MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1127 E., 2025/1115 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi
SAYISI : 2021/... E., 2022/618 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 29.01.2019 tarihinde davalının vekilliğini üstlendiğini, davalının Suriye vatandaşı olması nedeniyle müvekkili ile aralarında yazılı ücret sözleşmesi yapılmadığını, müvekkilinin vekaletname ile vekil tayin edildiği tarihte davalı lehine iki ayrı ihtiyati haciz kararı alınıp kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip ile ilamsız icra takibi başlattığını, iki ayrı tasarrufun iptali davası açtığını, icra ceza mahkemesine iki ayrı şikayette ve asliye hukuk mahkemesinde görülen davada asli müdahillik talebinde bulunduğunu ancak davalı tarafça 04.01.2021 tarihinde noterde düzenlenen azilname ile haksız nedenle azledildiğini, müvekkile alacaklı olduğu miktar ödenmediği gibi alacaklı olduğundan bahisle müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra takibine itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldığını, davanın halen derdest olduğunu, yapılan hukuki işlemlere ilişkin davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığını, sözleşmenin haksız azil nedeniyle sona ermiş olması nedeniyle resmi masraflar dışında uhdesinde kalan 37.000,00 TL üzerinde hapis hakkını kullandığını, şimdilik 37.000,00 TL üzerinden davanın kabulü ile bilirkişi incelemesi ile belirlenecek bedelin, haksız azlin gerçekleştiği tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkili tarafından, davacı avukata her türlü hukuki iş ve işlemlerde hasıl olacak masraf, yargılama gideri ve özellikle teminat olarak kullanılmak üzere banka havalesi ile 59.000,00 TL gönderildiğini, müvekkili ile yapılan sözlü anlaşmaya göre harç ve yargılama giderlerinden başka teminat olarak depo edilen meblağın iadesi halinde müvekkile aynen teslim edileceğinin kararlaştırıldığını ancak aradan geçen iki yıla rağmen teminat olan bu meblağın iade edilmediğini, müvekkile ayrıntılı hesap dökümü de sunulmadığını, davacı avukat tarafından yürütülen iş ve işlemler incelendiğinde; müvekkilden onay/talimat almadan ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/270 E. sayılı dosyada ara karar gereği talep edilen harcı ödemeyerek hem müvekkilin büyük bir hak kaybına uğramasına hem de karşı yan vekillerine 8.080,00 TL vekâlet ücreti ile diğer diğer masrafların ödenmesine, ... İcra Dairesinin 2019/... E. sayılı dosyasında, borçlunun evinde fiili menkul haczi uygulanıp 8.000,00 TL değerinde malın satışını istemeyerek haczin düşmesine, ... İcra Dairesinin 2019/... E. sayılı dosyasında, borçluya ait taşınmazdaki 3/10 oranındaki hissenin satışını 1,5 yıl sonra talep ettiği halde satışın yapılması için gerekli talepleri yapmayarak işlerin sürüncemede kalmasına, ... İcra Dairesinin 2019/... E. sayılı dosyasında borçluya ait bir taşınmazdaki kira gelirinin 3/10 oranındaki hisse karşılığına haciz bırakılmayarak müvekkilin bu miktarca alacağına kavuşamamasına, ... İcra Dairesi 2019/ ... E sayılı dosyasında borçlu şirketin adresine gidildiğinde çilingir masrafı yatırılmadığı için fiili haciz yapılamamasına, tekrar haciz çıkarıldığında bu sefer işyerinin boşaltılması nedeniyle hem aynı haciz işlemi için iki kez masraf yapılmasına hem de işyerinden eşya/mal haczi fırsatının kaçırılmasına, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2019/235 E. sayılı dosyada, taşınmazın mevcut durumuna göre dava sonunda bir hak elde edilmesi imkânının bulunmadığının ön görülmesi gerekirken tasarrufun iptali davasına konu edilerek başka fırsatların kaçırılmasına ve/veya nafile bir çaba içinde bulunulmasına, bu uğurda müvekkil nam ve hesabına gereksiz masraflara girişilmesine neden olduğunu, ayrıca taşınmazın satışını iki kere gerçekleştiren borçlu hakkında dolandırıcılıktan suç duyurusu yapılması talep edildiği halde bu talebin yerine getirilmemesine, müvekkil ile vekil arasında, vekilin bu hukuka aykırı davranışları yüzünden bir güvensizliğin oluşmasına neden olduğunu, davacı tarafından 22.000,00 TL masraf yapıldığından arta kalan ve avukatın zimmetinde bulunan 37.000,00 TL’nin tahsili için icra takibi başlatıldığını ayrıca Cumhuriyet Savcılığına da suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının azlinin haklı nedene dayandığını, azil tarihi itibariyle davacı tarafından takip edilen işlerden sonuçlanıp kesinleşen herhangi bir dava bulunmadığını ve icra takiplerinden de herhangi bir tahsilat gerçekleşmediğini, davacının müvekkilden bir alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının hapis hakkını kanunun öngördüğü amaca uygun şekilde ve gereği gibi kullanmadığı ve azilin haklı azil olduğu anlaşılmakta ise de, haklı azil halinde avukatın ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebileceği, davacı avukatın azil tarihinde kesinleşen ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/6 D.İş ve ... 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/23 D.İş sayılı dosyalarından 2.424,00 TL vekalet ücreti alacağına hak etmiş olduğu, icra dosyasının azil tarihinde derdest olduğu ve azlin haklı nedenlere dayanması nedeniyle davalı avukat akdi ve karşı yan vekalet ücretine hak kazanamayacağı ve 37.000,00 TL'nin davalı avukatın uhdesinde kalması sebebi ile haklı azil tarihine kadar hak etmiş olduğu vekalet ücretinin düşük olması sebebi ile davacının davalıdan dava tarihi itibariyle alacak talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, ilk derece mahkemesince "hapis hakkının kullanımının usulüne uygun olmaması nedeni ile azlin haklı olduğu" kanaatine varılmış ise de; davalı tarafından 59.000,00 TL bedelin masraf olarak kullanılmak üzere davacıya gönderildiği, 22.000,00 TL bedelin kullanıldığı ancak 37.000,00 TL bedelin davacının uhdesinde kaldığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, davalı cevap dilekçesinde 37.000,00 TL bedelin iade edilmemesini azil sebebi olarak ileri sürmüş ise de azilnamade ileri sürdüğü sebepler arasında bu sebebin bulunmadığı, davacının uhdesinde kalan miktarın iade edilmemesinin azil sebebi olmadığı, azil işleminin yapıldıktan sonra davalının 37.000,00 TL'yi istediği, ardından bu bedelin iadesinin sağlanmaması nedeni ile de davacı hakkında icra takibi başlattığı, ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/270 Esas sayılı dosyasında, davacının ..., davalının ise ...İthalat İhracat ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, davanın konusunun taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi ile menfi zararın tazmini istemi olduğu, davalının da bu şirketten daire satın almasına karşın tapu tescil borcunu yerine getirilmemesi nedeni ile davacı avukatın davalıyı temsilen iş bu davaya asli müdahale talebinde bulunduğu, mahkemece verilen kesin süre içinde harç yatırılmadığından açılan davanın usulden reddine karar verildiği, davacı avukat tarafından harcın yatırılmaması nedeni ile asli müdahale talebi reddedilmiş ise de davalının aynı uyuşmazlık ile ilgili olarak dava dışı satıcı şirket hakkında ihtiyati haciz kararı aldırdığı, kararın icraya konulduğu, takibin kesinleştiği, davalının ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/270 Esas sayılı dosyası üzerinden davanın açıldığı tarihten önce dava dışı şirket hakkında haciz yetkisine sahip olduğu, ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/270 Esas sayılı dosyasının ise halen istinaf incelemesinde olduğu, bu nedenle davacı avukat tarafından harcın yatırılmaması nedeni ile asli müdahale talebinin reddedilmesinin davalının hukuki durumunu zorlaştıran, alacağını tahsil etmesini imkansız kılan bir durum olmadığı, bu nedenle davalı tarafından ileri sürülen bu azil sebebinin haklı bir sebep olarak kabulünün mümkün olmadığı, davacı avukat tarafından davalının vekili olarak takip edilen dava dosyalarında duruşmaların bizzat veya yetkili avukat (vekaletnamedeki tevkil yetkisine dayanılarak) tarafından takibinin sağlandığı, icra dosyalarının davalının alacağına en hızlı ve en az masrafla kavuşmasını sağlamaya yönelik şekilde ilerlemesinin gerçekleştirildiği, alacağın tahsilini sağlamaktan öte davalının daha fazla masraf yapmasını gerektirecek işlemlerden kaçınılarak davalının menfaatlerinin korunduğu, bir kısım davaların azil öncesi karar aşamasına geldiğinin ve nitekim azil tarihinden sonra davalı lehine sonuçlandığı dava dışı borçlu ...hakkında dolandırıcılık suçunu işlediğinden bahisle suç duyurucu yapılmasına yönelik olarak davacı avukata talimat verildiğinin davalı tarafından ispat edilemediği, davalının 59.000,00 TL masraf ödemesinin 22.000,00 TL'sinin düşülmesi sonrasında 37.000,00 TL bedel yönünden davacı avukat hakkında icra takibi başlatmasının aslında yapılan masraflara ve dosyaların yürütülmesine yönelik olarak ayrıntılı bilgi sahibi olduğunun açık bir ispatı niteliğinde olduğu, bu nedenle davacı avukatın davalının vekillik görevini özenle yerine getirdiği, davalının davacı avukatı haklı nedenle azlettiğini usulüne uygun deliller ile ispat edemediği, azlin haksız olduğu gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kabulü ile 112.994,00 TL'nin; 37.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 75.994,00 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; müvekkilin 29.01.2019 tarihli vekaletname ile davacıyı vekil tayin ettiğini, davacıya ... Ltd. Şti.ne daire niteliğindeki taşınmaza karşılık olarak ödenen 270.000,00 TL'nin tahsili ve ilgilileri hakkında her türlü hukuki ve cezai işlemlerin yürütülmesi için talimat verildiğini, davacı tarafından ... İcra Dairesi nezdinde 2019/... E. ve 2019/... E sayılı icra takipleri başlatıldığını, akabinde ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/... E. ve ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2019/... E. sayılı tasarrufun iptali davalarının ikame edildiğini, ... İcra Ceza Mahkemesinde 2019/... E. ve 2019/ 354 E sayılı dosyalarda şikâyette bulunulduğunu, müvekkilin talimatı ile borçlu şirket ... Ltd. Şti. ile arsa sahibi ... arasında gerçekleşen kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine dair ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2019/ 270 E. sayılı dosya kapsamında görülen davaya da müdahil olunduğunu, müvekkil tarafından, davacı avukata her türlü hukuki iş ve işlemlerde hasıl olacak masraf, yargılama gideri ve özellikle teminat olarak kullanılmak üzere banka havalesi ile 59.000,00 TL gönderildiğini, müvekkil ile yapılan sözlü anlaşmaya göre harç ve yargılama giderlerinden başka teminat olarak depo edilen meblağ, iadesi halinde müvekkile aynen teslim edileceğini, aradan geçen iki yıllık süreye rağmen teminat olan bu meblağ tahsil edildiği halde iade edilmediği gibi müvekkile ayrıntılı hesap dökümü de sunulmadığını, müvekkilce davacı avukat tarafından yürütülen iş ve işlemler incelendiğinde ağır kusur teşkil edecek eksiklikler tespit edildiğini, bunun üzerine müvekkil 04.01.2021 tarihli azilname ile davacının azledildiğini, avans olarak davacıya ödenen 59.000,00 TL'lik meblağdan arta kalan 37.000,00 TL için icra takibi başlatıldığını, davacı sadakat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, müvekkilden onay/talimat almadan ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/270 E. sayılı dosyada ara karar gereği talep edilen harcı ödemeyerek hem müvekkilin büyük bir hak kaybına uğramasına hem de karşı yan vekillerine 8.080,00 TL vekâlet ücreti ile diğer diğer masrafların ödenmesine, ... İcra Dairesinin 2019/... E. sayılı dosyada, borçlunun evinde fiili menkul haczi uygulanıp 8.000,00 TL değerinde malın satışını istemeyerek haczin düşmesine, aynı dosyada borçluya taşınmazdaki 3/10 oranındaki hissenin satışını 1,5 yıl sonra talep ettiği halde satışın yapılması için gerekli talepleri yapmayarak işlerin sürüncemede kalmasına ve borçluya ait bir taşınmazdaki kira gelirinin 3/10 oranındaki hisse karşılığına haciz bırakılmayarak müvekkilin bu miktarca alacağına kavuşamamasına, ... İcra dairesi 2019/8650 E sayılı dosyada borçlu şirketin adresine gidildiğinde çilingir masrafı yatırılmadığı için fiili haciz yapılamamasına, akabinde tekrar haciz çıkarıldığında bu sefer işyerinin boşaltılmasına böylece aynı haciz işlemi için iki kez masraf yapılmasına ve işyerinden eşya/mal haczi fırsatının kaçırılmasına, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2019/235 E. sayılı dosyada, taşınmazın mevcut durumuna göre dava sonunda bir hak elde edilmesi imkânının bulunmadığının ön görülmesi gerekirken tasarrufun iptali davasına konu edilerek başka fırsatların kaçırılmasına ve/veya nafile bir çaba içinde bulunulmasına ve bu nedenle müvekkil nam ve hesabına gereksiz masraflara girişilmesine neden olduğunu ayrıca taşınmazın satışını iki kere gerçekleştiren borçlu hakkında dolandırıcılıktan suç duyurusu yapılması talep edildiği halde bu talebin yerine getirilmediğini, davacı avukatın azlinin haklı nedene dayandığını, azil tarihi itibariyle davacı tarafından takip edilen işlerden sonuçlanıp kesinleşen herhangi bir dava bulunmadığını, icra takiplerinden de herhangi bir tahsilat gerçekleşmediğini, davacının müvekkilden bir alacağı bulunmadığını, davacının gerekli tüm davaları açması yeterli olmayıp kanuni sınırlar içersinde ve müvekkilin talimatı ile gerekli işlemleri yapması da gerekli olduğunu, aksi bir yorum vekil müvekkil ilişkisine ve alınan vekalete açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, haksız azil iddiasına dayanan vekalet ücreti alacağı istemine ilişkindir.
Avukatın, vekil olarak borçları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) 505 ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil adı geçen Kanunun 506. maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özen ile ifa etmekte yükümlüdür.
Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır.
“Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanunu'nun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, 6098 sayılı Kanun'un 506. maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir. Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Gerçekten de avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azli haklıdır.
Avukatlık Kanununun 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Buna karşılık haksız azil halinde ise avukat, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahiptir.
Bu açıklamalar ışığında dava konusu olay incelendiğinde; davacı avukat, 29.01.2019 tarihli vekaletname ile Suriye vatandaşı davalının vekilliğini üstlendiği, bu vekaletname kapsamında, davalı lehine düzenlenen iki ayrı bonoya ilişkin iki ayrı ihtiyati haciz kararı aldığı, bu ihtiyati haciz kararlarına istinaden iki ayrı icra takibi başlattığı, iki tane tasarrufun iptali davası ile icra ceza mahkemesine iki ayrı şikayette bulunduğu, asliye hukuk mahkemesinde müvekkili adına asli müdahillik talebinde bulunduğu anlaşılmış, davalı tarafından davacı avukatın 04.01.2020 tarihinde noterde düzenlenen azilname ile azledildiği görülmüştür.
Davacı, davalı tarafça haksız yere azledildiğini iddia etmiş, davalı ise davacıyı haklı nedenlerle azlettiğini beyan etmiştir.
Davalı tarafça vekillikten azletme nedenleri olarak, davacının davalı adına asli müdahil talebinde bulunduğu dosyada davacıya masraf verildiği halde Mahkemece talep edilen harcı ödenmediğinden davanın usulden reddine ve karşı taraf vekiline 8.080,00 TL vekalet ücreti verilmesine neden olduğunu, icra dosyası kapsamında yapılan hacizde malların muhafaza altına alınması gerekirken yediemin olarak borçluya bırakıldığı ve 6 ay içerisinde satış talebinde bulunması gerekirken sürenin geçirildiğini, borçlunun kiradaki taşınmazındaki hissesinin kira gelirine haciz yapılması mümkün iken hiç bir işlem yapılmadığını, diğer icra dosyasında ise davacıya masraf verilmesine rağmen çilingir ücreti yatırılmadığından haciz işleminin yapılamadığını, aynı yere tekrar hacze gidildiğinde borçlunun mal kaçırdığından alacağını tahsil edemediğini, açılan tasarrufun iptali davasında hukuki yararı bulunmadığı halde gereksiz yere açıldığını, dava dışı üçüncü kişi aleyhine suç duyurusunda bulunulması istenildiği halde suç duyurusunda bulunulmadığını, duruşmaların azına katıldığını, tevkil suretiyle işi başkasına gördürdüğünü, gönderilen 59.000,00 TL'nin harcama noktasında hesap verilmediğini belirterek, davacının hukuka aykırı davranışları yüzünden davalıda güvensizlik oluştuğunu açıklamıştır.
Tarafların kabulünde olduğu üzere, davalı tarafça davacıya masraf, yargılama gideri ve teminat için 59.000,00 TL gönderildiği hususu sabittir.
İlk Derece Mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davalının hapis hakkını kanunun öngördüğü amaca uygun şekilde gereği gibi kullanmadığı ve azlin haklı azil olduğu kabul edilerek azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen işlerin bedelinin davacı avukatın uhdesinde tuttuğu bedelden düşük olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde ise, davalının azilnamede ileri sürdüğü nedenler arasında 37.000,00 TL.nin iade edilmemesinin gösterilmediği, azil işlemi yapıldıktan sonra paranın iadesi istenildiğinden bu azil gerekçesine itibar edilmediği, davacı avukat tarafından harcın yatırılmaması nedeniyle asli müdahale talebi reddedilmiş ise de, davalının aynı uyuşmazlık ile ilgili olarak dava dışı şirket hakkında ihtiyati haciz kararı aldırdığı, kararın icraya konulduğu, davalının asli müdahil talep ettiği davanın açılmasından önce dava dışı şirket hakkında haciz yetkisine sahip olduğu, asli müdahil talebinde bulunulan dosyanın ise halen istinaf incelemesinde olduğu böylece asli müdahale talebinin reddedilmesinin davalının hukuki durumunu zorlaştıran alacağı tahsil etmeyi imkansız kılan bir durum olmadığı, davacının vekaletnamedeki tevkil yetkisine dayanarak başka avukatı yetkilendirdiği, dava dışı kişi aleyhine suç duyurusunda bulunulmasına yönelik talimat verildiğinin davalı tarafça ispat edilemediği, davalı tarafından 37.000,00 TL üzerinden davacı avukat hakkında icra takibi başlatması yapılan masraflara ve dosyanın yürütülmesine yönelik olarak ayrıntılı bilgi sahibi olduğunun ispatı niteliğinde olduğu, bu nedenle avukatın vekillik görevini özenle yerine getirdiği gerekçesiyle azlin haksız olduğu kabul edilerek, bilirkişi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Görüldüğü üzere, uyuşmazlık konusu azlin haklı olup olmadığı noktasındadır.
Azle ilişkin irade beyanında azli gerektiren sebeplerin açıklanması gerekmez. Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince davalının azilnamede ileri sürdüğü nedenler arasında 37.000,00 TL.nin iade edilmemesinin gösterilmediği, azil işlemi yapıldıktan sonra paranın iadesi istenildiğinden bu azil gerekçesine itibar edilmeyeceği gerekçesi doğru görülmemiştir.
Diğer taraftan, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı avukat tarafından harcın yatırılmaması nedeniyle asli müdahale talebi reddedilmiş ise de aynı uyuşmazlık ile ilgili ihtiyati haciz kararı aldırıldığı, kararın icraya konulduğu, takibin kesinleştiğinden davalının hukuki durumunu zorlaştıran alacağı tahsil etmesini imkansız bir durumun olmadığı belirtilmiş ise de davalı adına asli müdahale talebinde bulunulan ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/... E. sayılı dosyasındaki talepler ile icra takibindeki taleplerin farklı olduğu ve davanın usulden reddi üzerine davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesine neden olunduğu gözetilmeksizin azil sebebinin haklı bir sebep olarak değerlendirilmemesi yerinde görülmemiştir.
Ayrıca, davalı tarafından masraf verildiği halde ... İcra Müdürlüğünün 2019/... E. sayılı icra takip dosyasında, 01.02.2019 tarihinde taşınmaz başında icra edilen menkul mal haczinde, iş yerinin yaklaşık 10 gündür kapalı olduğu, çilingir temin edilmediğinden kapının açılamadığı, 12.03.2020 tarihinde aynı adrese gidildiğinde ise mahalde haczi kabil mal olmadığı, 01.02.2019 tarihinde başka bir adrese gidildiğinde de toplam 6.000,00 TL kıymet takdir edilen menkul haczinde yediemin olarak borçluya malların bırakıldığı, yine ... İcra Müdürlüğünün 2019/8250 E. sayılı icra takip dosyasında ise 07.02.2019 tarihinde menkul haciz için borçlu adresine gidildiğinde kapının elektronik kilitli olduğu, çilingir masrafları yatırılmadığından kapının açılamadığından yapılacak bir işlem kalmadığına ilişkin tutanak düzenlendiği görülmüştür.
Yukarıda ayrıntısı ile anlatıldığı gibi, davacı avukata işlerin takibi amacıyla davalı tarafça masraf, yargılama gideri ve teminat için verilen ücret olduğu halde ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/270 E. sayılı dosyasında mahkeme harcını yatırmayarak davanın usulden reddedilmesine ve davalı aleyhine karşı yan vekalet ücreti ile yargılama gideri ödemesine, hacizlerde çilingir ücretini ödememesi nedeniyle malların kaçırılmasına, haczedilen menkul malları borçluya yediemin olarak bırakarak alacağın geç tahsiline neden olması ayrıca hapis hakkını kanunda belirtilen şekilde kullanmadığının anlaşılmasına göre davalı tarafça yapılan azlin haklı azil olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir.
O halde Bölge Adliye Mahkemesince, azlin haklı olduğu kabul edilerek, ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebileceği gözetilip sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi