MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/... E., 2025/1163 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/... E., 2025/5 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalıdan satın aldığı traktörün satın aldıktan 1 ay sonra motor aksamlarından yağ kaçaklarının başladığını, müvekkiline davalı tarafından dava konusu traktörün tüm arızalarının giderildiğinin ve bir sorun olmadığının söylenmesine rağmen daha sonrasında defalarca arıza dolayısıyla müvekkilinin traktörü servise götürmek zorunda kaldığını, dava konusu traktördeki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bedelinin satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini, bedel iadesinin mümkün olmaması halinde dava konusu traktörün yenisi ile değiştirilmesini talep etmiş; 26.12.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile traktörün ayıpsız misli ile değiştirilmesini, bunun mümkün olmaması halinde ise sözleşmeden dönme ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, rayiç bedel üzerinden 102.000,00 TL'nin davalıdan satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın üretici firma aleyhine açılması gerektiğinden husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davanın süresinde açılmadığını, dava konusu traktöre yapılan servis işlemlerinin kullanımdan kaynaklı olan ve rutin bakım sırasında yapılması gereken işlemler olduğunu, dava konusu traktörde açık veya gizli ayıp iddialarını kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin Tüketici Mahkemesi sıfatıyla 09.06.2022 tarihli kararıyla; alınan 31.03.2022 tarihli bilirkişi raporu ile değişik iş tespit dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davaya konu traktörün ayıplı olduğunun sabit olduğu, ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, somut olayda davacının ilk olarak satış bedelinin iadesini, başka bir deyişle sözleşmeden dönme hakkını kullanmak istediği, davalı daha önce temerrüde düşürülmediğinden temerrüt faizinin dava tarihinden davanın kabulü ile dava konusu traktörün davalıya iadesine, 102.000,00 TL satış bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekillerince istinaf isteminde bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 02.11.2022 tarihli kararıyla; taraflar arasındaki işlemin 6502 sayılı yasanın 3/k maddesi gereğince tüketici işlemi niteliğinde olmadığı, davaya bakma görevinin ve dolayısıyla uyuşmazlığın çözüm yerinin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin 20.01.2023 tarihli kararıyla; davanın kabulü ile dava konusu traktörün ayıpsız bir misli ile değiştirilmesine, bunun imkansız olması halinde söz konusu aracın davalıya iadesi ile 102.000,00 TL satış bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekillerince istinaf isteminde bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 29.03.2023 tarihli kararıyla; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan 19.05.2024 tarihli bilirkişi raporu ve değişik iş tespit dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporu ile davaya konu traktörün gizli ayıplı olduğunun sabit olduğu, davacının ıslah ile terditli taleplerinde ilk olarak satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi hakkını kullanmak istediği, bu hakkın kullanımının imkansız hale gelmesi durumunda sözleşmeden dönerek satış bedelinin iadesini isteyebileceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava konusu traktörün ayıpsız bir misli ile değiştirilmesine, bunun mümkün olmaması halinde 2004 sayılı İİK'nın 24. maddesi gereğince işlem yapılmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece davaya konu aracın ayıplı olduğunun tespiti ile ayıpsız misli ile değişim talebinin kabulüne dair kararda isabetsizlik bulunmadığı, ancak infazda tereddüt oluşturacak şekilde davaya konu ayıplı aracın davalıya iadesine dair karar verilmemiş olması yerinde görülmediği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, dava konusu traktörün ayıpsız bir misli ile değiştirilmesine, bunun mümkün olmaması halinde 2004 sayılı İİK'nın 24. maddesi gereğince işlem yapılmasına, teslime ilişkin masrafı davalı tarafından karşılanmak üzere davaya konu ayıplı aracın tüm takdiyatlarından ari olarak davacı tarafından davalıya iadesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davanın üretici firmaya karşı açılması gerektiğini, davacının hak düşürücü süre içerisinde ayıbı bildirmediğini, İlk Derece Mahkemesince taleple bağlılık ilkesinin ihlal edildiğini, İlk Derece Mahkemesinin yargılama aşamasında dava konusu traktörün ayıpsız misliyle değişiminin mümkün olup olmadığının sorulmadığını, dava konusu traktörün ayıpsız misli ile değişiminin imkansız olduğunu, davalının dava konusu traktörü dava süresince kullandığının dikkate alınmadığını, ayıbın imalattan ya da kullanıcı hatasından kaynaklandığının tespiti için detaylı teknik incelemenin yapılmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, ayıp iddiasına dayalı dava konusu traktörün ayıpsız misli ile değiştirlmesi, talebin kabul görmemesi halinde sözleşmeden dönülerek davaya konu traktörün bedelinin davacıya iade edilmesi istemine ilişkindir.
1. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 207. maddesine göre; satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Taşınır sözleşmesinde satıcının taşınırı teslim etmek ve mülkiyeti alıcının üzerine geçirmek gibi asıl borcu yanında satılan malı saklama ve gerektiğinde taşıma masraflarını ödeme borcu gibi tali nitelikte borçları da bulunmaktadır.
Anılan Kanunun “Ayıptan Sorumluluk”a ilişkin 219. maddesinde: “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” hükmü yer almaktadır.
Ayıba karşı tekeffül borcu, satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Satıcı, malın değerini veya yararını azaltan eksikliklerin bulunmadığını ayrıca garanti etmese bile, bu borç kanunen mevcuttur. Satıcı satış sözleşmesine konu taşınır malın niteliği ve kullanım amacı bakımından malın değerini ve kullanım amacını azaltan veya ortadan kaldıran mülkiyet hakkının sonucu olan tasarrufi işlemler yapmasını engelleyen bir eksikliğin bulunmamasını sağlama borcu altındadır. Satıcının bu borcunun söz konusu olabilmesi için satılanda bu çeşit eksikliklerin var olduğunu bilmesi gerekmediği gibi satılandaki bulunması gereken vasıfları ayrıca zikir ve vaad etmesine de gerek yoktur.
Ayıba karşı tekeffül borcuna ait 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 2 19... . maddeleri arasında belirtilen koşullarının gerçekleşmesiyle, alıcı aynı Kanunun 227. ve devamı maddeleri kapsamında kendisine tanınan seçimlik haklarını satıcıya karşı kullanabilecektir.
Alıcı, satılan malın ayıbının bulunması halinde TBK’nın 227. maddesine göre satılanı redde hazır olduğunu beyanla sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme hakları mevcuttur.
Açıklandığı üzere davacı seçimlik haklardan herhangi birisini kullanabilecektir. Öğretide ve uygulamada da kabul edildiği üzere davacının seçimlik haklarını tek yanlı ve vermesi gereken bir irade açıklamasıyla kullanması gerekmektedir. Davacı bu haklardan hangisini seçtiğini, bir kez bildirmekle seçim hakkını kullanmış olur ve artık tercihini değiştiremez. Çünkü satıcı kayıtsız şartsız bildirilen tercihi yerine getirmek zorundadır. Bu nedenle seçim hakkı bir kez kullanılmakla sona ermekte ve onun yerine tercih ettiği hak geçmektedir. Bu haklar kullanılmakla tükendiği için bu özelliği nedeniyle seçimlik hak yenilik doğurcu (inşai) haklardandır.
2. Somut olayda davacı vekilinin; dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ayıplı malın bedelinin satış tarihinden itibaren yasal faiziyle müvekkiline iadesini, bedel iadesi mümkün olmadığı takdirde dava konusu traktörün yenisi ile değiştirilmesini talep ettiği, 26.12.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile ise traktörün ayıpsız misli ile değiştirilmesini, bunun mümkün olmaması halinde ise sözleşmeden dönme ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, rayiç bedel üzerinden 102.000,00 TL'nin davalıdan satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep ettiği, bu haliyle davacı tarafça dava dilekçesi ile ayıplı malın bedelinin satış tarihinden itibaren yasal faiziyle müvekkiline iadesi istenilmiş olmakla seçimlik hakkını bu şekilde kullanmakla tükettiği anlaşıldığından Mahkemece bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
3. 6100 sayılı HMK'nın 266. maddesi hükmüne göre; çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir.
Aynı Kanunun 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını Mahkemeden talep edebilecekleri; Mahkemece, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme yaptırabileceği açıklanmıştır.
Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; alınan 19.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu traktörün motor kısmında yaşanan arıza ve aksaklıkların dışarıdan gözle görülemeyecek durumda olduğu, ehil olmayan bir kişi tarafından kolayca tespit edilemeyecek özellikte olduğu, uzman ve ehil bir kişi tarafından motorun açılarak tespit edilebilecek durumda olmadığı, bu nedenle ayıplı durumda olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği, bu hali ile bilirkişi kurulu raporunun serviste yapılan işlemler üzerinden kanaat bildirdiği, araç üzerinde bir inceleme ve araştırma yapılmadan ayıplı olduğu görüşünü bildirdiği ve Mahkemece bu rapor hükme esas alınarak karar verildiği, raporun bu haliyle denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, Mahkemece makine ve otomotiv alanında uzman 3'lü bilirkişi heyetinden, dosyaya sunulan tüm evraklar, bilirkişi raporları ve bilirkişi raporlarına yapılan itirazlar da dikkate alınarak denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınarak sonuca göre uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
4. Bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.