MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/... E., 2025/1041 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/... E., 2025/133 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin üretici, davalının ise halde komisyoncu olduğunu, ürettiği malları davalının satarak parasını müvekkiline ödeyeceği konusunda anlaştıklarını, müvekkili ürettiklerini müstahsil makbuzu ile davalıya teslim ettiğini, davalı da makbuz karşılığında müvekkiline para ödediğini, daha sonra müvekkilinin davalı ile olan ilişkilerini kestiğini, mallarını başka bir komisyoncuya verdiğini, bakiye alacağının tahmini olarak 119.759,87 TL olduğunu, davalı müvekkilinden teminat olarak aldığı senede açığa imzayı kötüye kullanmak suretiyle 75.000,00 TL yazarak müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, icra takibine ilişkin açılan menfi tespit davasında davacının borçlu olmadığına karar verildiğini ileri sürerek; müvekkilinin davalıya teslim ettiği ürünlerden ve iade ettiği paradan doğan hak ve alacağının tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 30.000,00 TL, munzam zararına ilişkin olarak şimdilik 10.000,00 TL'nin ürünlerin teslim tarihinden dava tarihine kadar ayrı ayrı, dava tarihinden itibaren de tahsil tarihine kadar temerrüd faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; il hakem heyetine başvuru yapılmadan dava açıldığını belirterek, davanın usulden reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın, 5957 sayılı ...Arz Ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un (5957 sayılı Kanun) 2. maddesinde tanımlanan meslek mensupları arasındaki ilişkiden kaynaklanan alacak talebine ilişkin olduğu, davalının komisyoncu meslek mensubu sayılması gerektiği, aynı Kanun'un 10. maddesinin 5. bendinde; "Değeri elli bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda, hal hakem heyetlerine başvuru zorunludur..." şeklinde olup uyuşmazlığın çıktığı 2024 yılında parasal sınırın 616.278,55 TL olduğu, alınan bilirkişi raporuna göre davacı alacağının yaklaşık 56.461,59 TL ve hesaplanmayan munzam zarar kadar olduğu, bu miktarın her halükarda 616.278,55 TL'lik sınırın altında kalacağı, dava konusu alacak miktarı itibariyle Hal Hakem Heyetine gidilmeden davanın açıldığı, hak hakem heyeti kararından sonra da davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiği gerekçesiyle 5957 sayılı Kanun kapsamında kalan uyuşmazlık için özel olarak düzenlenen dava şartı yerine getirilmeden dava açıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davacının üretici, davalının hal komisyoncusu olduğu, alışverişin halde gerçekleştiği, uyuşmazlığın 5957 sayılı Kanun'dan kaynaklandığı, yasada uyuşmazlığın niteliğine ilişkin ayrım yapılmadığı, dava tarihinde söz konusu yasanın yürürlükte olduğu, dava tarihi itibariyle hal hakem heyetine başvuru zorunluluğuna ilişkin parasal sınırın 616.278,55 TL olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; müvekkilinin çiftçi/müstahsil sıfatıyla ürettiği tarımsal ürünleri davalı komisyoncuya teslim ettiğini, bu teslimler karşılığında düzenlenen müstahsil makbuzları düzenlendiğini, davalı tarafın bu ürünlerin bir kısmının bedelini ödemediğini, taraflar arasında kurulan bu komisyon ilişkisinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 506, 5 08... . maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, komisyoncu sıfatıyla hareket eden davalı, anılan kanun kapsamında hesap verme, özen yükümlülüğü ve defter ibrazı gibi sorumluluklarını yerine getirmediğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, alacak miktarı davalının ticari defterleri, makbuzları, banka ödeme dekontları ve yapılacak bilirkişi incelemesi ile tespit edileceğini, müvekkili alacağının vadesinde ödenmediğini, anılan kanun'un 122. maddesine göre munzam zarar talebinde bulunduklarını, taleplerinin hem alacak hem de munzam zarara ilişkin olduğunu, 5957 sayılı Kanun'un amacının yalnızca üretici tüccar komisyoncu ilişkisine dair doğrudan ve basit uyuşmazlıkları düzenlemek olduğunu, taraflar arasındaki ilişki, yıllara sair teslimatları eksik ödeme, tazminat ve munzam zarar gibi karma ticari ilişkileri içerdiğini, 07.07.2012 tarihli Yönetmelik'in ürün teslimine yönelik basit parasal uyuşmazlıklara ilişkin olduğunu, müvekkilin meslek mensubu sıfatında olmadığını, uyuşmazlığın doğrudan tarımsal ürün satışından değil, ticari komisyon sözleşmesi ve temerrüt/haksız fiil kaynaklı zarardan doğduğunu, uyuşmazlığın niteliği ve tarafların sıfatı dikkate alındığında İl hal hakem heyetine başvuru zorunluluğunun bulunmadığını, arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğini, taraflar arasında hal kanunu anlamında bir hal esnafı-müstahsil ilişkisi bulunmadığı gibi müvekkilinin üretici örgütü de olmadığını, davalı hal kayıt sistemi kapsamında faaliyet gösteren hal tüccarı olmadığını, uyuşmazlığın taraflar arasında makbuz karşılığı ürün teslimine ve bedel ödenmesine dayalı özel hukuka tabi komisyon sözleşmesinden doğmuş alacak ve tazminat ilişkisi olduğunu, munzam zarar talebinin haksız fiil niteliğinde olduğunu, müvekkilinin munzam zarara ilişkin talebinin komisyonculuk ilişkisi çerçevesinde eksik veya geç ödemeler nedeniyle uğradığı ekonomik kaybın tazminine ilişkin olduğunu, dava konusunun 2000-2016 yıllarına dayandığını, 5957 sayılı Kanun 01.01.2012 tarihinde, yönetmelik ise 07.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiğini, delillerin ve taleplerin incelenmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 5957 sayılı Kanun kapsamında alacak ve tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, belirtilen gerekçeye, özellikle alacağın miktarı nazara alındığında 5957 sayılı Kanun'un 10/5. maddesine göre hal hakem heyetine başvuru yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.