MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1080 E., 2025/767 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/253 E., 2023/62 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava konusu 33... plakalı çekici ve 33... plakalı dorse/römorkun gerçekte müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin çekiciyi 28.03.2016 tarihinde dava dışı şirketten satın aldığını, ancak kendi adına kredi çekemediği için bu araç için gerekli kredinin davalı şirket tarafından çekildiğini, davalı şirketin kredi taksitlerini aracı işleterek ödeyeceği ve borç bitiminde aracın mülkiyetinin müvekkiline devredileceğine dair protokol imzalandığını, müvekkilinin dorseyi de protokol kapsamında .... Noterliğinin 30.03.2016 tarihli ve ... yevmiye sayılı Araç Satış Sözleşmesi ile davalı şirkete satış göstermek suretiyle devrettiğini, dava konusu çekicinin kredisi 01.04.2018 tarihinde bitmesine rağmen davalı şirketin kredi ödeme süreci boyunca işlettiği çekici ve dorseyi müvekkiline devretmediğini, müvekkilinin davalı şirkete ihtarname çektiğini ileri sürerek; çekici ve dorsenin müvekkiline aynen iadesini, olmadığı taktirde araç kredisinin bittiği 01.04.2018 tarihi itibarıyla araçların bedeli ve mahrum kalınan müspet ve menfi zararların en yüksek banka faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesini talep etmiş, 23.02.2023 tarihli celsede, kazanç kaybı ve zararlarından feragat ettilerini belirtmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tanık beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu olan çekici ve dorsenin davacıya ait olduğu, davacının bu araçlardan çekiciyi 28.03.2016 tarihinde dava dışı şirketten satın aldığı, ancak aracın ücretinin ödenmesi için gerekli kredinin davalı şirket tarafından sağlanması üzerine taraflar arasında bir protokol imzalandığı, imzalanan protokol ile çekici ve dorsenin davacıya ait olduğu, araçların davalı şirket üzerinde kayıtlı kalacağı, çekicinin kredisi bittikten sonra aracın haklarının davacıya devredileceğinin kararlaştırıldığı, süresinde cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılan davalının bahse konu protokol içeriğine ve imzaya itirazının bulunmadığı, bu haliyle davacının ileri sürmüş olduğu vakıaları inkar etmiş sayılacağı, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan protokol doğrultusunda ödemelerin yapıldığına ilişkin fatura ve açıklamalı dekontların sunulduğu, .... Noterliğinin 30.03.2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesinin satıcısının davacı, alıcısının ise davalı şirket olduğu, bu hususun davacının iddialarını doğruladığı, dava konusu çekici ve dorsenin daha sonra davalı firma tarafından bir başka firmaya devredildiği, davacı tarafından bu firmanın davaya dahil edilmediği, bu haliyle aynen iade kararı verilemeyeceği, bilirkişi tarafından dava konusu araç ve çekicinin devir tarihi olan 01.04.2018 tarihi itibarıyla değerinin hesaplandığı, davacının talebinin bu bedel üzerinden devam ettiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davacının çekici ve dorsenin aynen iadesine ilişkin talebinin reddine, davacının mahrum kalınan müspet ve menfi zararlarına ilişkin taleplerinin feragat nedeniyle reddine, davacının araç bedeli talebinin kabulü ile, araç bedeli olan 187.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu araçların aynının davacıya devri mümkün olmadığından Mahkemece, davacının terditli talebi olan bedele hükmedilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık olmadığı, davacı vekili dava dilekçesinde, araç kredisinin bittiği 01.04.2018 tarihi itibarıyla aracın gerçek değerinin davalı taraftan tahsilini talep ettiği, Mahkemece bu talep doğrultusunda bilirkişiden rapor alınarak, araçların bu tarihteki piyasa rayiç bedelleri belirlenerek tespit edilen bedel üzerinden davanın kabulüne karar verildiği, Mahkemece, aracın devredildiği üçüncü kişilerin davaya dahil edilmesi için, davanın niteliği itibarıyla davacı tarafa süre verilmesini gerektirir yasal bir zorunluluk olmadığı gibi, dahili dava suretiyle davaya taraf eklenmesinin de usulen mümkün olmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararı ve gerekçesinin yerinde olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dava konusu çekici ve dorse/römorkun gerçekte müvekkiline ait olduğunu, Mahkemece asıl talepleri yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi ek raporu 25.02.2022 tarihli olup, üzerinden karar tarihine kadar altı aydan fazla süre geçtiğini, bu sürede ekonomide yaşanan yüksek enflasyon nedeniyle fiyatların çok arttığını, Mahkemece çekici ve dorsenin bugünkü rayiç değeri yerine kredinin bittiği tarihteki değerinin esas alındığını, hüküm altına alınan bedelin düşük olduğunu, Mahkemece dava konusu çekicinin ve dorsenin daha sonra davalı şirket tarafından bir başka firmaya devredilmesiyle ilgili olarak müvekkiline bu firmanın davaya dahil edilmesi yönünde yargılama sürecinde herhangi bir süre verilmediğini, devrin muvazaalı olup olmadığı hususu değerlendirildikten sonra devredilen firmanın iyi niyetli olması halinde çekici ve dorsenin gerçek bedelinin tespit edilmesi gerektiğini ifade ederek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı terditli olarak araç mülkiyetinin tespiti, bunun mümkün olmaması halinde, araç kredisinin bittiği tarih itibarıyla aracın gerçek değerinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacının iddiasının inançlı işleme dayalı olduğu, bu iddianın 05.02.1947 tarih, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı belge ya da yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge ile kanıtlanması gerektiği, dosya kapsamında taraflar arasındaki inançlı işlem sözleşmesine ilişkin yazılı delil niteliğinde davacı ve davalı şirketin yetkilisine imzasına havi protokol mevcut olup, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan işbu yazılı belgenin dava konusu aracın davacıya ait olduğunu ispatlamaya yeterli olduğu, hükme esas alınan ek bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, davanın niteliği itibarıyla Mahkemece, dava konusu çekici ve dorsenin devredildiği üçüncü kişinin davaya dahil edilmesi için davacı tarafa süre verilmesini gerektirir yasal bir zorunluluk olmadığı, taleple bağlılık kuralı gereğince karar verildiğinin anlaşılmasına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.