MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/... E., 2025/804 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2009/... E., 2023/9 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin 04.06.2025 tarihli ek kararıyla, davalı şirket vekilinin katılma yoluyla temyiz talebinin süresinde olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş, ek karar davalı şirket tarafından temyiz edilmiştir.
Taraf vekillerinin temyizi kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkil idare tarafından ...mevkiinde faaliyet gösteren davalı şirkete tahsis edilen pasa döküm ve işletme sahalarında yapılan denetimde, orman alanında izinsiz aşım yapıldığı tespit edilerek 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 112, 1 13... . maddeleri gereğince 28.10.2008, 06.11.20 08... .11.2008 tarihlerinde olmak üzere 16 adet suç zabtı düzenlenerek, savcılığa şikayette bulunulduğunu, savcılıkça soruşturma yapıldığını, davalı ...'un davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu, haksız eylemin davalı ...'un emir ve direktifleri ile oluştuğunu, suç zabıtlarının resmi belge niteliğinde olup aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 7.528.735,89 TL zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili; davacının davaya dayanak gösterdiği tutanakların usulsüz düzenlendiğini, tutanakların masa başında hiçbir inceleme ve ölçüm yapılmaksızın hazırlandığını, tutanaklardan 14'ünün 23.10.2008 tarihinde düzenlendiğini, ...adı verilen bölgenin sarp engebeli bir nitelik taşıdığını, ulaşım ve çalışma olanaklarının kısıtlı olduğu bölgede çok geniş alanda aynı gün içerisinde nitelik ve nicelik açısından bu kadar fazla tutanağın düzenlenmesinin mümkün olmadığını, davaya konu sahada aşım yapılıp yapılmadığının belli olmadığını, aşım yapılmış ise müvekkili şirket tarafından yapılmadığını, aşım yapıldığı iddia edilen bölgede 60 yıldan beri çeşitli şirketlerce madencilik faaliyeti sürdürüldüğünü, müvekkil şirketin o bölgede 2006-2008 yılları arasında faaliyet gösterdiğini ve düşük üretim yaptığını, geçen süre içerisinde bölgede kadastro çalışmalarının yapıldığını, pek çok defa orman sınırlarının değiştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili; müvekkilinin davalı şirkette 23.05.2006-21.11.2006 tarihleri arasında yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, tutanakların ise 23.10.20 08... .11.2008 tarihli olduğunu, davaya konu sahada aşım yapılıp yapılmadığının belli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu eylemle ilgili olarak ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/87 E., 2017/101 K. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda, dosya sanıklarının 6831 sayılı Kanuna muhalefet suçunu işledikleri sabit kabul edilerek haklarında mahkumiyet kararı tesis edildiği, verilen kararın temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 20.12.2018 tarihli ve 2018/... E., 2018/13608 K. sayılı ilamı ile "... sanıkların atılı suçları işlediklerini gösterir her türlü şüpheden arınmış herhangi bir delil bulunmadığı gözetilmeden mahkumiyetlerine karar verilmesi," gerekçesi ile mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği, dosyanın ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/4 E. sayılı sırasına kaydı ile yargılamaya devam edildiği, Mahkemenin 07.01.2020 tarihli ve 2020/13 K. sayılı kararı ile "suç tarihinde, sanık ...'in ... .... San. ve Dış Ticaret A.Ş.'ni temsile yetkili olmadığının ... Gazetesi kayıtlarından anlaşılmıştır. Suç tarihinde şirketi temsil etme yetkisi olmayan sanığın sorumluluğundan da bahsedilemeyecektir. Suç tutanaklarının 26.09.2008 tarihli inceleme raporu doğrultusunda suça konu sahada ölçüm yapılmaksızın düzenlendiği anlaşılmış, suça konu orman alanlarında gerçekleştirilen aşımların ... .... San. ve Dış Ticaret A.Ş.'nin ruhsatlı çalışma alanları içinde kalıp kalmadığı ve aşımların adı geçen şirket tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği hususlarını tespit eder nitelikte bir bilirkişi raporunun dosyada mevcut olmadığı görülmüş ve inceleme raporunu düzenleyenlerden tanık olarak dinlenilen ...'in ruhsat alanı içinde kalan alanlarda Orman Genel Müdürlüğü'nden alınan izin kapsamının aşılması nedeniyle rapor düzenlediklerine ilişkin beyanı bulunduğunun anlaşılması karşısında; sanıkların atılı suçları işlediklerini gösterir her türlü şüpheden arınmış mahmumite yeterli bir delil olmadığından ..." şeklindeki gerekçe ile sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, dosyanın temyiz incelemesi için gönderildiği Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 14.09.2020 tarihli ve 2020/.... E. 2020/10782 K., sayılı ilamı ile "Suç tarihi itibariyle sanıklara isnat edilen suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre davanın 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67. maddelerinde öngörülen 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi bulunması ve inceleme tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş bulunduğunun anlaşılması, ... 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kamu davalarının düşmesine," şeklinde karar verildiği, 04.04.2017 havale tarihli bilirkişi raporunda dava dilekçesine dayanak zabıtlardan ..., ... nolu tutanaklara konu alanların davalı şirketin ruhsat alanları içerisinde kaldığı, davalı şirketin olur aldığı tarih olan 27.03.2008 tarihinden zabıt tarihleri olan 23.10.2008 tarihine kadar izinli alanlar olan 110.032.800 metrekare alanlara ilaveten 975.530 metrekarelik alanda çalışma yapmasının imkansız olduğuna dair rapor tanzim edildiği, davaya konu alanlarda davalılarca izinsiz aşım yapıldığına dair kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü olmadığı, bu hususta dosya kapsamında ispata yeter nitelikte delil bulunmadığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının davaya dayanak suç tutanaklarını tevsik eder nitelikte olmadığı, davaya dayanak suç tutanaklarında imzası bulunan bir kısım görevlilerin, suç tutanaklarının sahaya gidilmeden, ölçüm yapılmadan masa başından tanzim edildiğine dair beyanda bulundukları, dava konusu eylem nedeniyle ceza dosyasında da neticeten zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmiş ise de dava konusu olaya ilişkin zamanaşımından önce yapılan yargılamada Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 2018/4514 E., 2018/13608 K. Sayılı ve 20.12.2018 tarihli ilamı ile "... sanıkların atılı suçları işlediklerini gösterir her türlü şüpheden arınmış herhangi bir delil bulunmadığı gözetilmeden mahkumiyetlerine karar verilmesi," şeklinde karar verilmesi akabinde İlk Derece Mahkemesince Yargıtay ilamına uyularak beraat kararı verilmiş olması hususları bir bütün olarak göz önüne alınarak, davalıların 6831 sayılı Kanunun 112., 113., 114. maddeleri uyarınca sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, söz konusu olaya ilişkin açılan ceza dosyasında her ne kadar nihai olarak zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmiş ise de, aşamalarda Yargıtay tarafından beraat kararı verilmesi gerektiği yönünde bozma kararı verildiği, yine ceza dosyası kapsamında bir kısım İdare çalışanlarınca sahaya inilmeden masa başında tutanak tutulduğuna ilişkin beyanda bulunulduğu, dosya kapsamında alınan maden bilirkişi raporuna göre de 27.03.2008 tarihinden zabıt tarihleri olan 23.10.2008 tarihine kadar şirketin kendi çalışma sahasının dışına çıkarak iddia edildiği genişlikte bir alanda aşım yapılmasının imkansız olduğunun belirtildiği; davacı İdarece tutanak tutulan alanlarda aşım yapıldığına dair delil bulunmadığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, Mahkemece Avukatlık Ücret Tarifesinin ikinci kısım ikinci bölümüne göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; müvekkili İdare tarafından ...mevkiinde faaliyet gösteren davalı şirkete tahsis edilen pasa döküm ve işletme sahalarında yapılan denetimde orman alanında izinsiz aşım yapıldığı tespit edilerek Orman Kanunu'nun 112, 1 13... . maddeleri gereğince 28.10.2008, 06.11.20 08... .11.2008 tarihlerinde olmak üzere 16 adet suç zaptı düzenlendiğini, savcılıkça soruşturma yapıldığını, davalı ...'un davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu, haksız eylemin davalı ...'un emir ve direktifleri ile oluştuğunu, suç zabıtlarının resmi belge niteliğinde olup aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu, Mahkemenin suç zabıtlarının gerçeğe aykırı olduğu usulüne uygun tutulmadığı tespitinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, içeriklerinin aksi Mahkeme kararıyla ispatlanamayan suç tutanaklarının doğru olarak kabul edilmesi gerektiğini, davalıların ceza davasından beraat ettikleri gerekçe gösterilmiş ise de, davalıların orman yasasına muhalefet suçu işlemediklerinin bir yargı kararı ile ispat olunamadığını, açılan ceza davasında zamanaşımı sürelerinin geçmiş olması nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verildiğini, bilirkişi raporunun yeterli olmadığını, ceza mahkemesi tarafından maddi olayın gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda verilmiş bir kararın bulunmadığını, bilirkişi raporu iddiaları tamamen açıklığa kavuşturmasa da iddiaları reddeder nitelikte olmadığını, davalıları hiçbir zaman haklı göstermediğini, orman idaresinin zarara uğradığının tespit edildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili; davalılar yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
3. Davalı şirket vekili ek karara yönelik olarak; temyiz dilekçesinin süresinde olduğunu ileri sürerek, ek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, maden ruhsatına ilişkin verilen iznin aşımı nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
1. Davalı şirket vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı vekilinin temyiz başvuru dilekçesinin davalı şirket vekiline 19.05.2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı şirket vekilinin katılma yoluyla temyiz başvuru dilekçesini UYAP sistemi üzerinden 03.06.2025 tarihinde saat 22:56'da gönderdiği, temyiz başvuru dilekçesinin yasal süre (02.06.2025 tarihi) geçtikten sonra gönderildiği anlaşıldığından, davalı şirket vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesinin 04.06.2025 tarihli ek kararının onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
2.Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye göre, davalı ... vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3. 6098 sayılı Kanunun 74. maddesine göre; “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.
Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.”. Görüldüğü üzere anılan kanun maddesi uyarınca hukuk hâkimi ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas hukuku bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır.
Ceza Mahkemesinin “delil yetersizliğine dayanan beraat kararının” hukuk hâkimini bağlamayacağı ancak beraat kararı bir maddi olguyu tespit ediyorsa bu kararın hukuk hâkimini bağlayacağı, beraat kararı suçun sanıklar tarafından işlenmediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayanıyorsa, bu kararın hukuk hâkimini de bağlayacağı, bundan başka kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hakimini bağlamayacağı hüküm altına alınmıştır
Bu durumda, ceza mahkemesi kararının kusurun varlığı ve zarar miktarının belirlenmesi konusunda hukuk hâkimini bağlamayacağı kuşkusuzdur.
Ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hâkiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir.
Ceza hâkiminin, suçun sanık tarafından işlenmediğinin tespit olunması ya da suçun sübut bulmamış olması nedeniyle beraat kararı vermesi ile sanığın kendisine yüklenen suçu işlediği yolunda kesin delil bulunmaması sebebiyle beraat kararı vermesi farklı sonuçlar doğurur.
Ayrıca kusurun ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararın, diğer söyleyişle fiilin işlendiği sabit olduğu halde kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptamanın tek başına hukuk hâkimini bağlayacağını kabule olanak bulunmamaktadır.
Açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, Yargıtayın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Bu nedenle ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hâkiminin, hukuk hâkiminden çok daha elverişli bir konumda olmasıdır.
Derece Mahkemelerince, davalılar hakkında ceza mahkemesinde orman alanında izinsiz aşım yapıldığına dair kesinleşmiş mahkumiyet hükmü bulunmadığı, dava konusu eylem nedeniyle ceza dosyasında neticeten verilen zamanaşımı nedeniyle düşme kararından önce yapılan yargılamada, Yargıtay Ceza Dairesince sanıkların atılı suçları işlediklerini gösterir her türlü şüpheden arınmış delil bulunmadığının belirtildiği nazara alınarak gerekçe oluşturulmuş ise de, varılan sonuç yukarıda anlatılan kanun hükmü kapsamında doğru bulunmamıştır.
Derece Mahkemelerince; davaya dayanak suç tutanaklarında imzası bulunan bir kısım görevlilerin davaya konu suç tutanaklarının sahaya gidilmeden, ölçüm yapılmadan masa başında tanzim edildiğine ilişkin beyanda bulunduklarını belirtilerek tutanakların usulüne uygun tutulmadığı kabul edilmiş ise de; belirtilen tutanaklar resmi belge niteliğinde olup aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir. Tutanak mümzileri, tutanağın doğru olduğunu bildirmişlerdir. Dosya kapsamından ... Bölge Müdürlüğü teknik elemanlarının bildirdiği koordinatlarda aşım yapıldığının tespit edilmesi üzerine anılan bölge müdürlüğünün aşım yapıldığı belirtilen koordinatlara ilişkin tutanak düzenleyeme yetkisi bulunmadığından orman işletme şefliğince suç tutaklarının düzenlendiği anlaşılmıştır.
Diğer taraftan, dava konusu suç tutanaklarının düzenlediği tarih itibariyle davalı şirketin ... 1. İflas Müdürlüğünün rödovanscısı olarak rödovans sözleşmesinde kararlaştırılan yerleri ile devamı niteliğindeki dava konusu aşım yapılan yerleri kullandığı karine olarak kabul edilmelidir.
Ayrıca, İlk Derece Mahkemesince alınan 27.07.2017 tarihli orman mühendislerinin hazırladıkları bilirkişi raporunda; keşfe konu taşınmazların hali hazırdaki durumunun madencilik faaliyetleri dolayısıyla üzerinde bitki örtüsü yetiştirmeye elverişli olmadığı ancak halen orman sayılan yerlerden olduğu tespit edilmiştir.
Bu durumda İlk Derece Mahkemesince; davalı şirket tarafından aşım yapıldığı kabul edilerek, davalı ...'un sorumluluğu da tespit edildikten sonra, davalıların verdikleri zararın miktarı hususunda ayrıntılı, açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli ve Yargıtay denetimine uygun bir rapor aldırılarak varılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Bölge Adliye Mahkemesince verilen 04.06.2025 tarihli ek kararın ONANMASINA,
2.Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
3.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz eden davalılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.