MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/967 E., 2025/1230 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kuşadası 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/99 E., 2025/6 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili tarafından davalı annesi ...'nin 31.08.2010 tarihli vekaletname ile tüm taşınmazları üzerinde tam yetkili vekil tayin edildiğini, müvekkilinin vekaletname çıkarmakla birlikte taşınmaz devrine ilişkin hiçbir talimat vermediğini, davalı ...'nin dava konusu taşınmazı müvekkilinin babası ...'e 28.01.2011 tarihinde onayı dışında bedelsiz olarak devrettiğini, bunun üzerine .... Noterliğinin 05.08.2011 tarihli ve ... yevmiye numaralı azilnamesiyle davalı ...'nin azledildiğini, müvekkilinin 30.08.2019 tarihinde vefat eden babası ...'in 01.02.2016 tarihinde dava konusu taşınmazı dava dışı üçüncü bir kişiye devrettiğini öğrendiğini, diğer davalıların ...'in mirasçıları olduğunu ileri sürerek; vekalet akdinin kötüye kullanılmasına nedeniyle şimdilik 15.000,00 TL maddi tazminatın 28.01.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının en geç azilname gönderdiği tarihte vekaletname ile taşınmazın babasına satıldığını öğrendiğinin kabul edileceğini, sonraki bir yıllık hak düşürücü süre içinde aldatmaya dayalı da dava açılmadığını, davacının vekaletnamenin veriliş sebebine ve meydana gelen olaylara dair beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili ...'nin davacının talebi doğrultusunda hareket ettiğini, davaya konu taşınmazın ve üzerinde yapılan inşaatın tüm bedelinin ... tarafından ödendiğini, müvekkilinin davacının iradesine uygun olarak taşınmazı devrettiğini, azilnamede kandırılma veya hile gerekçesine dayanılmadığını, yakın akrabalar arasındaki işlemlere ilişkin olarak yazılı belge ile ispat zorunluluğu bulunmadığından savunmalarının her türlü delil ile ispatlanabileceğini ve bu işlemler hakkında tanık dinletilebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile davalılardan ... arasında .... Noterliğinin 31.08.2010 tarihli ve ... yevmiye numarası ile Düzenleme Şeklinde vekaletname düzenlendiği, vekaletname ile davacı tarafından davalı ...'ye dava konusu taşınmazın satışı hakkında yetki verildiği, .... Noterliğinin 05.08.2011 tarihli ve ... yevmiye numaralı azilnamesi ile davacı tarafından davalı ...'nin azledildiği, dava konusu taşınmazın 28.01.2011 tarihinde davacıya vekaleten davalılardan ... tarafından kendi eşi davacının babası ...'e 15.000,00 TL bedelle satıldığının anlaşıldığı, tanıklardan görgüye dayalı bilgi sahibi olduğu anlaşılan tanık İ.N., E.S., Y.S., Ş.E.nin ağırlıklı beyanlarından, dava konusu taşınmazın arsa halindeki alımında davacının herhangi bir katkısının olmadığı, taşınmazın ... tarafından alındığı, üzerindeki inşaatın da ... ve ... tarafından yaptırıldığı, davacının maddi durumunun iyi olmadığı, çok borcu olduğu, borçlarının ... tarafından ödendiği, yazlığın davacının borçları karşılığında satıldığının anlaşıldığı, İzmir 13. Aile Mahkemesinin 2010/391 E. sayılı dosyası incelendiğinde; 03.06.2020 tarihli ön inceleme duruşmasında davacı ...'in "...Bir kirada bulunan evim ve halen 9400,00 TL. Borcu kalan aylık 420,00 TL. Taksit ödediğim ... marka 2005 model bir hususu arabam, babam tarafından bağışlanmış benim üzerime kayıtlı halen üzerine yine babam tarafından üzerine yazlık ev yaptırılan Kuşadasında 172 m² arsam vardır." şeklinde beyanda bulunduğunun görüldüğü, dinlenen tanıkların beyanları ile davacının beyanlarının benzerlik gösterdiği, bu beyanlar nazara alındığında, yazlığın davacının borçları karşılığında satıldığı, davacının taşınmazın satışından bilgi sahibi olduğu, yine boşanma davasının yargılamasının 2010 yılında yapıldığı, dava konusu satışın 2011 yapında yapıldığı anlaşılmakla, davacının davalılardan annesi ... ile babası ...'in birlikte hareket ederek vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle zarara uğratıldığı iddialarının ispatlanamadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, dinlenenen tanık beyanları ile davacının İzmir 13. Aile Mahkemesinin 2010/391 E. sayılı dosyasındaki beyanları nazara alınarak, dava konusu taşınmazın arsasının muris ... tarafından alındığı, üzerindeki inşaatın ... ve ... tarafından yaptırıldığı, davacının borçlarının ... tarafından ödendiği, yazlığın davacının borçları karşılığında satıldığı, davacının taşınmazın satışından bilgi sahibi olduğu, boşanma davasının yargılamasının 2010 yılında yapıldığı, taşınmazın ...'e satış tarihi 28.01.2011 olup, 05.08.2011 tarihli azilnamede herhangi bir sebep belirtilmediği ve ... tarafından üçüncü kişiye yapılan satışın ise 2016 tarihli olduğu gözönüne alındığında, davacının davalılardan annesi ... ile babası ...'in birlikte hareket ederek vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle zarara uğratıldığı iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalılardan ...'nin vekalet akdini kötüye kullanmak suretiyle kanunen sorumlu olduğu yükümlülüklerini ihlal ederek müvekkili aleyhine izinsiz ve onaysız işlem yaptığını, müvekkilinin davalı adına vekaletname çıkarmış olmakla birlikte taşınmaz devrine ilişkin hiçbir talimat vermediğini, müteveffa ...'in de müvekkilin babası ve devri gerçekleştiren vekil ...'nin eşi olarak tamamen kötü niyetli üçüncü şahıs/devralan konumunda olduğunu, vekilin hesap verme yükümlülüğü gereğince vekaletin kötüye kullanılıp kullanılmadığı hususundaki ispat yükünün davalıya ait olduğunu, satış bedelinin müvekkiline ödendiğinin davalı tarafından ispatlanamadığını, davalı tanık beyanlarına itibar edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığını, somut olayda tanık dinlenemeyeceğini, tüm tanıkların aynı anda olaylara şahit olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin yalnızca dava konusu taşınmazı babasına devretmek için annesine vekalet vermesinin mantığa ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ifade ederek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekaletin kötüye kullanılmasından ve vekilin hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle somut olayda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 203. maddesi uyarınca, tarafların anne-kız olmaları itibarıyla tanık dinlenebileceği, tanıkların taraflar arasındaki hukuki ilişkiye bizzat tanık olduğu, tanık beyanları ile davacının İzmir 13. Aile Mahkemesinin 2010/391 E. sayılı dosyasındaki beyanlarının örtüştüğü, davacının davalı annesi ... ile müteveffa babası ...'in birlikte hareket ederek vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle zarara uğratıldığını ispat edemediğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.