2020 yılına ilişkin taleplerinin haksız olduğunu ileri sürerek asıl davanın reddini istemiş, karşı davasında ise; haksız yere nakde çevrilmiş olan teminat mektubu bedeli olan 15.000 USD' nin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ve nakde çevrilme tarihi olan 04.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca yabancı para alacaklarına kamu bankalarınca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsilini istemiştir.
2. Birleşen davada davalı; asıl davadaki savunmalarını tekrar ederek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ...'in 12.12.2019 tarihli yazısı ile birden fazla işletme izni olan ruhsatlar için, Devlet eliyle işletilecek olan bor tuzları, uranyum ve toryum madenleri dışındaki işletme izinlerinden vazgeçilmesinde bir sakınca bulunmadığının belirtildiği, davacı uhdesinde bulunan ... sicil sayılı bor tuzu sahası içerisinde yer alan lokal alanda, davalıya 395,43 ha alan için demir işletme izni verildiği düşünüldüğünde, ...’in yukarıda anılan 12.12.2019 tarihli yazısı kapsamında davacı yanın kendisine yapılan müracaat üzerine terk beyanı vererek talep ettiği bedellere ilişkin sorumluluktan kurtulabilecekken, daha sonrasında fesih kararı verilmesinin iyiniyetle bağdaşmayacağı, sahada üretimin ekonomik olmaktan çıktığından haberdar olan davacının sözleşmeyi feshetmeyerek, ödemek zorunda kaldığı kalemleri kendi kusurundan kaynaklı olarak karşı taraftan isteyemeyeceği sözleşmenin 25.12.2019 tarihinde feshedildiğinin kabulü gerektiği, davalı/karşı davacının 2020 yılına ait herhangi bir borcu söz konusu olamayacağından USD teminat tutarında alacaklı olduğu; teminatın 25.12.2019 tarihinde feshinin kabul edilmesi halinde iadesi de gerekeceğinden alacağa bu tarihten itibaren faiz uygulanması gerekirken, teminatın nakde çevrilme tarihi olan 04.05.2020 tarihinden itibaren faiz talep edildiğinden taleple bağlı kalınması gerektiği gerekçesiyle; asıl ve birleşen davaların reddine, karşı davanın kabulü ile 15.000 USD alacağın 04.05.2020 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile karşı davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, davacı/ karşı davalı tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 28.02.2019 tarihli ve 7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile güncellenen 3213 sayılı Kanunun 13. maddesinde; “ruhsat bedeli, taban bedelinin maden grubu ve alan büyüklüklerine göre belirlenen katsayılarla çarpılarak arama ruhsatlarında ekli (1) sayılı tabloda, işletme ruhsatlarında ise ekli (2) sayılı tabloda gösterildiği şekilde hesaplanır.”, 14. maddesinde; “ruhsat sahibi tarafından beyan edilen ocak başı satış fiyatı Genel Müdürlük tarafından denetlenir ve eksik beyanlar tamamlattırılır. İşletme izni olan maden ruhsatlarından her yıl en az ruhsat bedeli kadar Devlet hakkı alınır” hükümlerinin bulunduğu, davalı şirket tarafından gelişen piyasa koşullarında döviz kuru ve akaryakıt birim fiyatlarının öngörülemeyecek oranda artması sebebiyle ve Kanunun yukarıda açıklanan maddeleri gereğince, ekonomik olarak işletilebilir olmadığından sözleşmenin feshinin talep edildiği, devlet hakkı nedeniyle ekonomik olmaktan çıkacak izin alanının terkinin uygun olacağına dair 12.12.2019 tarihli ... yazısı ile birden fazla işletme izni olan ruhsatları için Devlet eliyle işletilecek olan bor tuzları, uranyum ve toryum madenleri dışındaki işletme izinlerinden vazgeçilmesinde bir sakınca bulunmadığının belirtildiği, kararda usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı/ karşı davalı tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı/karşı davalı vekili; Mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, davalı ile aynı durumda olup sözleşmesi feshedilen şirket bulunmadığını ve kararda belirtilenin aksine 08.10.2018 tarihli yazıya cevap verilmediğini, 12.12.2019 tarihli ... yazısının demir lokal alanının işletme izni ile ilgili olmadığını, kararda belirtilen bir ifade olmadığı gibi uyuşmazlık konusu sözleşme ile de alakası bulunmadığını, ...'in işletme izni terkine dair bir görüşü de olmadığını, davacı bir yönüyle kamu kurumu olduğundan sözleşme feshinin Yönetim Kurulu kararıyla yapılmasının tabii olduğunu, iyiniyetle bağdaşmayacak bir durum olamayacağını, ekonomik işletilebilirliğini yitirdiğinden bahisle sözleşmenin feshi gerektiği değerlendirmesinin açık sözleşme hükmüne aykırı olduğunu, maden rezervi kalmaması durumunun bulunmadığını, davalının tek taraflı fesih yetkisi olmadığını, ancak davacının tek taraflı fesih yetkisinin olduğunu ve sözleşmenin davalının yükümlülüklerine aykırı hareket etmesi nedeniyle sona erdirildiğini, davalının tek taraflı fesih bildirim tarihinin fesih tarihi olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, asıl, birleşen ve karşı davada rödovans sözleşmesinden kaynaklı alacak istemlerine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Aşırı ifa güçlüğü" başlıklı 138. maddesi uyarınca sürekli edimli sözleşmelerde; sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmenin feshini isteme hakkında sahiptir.
Somut olayda; taraflar arasında imzalanan, 14.06.2016 tarihli ve 5 yıl süreli davacıya ait 6407 ruhsat numaralı bor tuzu sahası içerisinde yeralan demir lokal alanının işletilmesine dair rödovans sözleşmesinin (6.) maddesi "Maden Kanunu ve buna ait yönetmelik gereklerinin yerine getirilmesinde ... nezdinde ... muhatap olup, işletmeci bu sözleşme ile ilgili yükümlülüklerini her türlü vergi, harç, masraf vb. kendisine ait olmak üzere ... adına ve ... kanalı ile yerine getirmek zorundadır." , (7.1.) maddesi "İşletme izninin alındığı tarihten itibaren söz konusu lokal alanın Devlet Hakkı, var ise Buluculuk Hakkı, Belediye Payı ve bunlara ilişkin masraflar, Maden İşleri Genel Müdürlüğünün yerinde tetkik ücretleri, Maden Kanunu ve diğer kanunlarla getirilen ve/veya bu kanunlardaki değişikliklerden dolayı meydana gelebilecek olan ruhsat bedeli ile bunların dışındaki diğer vergiler işletmeci tarafından karşılanacaktır. Ayrıca, maden istihsali ve nakliyesi için yapılması gerekli her türlü vergi, resim, harç ve sözleşmeden doğan diğer vergi, resim harç ve masraflar işletmeci tarafından ödenecektir.", (10.3) maddesi "Bu süre sonunda ödemenin yapılmaması halinde, süre sonundan başlayarak borca gecikme faizi işletilir ve herhangi bir uyarı ve bildirime gerek kalmaksızın söz konusu borç işlemiş gecikme faiziyle birlikte işletmecinin kesin teminatından tahsil edilir. Teminatlardan eksilen kısım, sözleşmenin 25. maddesi gereğince tamamlanır.", (12.1) maddesi "Sözleşme süresinin herhangi bir döneminde lokal alanda üretimi yapılabilecek ekonomik maden rezervinin kalmaması halinde, işletmeci gerekli belge ve bilgilerle birlikte ...’e yazılı olarak sözleşmenin feshi için başvurur. ...’in yapacağı inceleme sonucunda, lokal alanda üretimi yapılabilecek ekonomik maden rezervinin kalmadığının anlaşılması durumunda, sözleşmenin ... tarafından sona erdirilir. Bu durumda işletmeci teminatlarının iadesi dışında hiçbir talepte bulunamaz. böyle bir durumun söz konusu olması halinde, sözleşmenin 26. maddesindeki hususlar geçerlidir.", (22.1.1) maddesi "işletmecinin bu sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kısmen veya tamamen, zamanında ve gereği gibi yerine getirmemesi ya da sözleşme hükümlerini ihlal etmesi halinde, yükümlülüğün yerine getirilmesi, eksikliğin ya da sözleşmeye aykırılığın giderilmesi için işletmeciye 15 (onbeş) gün süre verir. İadeli-taahhütlü yazı ile bildirilecek bu süre içinde yükümlülük yerine getirilmez, eksiklik ya da sözleşmeye aykırılık giderilmezse ..., yeniden süre tanımak, protesto ya da ihtar çekmeye gerek kalmaksızın sözleşmeyi tek yanlı olarak feshedebilir ve fesih iadeli-taahhütlü yazı ile işletmeciye bildiririr", (22.1.2.) maddesi, "Sözleşmeden doğan herhangi bir yükümlülüğün yerine getirilmemesi, eksikliğin ya da sözleşmeye aykırılığın giderilmesi için işletmeciye sözleşme süresi içinde 22.1.1 maddesinde yapılan uyarılar 3 (üç) defa tekrarlanmış ise bu durumu alışkanlık haline getirerek suiistimal ettiği varsayılarak işletmecinin bir kez daha yükümlülüklerini kısmen veya tamamen, zamanında ve gereği gibi yerine getirmemesi ya da sözleşme hükümlerini ihlali halinde ... süre vermek zorunda kalmaksızın tek yanlı olarak sözleşmeyi feshedebilir." hükümlerine yer verilmiştir. Taraflar tacir olup sözleşme hükümleri ile bağlıdır. Taraflar arasındaki sözleşmede, davalı tarafa davalı ...'e verilen tek taraflı sözleşmeyi fesih hakkı verilmemiştir. Bu itibarla davacının davalı tarafın yaptığı tek taraflı feshi kabul zorunluluğu bulunmadığı gibi davalı tarafça aşırı ifa güçlüğüne dayalı olarak sözleşmenin feshi hususunda bir dava açılmamış ve bu konuda mahkemece sözleşmenin feshine dair bir karar alınmamıştır.
Bunun yanı sıra 25.12.2019 tarihli fesih bildirimi üzerine sözleşme konusu alanın ne zaman tahliye ve davacı ...'e teslim edildiği yazılı olarak ispatlanmamıştır. Bu doğrultuda uyuşmazlık konusu bedellerinin ait olduğu dönem bakımından sözleşmenin sona erdiği söylenemeyeceğinden tarafların sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerinin devam ettiğinin kabulü gerekir.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince sözleşmenin davalının tek taraflı feshi ile sona ermediği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile tek taraflı feshe geçerlilik tanınarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı/karşı davalı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.