MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/... E., 2025/1472 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 6. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2021/... E., 2024/749 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda duruşma talebi miktar itibariyle reddedilerek, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalı ... Yatırım A.Ş. ile ... 3. Noterliğinin 22.10.2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Ön Ödemeli Satış Vaadi Sözleşmesi ile ... B blok 3. kat 39 numaralı bağımsız bölümü 1.810.000,00 TL bedelle satın alma konusunda anlaştığını, bu taşınmaz için 677.000,00 TL bedelli konut kredisi çektiğini, ancak 7 şiddetindeki ... depremi ve sonrasında...Mahallesinde bulunan evin ve binanın hasar görmesi, müvekkilinin ...'a yakalanması ve karantinada olması gibi mücbir sebeplerle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu'nun (6502 sayılı Kanun) 43. maddesindeki 14 günlük cayma hakkını süresinde kullanamadığını, bu durumu 17.11.2020 tarihli noter ihtarnamesiyle bildirdiğini, ancak davalının hem cayma hakkını kabul etmeyip hem de sözleşmenin (6.8.) maddesine dayanarak sözleşme bedelinin %5'i oranında 90.500,00 TL dönme tazminatı kestiğini, Kanunun 45. maddesine göre bu oranın en fazla %2 olabileceğini ve sözleşmedeki %5'lik oranın haksız şart olduğunu, müvekkiline bir takım belgelerin zorla imzalatıldığını belirterek mücbir sebep nedeniyle süresinde kullanılamayan cayma hakkı nedeni ile dönme kabul edilerek kesilen 90.500,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının cayma hakkı değil sözleşmeden dönme hakkını kullandığını, ... depremi ve pandemi koşullarını ileri sürerek cayma hakkını süresinde kullanamadığı beyanlarının tarafların hür iradeleriyle imzaladıkları ibra sözleşmesi karşısında hukuken dinlenemeyeceğini, ibra sözleşmesinin (2.) maddesi gereği Kanunun 45/1 maddesi uyarınca tazminat hesabı yapılması konusunda anlaşıldığını, bu anlaşma gereği 500.000,00 TL peşinattan %2 dönme bedeli olan 36.200,00 TL mahsup edildikten sonra kalan 463.800,00 TL'nin 63.800,00 TL'sinin ibra sözleşmesiyle davacıya elden ödendiğini, 400.000,00 TL'nin ise banka hesabına yatırıldığını ve senedin aslının da davacının avukat olan eşi ...'ya teslim edildiğini, davacının ibra sözleşmesi imzalaması karşısında cayma hakkı iddialarının dinlenemeyeceğini ve dönme hakkının gerektirdiği tüm hukuki prosedürün eksiksiz yerine getirildiğini, davacının eşinin avukat olması nedeniyle belgelerin zorla imzalatıldığı iddiasının da gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 09.12.2020 tarihli ibra sözleşmesinin incelenmesinde ise taraflar arasında sözleşmesinin feshedildiği, %2 oranında mahsup işlemi yapıldıktan sonra 463.280,00 TL nin iade edileceği, 63.800,00 TL nin nakit olarak elden verildiği, 11.12.2020 tarihinde 400.00,00 TL nin banka hesabına ödendiği, ibra sözleşmesinde davacının imzası olup, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmadığı böylece ibra sözleşmesinin geçerli olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; ibra sözleşmesinin geçersiz olması nedeniyle hukuka aykırı olduğunu, 36.200,00 TL'nin 6502 sayılı Kanunun 43. maddesi uyarınca "sözleşmeden dönme tazminatı olarak" kesilemeyeceğini ve dava konusu edilen 63.800,00 TL'nin kendilerine hiçbir şekilde ödenmediğini, görünüşte sözleşme bedeli üzerinden %2 kesinti yapıldığını, fakat kanuna karşı hile ile aslında %5 oranında kanunun yasaklamış olduğu kesintinin yapılması sebebiyle alacaklı olduklarını, gerekçeli kararın yüzeysel olduğunu, iddialarının değerlendirilmediğini, ibra başlıklı belgenin geçersiz olduğunu ve tüketici lehine yorumlanması gerektiğini, davalının anonim şirket olup basiretli tacir olarak ödemeyi ticari defter, belge ve banka kayıtlarıyla ispat etmesi gerekirken ve Vergi Usul Kanunu gereği elden yapamayacağı 63.800,00 TL'lik ödemeyi ispat için ticari defterlerini ibrazdan kaçındığını, tanık beyanlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ön ödemeli konut sözleşmesinden dönme nedeniyle yapılan kesintinin iadesi istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre ve özellikle imzası inkar edilmeyen taraflarca akdedilen ibra sözleşmesine göre davacının sözleşmeden döndüğü, %2 tazminat harici ödemenin bir kısmının elden, bir kısmının banka aracılığıyla yapıldığı, sözleşmeden dönme nedeniyle %2 kesinti yapılmasının kabul edildiği, Mahkemece hukuki nitelendirmenin doğru yapıldığı, 36.200,00 TL kesinti sonrası davacıya 63.800,00 TL'nin elden iade edildiği anlaşılmakla davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.