MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/... E., 2025/1154 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 6. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2018/... E., 2024/192 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; davacıların murisinin yaşadığı birtakım şikayetler, karın ağrısı, gaz sancısı v.s. nedeniyle, uzmanlığına güvenerek sağlığını 2016 yılı ve öncesinde, Profesör ve Gastroenteroloji uzmanı olan davalı hekime emanet ettiğini, vaki şikayetleri nedeniyle pek çok kez yalnız başına ya da eşi ile birlikte davalının muayenehanesine gittiğini, davalı hekimin her seferinde ultrasonla baktığını ve “bir şeyin yok, aşırı gaz ve sinirsel basit sıkıntılar, ilaçla gideririz” diyerek çeşitli ilaçlar verip gönderdiğini ancak bu verilen ilaçların hiçbir işe yaramadığı gibi son üç-dört muayenede verilen reçetelerle rahatsızlıkları iyice ağırlaştığını, son muayenesinde davalı doktorun yine ultrasonla baktığını ve korkacak bir şey yok, yine gaz sancısı, ilaçla geçer diyerek reçeteye birkaç ilaç yazıp gönderdiğini, 15 Aralık 2016 tarihinde ağrıları artıp dayanılamayacak boyuta ulaşınca ailesi tarafından ... Üniversitesi Hastanesine götürülen murise mide kanseri teşhisi konduğunu, teşhiste ve dolayısıyla da tedavide çok geç kalındığının, durumunun çok ciddi olduğunun, midesinin neredeyse tamamının tümörlerle kaplanmış bulunduğunun, bunu bir doktorun üstelik de uzman gastroenteroloji uzmanı bir profesörün görememesinin mümkün bulunmadığının söylendiğini, davalı doktorun özensiz davranışı nedeniyle kitlenin çok büyüdüğünü, bu süreçte davalı doktora bu kitleyi neden fark edemediğinin sorulduğunu ve hakkında dava açılacağı bildirildiğini, davalı doktorun sürekli telefonlardan ve görüşmeden kaçtığını, kendisine ulaşılamadığını, murisin 25.09.2017 günü vefat ettiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin saklı kalmak kaydıyla, davacılardan ... ve ... için 10.000,00 TL maddi ve 300.000,00 TL manevi, ... için 300.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkilinin alanında yetkin ve deneyimli bir hekim olarak üzerine düşen tıbbi gerekleri yerine getirdiğini, mide tümörlerinin erken evrede teşhisinin zor olduğunu, davacıların iddialarındaki tarih belirsizliklerinin mahkemeyi yönlendirme amacı taşıdığını, murisin başka doktorlara da başvurma imkanının bulunduğunu, davalının murise uyguladığı tüm tıbbi girişimler ve kontrollerin tıp biliminin gereklerine uygun olarak yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Adli Tıp Kurumundan alınan raporlarının ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bu nedenle rapora itibar edilerek ... Uzmanı olan davalının dava konusu olayda tıbbi uygulama hatası bulunup bulunmadığı yönündeki değerlendirmenin dosyada mevcut bulunan adli ve tıbbi belgelerle yapılamayacağı, mevcut durum itibariyle davacıların davasını usulüne uygun şekilde ispatlamadığını, davalının olayda hatası ve kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; müvekkillerinin murisinin karın ağrısı gibi şikayetlerle 2016 yılı ve öncesinde başvurduğu gastroenteroloji uzmanı olan davalı hekimin 9 cm'lik mide kanseri kitlesini ultrasonla görmesine rağmen "bir şey yok, gaz sancısı" diyerek yanlış teşhis koyması, ihmali ve hatalı tedavisi sonucu ölümüne sebebiyet verdiğini, davalı hekimin gerekli tıbbi özeni göstermeyerek ihmali davrandığını, davalının tanı ve tedavide kusurlu olduğunu, dinlenen tanıkların beyanlarının davadaki haklılıklarını açıkça ortaya koyduğunu, dosyadaki bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, öğretim üyelerinden rapor alınmasına dair ara karar dönülmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hekimin özen borcuna aykırılık iddiasına dayanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle vekilin özen borcunun kapsamı içinde teşhis ve tedaviye ilişkin kayıtlarının doğru ve düzenli tutulmasının da bulunmasının, ancak yataklı tedavi kurumu olmayan, ayakta hasta teşhis ve tedavi hizmeti sunan davalı hekimin, tıbbi kayıtları ne kadar süreyle arşivinde bulundurması gerektiğine ilişkin mevzuatta herhangi bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde, davalı hekimin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen genel zamanaşımı süresi boyunca tıbbi kayıtları saklama yükümlülüğü bulunduğunun kabulünün gerekmesine, somut olayda davalı hekim vekilinin, müvekkilinde murise ait hiçbir kayıt bulunmadığını, bir an için murisin müvekkilinin muayenehanesine gitmiş olduğu düşünülse dahi bu tarihin, en az 15-20 yıl öncesine olduğunu beyan etmesine, dava dosya kapsamında ilgili hekim tarafından kaşe ve imzalı ancak tarihi belirli olmayan 3 adet reçete dışında davacıların murisinin davalı hekime muayene olduğunu gösterir belge bulunmamasına, davacıların davalı hekimin beyanlarının aksine murislerinin muayene olduğu tarihi net olarak belirleyecek belge sunamamalarına, bu haliyle davalı hekimin hatalı tıbbi uygulaması nedeniyle davalıların murisinin vefat ettiği iddiasının ispatlanamadığının anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Temyiz eden davacı taraf harçtan muaf olduğundan peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.