MAHKEMESİ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/474 E., 2025/974 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Mudanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/257 E., 2024/22 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; Bursa ili Mudanya ilçesi ... mahallesi, köy içi mevkii 1 27... parsel sayılı 2654 m² taşınmazın müvekkili ve davalıların murisi ...’dan intikal ettiğini, taşınmazın müvekkili ile davalıların murisi ... adına tescil edilmesi gerekirken kadastro tespiti esnasında tamamının davalıların murisi ve müvekkilin erkek kardeşi olan ... adına tespit ve tescil edildiğini, Mudanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/220 esas sayılı dosyası ile ile açtıkları tapu iptali ve tescil davasının reddedildiğini ancak o davada davalının verdiği cevap dilekçesindeki beyanlarıyla zımnen de olsa mevcut davayı kabul ettiğini ileri sürerek; Mudanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/220 Esas sayılı dosyasında sınırları belirlenen 04.01.2017 günlü krokide A ve B harfleri ile belirlenen toplam 1.792,55 m² kısmın dava tarihi itibari ile belirlenecek güncel bedelinden şimdilik 50.000,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; taraflar arasında görülen Mudanya 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/220 E.ve 2021/593 K.sayılı davada verilen kararın kesinleştiğini, davacı tarafın dava konusu taşınmaz üzerinde hakkı kalmadığını, sebepsiz zenginleşme adı altında talep edilecek bir bedel bulunmadığını, bu durum kabul edilse bile talebin zamanaşımına uğradığını, davacının sebepsiz zenginleşme hakkı olsa bile davadan önce ihtarname çekilmediği ve borç muaccel hale getirilmediğinden borcun doğum tarihindeki bedeli dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte istenebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 82/1 maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkının, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve herhâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğradığı, Mudanya 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen dosyası dikkate alındığında varlığı kabul edilen satış işleminden itibaren on yıldan fazla süre geçtikten sonra eldeki davanın açıldığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımından reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinafa başvurmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının reddi kararının 22.10.2021 tarihinde kesinleşmesi karşısında, zamanaşımı süresinin kesinleşme tarihinden itibaren dikkate alındığında, iki yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmış olması nedeniyle işin esasına girilmesi gerekirken davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, somut olayda davacının kadastrodan önceki satış işlemi nedeniyle dayandığı hakkın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3 maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi ile ortadan kalktığı, anılan Kanun hükmüne göre uyuşmazlık konusu taşınmazda mülkiyet hakkı olduğunu ispat etme olanağı bulunmayan davacının dava tarihi itibariyle tazminata hak kazanabilmesi için sebepsiz zenginleşmede ileri sürülen “haklı sebep olmaksızın diğer tarafın zenginleştiği” iddiasını ispat edemeyeceği, istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, Mahkemece davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalıların, taraflar arasında daha önceden görülen tapu iptal ve tescil davasındaki cevap dilekçelerinde, yapılan keşif ve duruşmalar esnasındaki beyanlarında taşınmazın kendilerine bağışlandığını iddia ettiklerini, tapu iptal ve tescil davasının reddi kararının kesinleşmesiyle davalılar tarafından bağış alınmadığı hususunun kesinleştiğini, müvekkilinin taşınmazdaki hissesinin satıldığını öğrendiği tarihin Yargıtay kararının kesinleştiği tarih olduğunu, geçerli bir satış varsa sebepsiz zenginleşme olmayacağını, alacak söz konusu olduğunu ve alım satımdan kaynaklanan alacak davasının da on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak istemine ilişkindir.
1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) kadastro tutanaklarının kesinleşmesi ve hak düşürücü süreye ilişkin 12. maddesinde; "30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşir.
Kadastro müdürü tarafından onaylanarak kesinleşen tutanaklar ile kadastro mahkemesinin kesinleşmiş kararları; kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle en geç 3 ay içinde tapu kütüklerine kaydedilir.
Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.
Kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtları, işleme tabi kayıt niteliğini kaybederler. Bu kayıtlara dayanılarak kadastro ve tapu sicil müdürlüklerinde işlem yapılamaz.
Kesinleşmemiş tutanaklar herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmişse, iddia ve taşınmazın niteliğine bakılmaksızın, taşınmazı tescil tarihinden itibaren 20 yıl müddetle malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduranlar ile bunların akdi ve kanuni halefleri açılmış ve açılacak olan davalarda medeni kanunun tapuya itimat prensibinden yararlanırlar." şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesince, hak düşürücü süre nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş ise de, uyuşmazlık konusu taşınmaz 05.09.2007 tarihinde davalıların murisi ... adına tespit görmüş ve kadastro tespiti itirazsız olarak kesinleşmiştir. Tesis kadastrosunun kesinleşme tarihiyle tapu iptal ve tescil davanın açıldığı 21.06.2016 tarihi gözetildiğinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. fıkrasında yer alan on yıllık hak düşürücü süre geçmemiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 82. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme davası için, biri iki yıllık kısa, sübjektif ve nispi, diğeri de on yıllık uzun, objektif ve mutlak olmak üzere iki ayrı zamanaşımı süresi öngörülmüştür. İki yıllık süre, hak sahibi davacının zenginleşmeyi geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Geri isteme hakkının olduğunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl içinde sebepsiz zenginleşme davası açılmadığı takdirde, bu hak (alacak) zamanaşımına uğrar. Somut olayda hak sahibi davacı, kesin hüküm niteliğindeki tapu iptal ve tescil kararı ile zenginleşmeyi geri isteme hakkı olduğunu öğrenmiştir (Dairemizin 17.12.2012 tarihli ve 2012/19654 E., 2012/25923 K. Sayılı ilamı da aynı yöndedir).
Taraflar arasındaki tapu iptal tescil davasında Mahkemece verilen kararın Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2021/4290 E., 2021/5939 K. sayılı ve 22.10.2021 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmesi karşısında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 82. maddesi uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde de davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; taşınmazın satışının yapılıp yapılmadığı, bedelinin ödenip ödenmediği, davacı ve davalıların murisi arasındaki kardeşlik ilişkisi de gözetilerek; tanık beyanları ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2. Bozma sebebine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
2. Bozma sebebine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.