MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/... E., 2025/1270 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 23. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/... E., 2024/553 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin yetkilisi ve sahibi olduğu şirket ile davalının yetkilisi ve sahibi olduğu şirket arasında, mülkiyeti davalının yetkilisi olduğu şirkete ait ... mahallesindeki taşınmazın satın alınması konusunda 21.11.2012 tarihli Emlak Alım-Satım Protokolü hazırlanarak taraflarca imzalandığını, protokol gereğince, alıcı tarafından bu aşamada satıcı tarafa toplamda 100.000 USD kapora ödendiğini, gayrimenkul danışmanlarına ise toplamda 56.000 USD + KDV hizmet bedeli ödemesi olarak toplamda 166.080 USD ödeme yapıldığını, protokol sonrasında, müvekkilinin yetkilisi olduğu alıcı şirket tarafından kredi başvurularında bulunulduğunu, başvurulan bankalardan olumlu cevap alınamaması üzerine alıcı ile satıcının bir araya gelerek, kararlaştırılan satış bedeline ilişkin olarak taksitlendirme yapılabileceği konusunda anlaşıldığını, bu kapsamda vadeli senetler düzenlenmesi ile satış bedelinin taksitli şekilde ödemesine karar verildiğini, satış bedelinin müvekkilin ortağı olduğu alıcı şirket tarafından aylık ödenmesi amacıyla düzenlenen senetlerin keşide edilerek satıcı şirkete teslim edildiğini, bu şekilde anılan satışa konu taşınmaz, senet bedellerinin ödenmesine kadar tapu devri yapılmaksızın, kaba inşaat halinde müvekkilinin yetkilisi olduğu alıcı şirketin kullanımına bırakıldığını, daha sonra teslim edilen senetlerin ödenmesinde sorunlar çıkmaya başladığını, bunun üzerine satış protokolüne konu olan ve davalının %99 hissedarı ve sahibi olduğu ... A.Ş. ne ait taşınmazın, bu aşamada müvekkiline ait alıcı şirket adına tescilinin sağlanması amacıyla davalının, müvekkilinin sahibi bulunduğu alıcı şirketten bir teminat göstermesini istediğini ve davacının kızına ait taşınmaz hissesinin tamamı teminat olarak bedel alınmadan davalı adına tescilini gerçekleştirdiklerini, aynı zamanda taşınmazın 17/501 hissesinin de dava dışı ... adına tapuda kayıtlı iken, 900.000,00 TL bedelle 28.08.2013 tarihinde davalıya satıldığını, satış bedelinin 280.000,00 TL'si davalı adına vekil olarak tapu devrini alan ... tarafından ...’a ödendiğini, kalan kısmının ise müvekkili tarafından karşılandığını, davalının sahibi ve yetkilisi olduğu şirket tarafından anlaşma şartlarının yerine getirilmemesi ve satış protokolüne konu taşınmazın müvekkilinin yetkilisi olduğu alıcı şirket adına tapu tescilinin gerçekleştirilmemesi nedeniyle, müvekkilinin yetkilisi olduğu şirket ile davalının yetkilisi olduğu şirket arasında 05.02.2014 tarihli yeni bir protokol düzenlendiğini, protokol gereğince, taşınmazın, satışına ilişkin 21.11.2012 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesinden dönüldüğünü, teminat amaçlı olarak davalı adına bedelsiz olarak tapuda tescil ettirilen taşınmaz hisselerinin devrinin talep edilmesine rağmen davalının bunu kabul etmediğini, sonrasında ise davalı ile aynı zamanda tapu devri sırasında vekili olarak bulunan ve emlak komisyoncusu sıfatıyla işlem yapan dava dışı ... aleyhine, nitelikli dolandırıcılık suçlamasıyla, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/... Soruşturma numaralı dosyasıyla şikayette bulunulduğunu ileri sürerek; müvekkili tarafından davalı adına ödemesi gerçekleştirilen 520.000,00 TL'sinin tapu devir tarihi olan 28.08.2023 tarihinden dava tarihine kadar ulaşacağı bedelin denkleştirici adalet ilkesi gereğince belirlenerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkilinin, dava dışı ...'a ait hisseyi tapuda yapılan 16.08.2013 tarihli resmi senet ile satın aldığını, davacının alım satım teminatı olarak davalıya devir ettirdiğine dair iddialarının doğru olmadığını, ...'ın hissesini de bedeli ödenmek suretiyle satın aldığını, davacının davalıyı zarara uğrattığını, davacının ...'dan satın alınan taşınmazın 520.000,00 TL satış bedelini teminat olarak ödediği iddialarının doğru olmadığını, yazılı belgeye dayanmayan iddialarla açılan hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;davacının taraflar arasında yapıldığını iddia ettiği inançlı işleme ilişkin yazılı delil sunamadığı, tarafların şirketleri arasında yapılan 21.11.2012 tarihli Emlak Alım Satım Protokolüne dayandığı, ancak davacının şirketin ödeme güçlüğü nedeniyle protokolün 05.02.2014 tarihli Protokol başlıklı belge ile tasfiyesine karar verildiği, tasfiye protokolü dava konusu tapu hisse devrinden sonra yapıldığı halde davacının ödediğini iddia ettiği 520.000,00 TL'ye ilişkin tasfiye protokolünde herhangi bir hüküm bulunmadığı, hisse devrinin teminat olarak yapıldığı hususunda da bir hüküm bulunmadığı, davalıdan alacağı olan şirket sahibi olan tacir sıfatındaki davacının bu alacağını 05.02.2014 tarihli Protokol hükümlerine eklememesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sunulan protokollerle yapılan hisse satışının bir ilgisinin bulunmadığı anlaşıldığından davacının tanık dinletme talepleri kabul edilmediği, resmi tapu kayıtlarına itibar edildiği, aksini kanıtlar davalının elinden çıkmış yazılı bir belgede sunulmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; ... ili ... ilçesi ... mahallesinde bulunan 269 57... parselde kayıtlı taşınmazın satın almak için protokol yapıldığını ancak tapu devrinin ülkede yaşanan ekonomik çalkantılar nedeniyle gerçekleşmediğini, bu satışa teminat olarak dava dışı ...'a ait taşınmaz hissesinin 900,000,00 TL bedelle davalı adına tescil edildiğini, bu bedelin 280.000,00 TL'sinin davalı tarafından, 520.000,00 TL'sinin ise davacı tarafından dava dışı ...'a ödendiğini, savcılık soruşturma dosyasında beyanı alınan şahısların bu hususu doğruladığını, tanıkların dinlenmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, inançlı işlem sonucu taşınmaz satışından kaynaklı alacağın tahsili talebine ilişkindir.
Somut olayda; taşınmazın teminat amaçlı davalıya devredildiğini iddia eden davacının bu inançlı işlem iddiasını 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı belge ya da yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge ile kanıtlanması gerektiği, bunun yanı sıra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 203. maddesinde yer alan senetle ispat istisnalarının inançlı işlemde uygulama alanı bulmayacağı, taraflar arasında düzenlenen protokollerde de taşınmazın teminat amaçlı olarak devredildiğine dair hüküm bulunmadığı, ispat yükü üzerinde bulunan davacının iddiasını yazılı delillerle ispatlayamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.