MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2010/... E., 2012/157 K.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalının ... kasabası ... mevkii 732 parselde kain taşınmazın bir dönümünü müvekkili ile müvekkilinin dava dışı kardeşi ...ya 25.10.1990 tarihinde adi yazılı sözleşme ile toplam 4.000.000 TL (eski) bedel üzerinden sattığını, bedelin 3.000.000 TL'sini (eski) sözleşme tarihinde peşin, kalan 1.000.000 TL'sinin (eski) de satım sözleşmesinden 2 ay sonra (25.12.1990 tarihinde) ödendiğini, davalının satmış olduğu bu yerin zilliyetliğini devrettiğini, kardeşinin tapuyu aldığını, ancak kendi hissesine düşen yerin üçüncü bir şahsa tapuda devredildiğini belirterek, edimin ifasının imkansız olduğu 3. kişiye tapunun devin tarihindeki taşınmazın rayiç değeri üzerinden şimdilik 2.000,00 TL tazminata karar verilmesini talep etmiş, 01.02.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 14.971,56 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; paranın 1.000.000 TL (eski)'sinin ödenmediğini, davalının kardeşinin tapuyu aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.03.2010 tarihli ilamıyla; Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilmiş, kararın davalı vekilince temyizi üzerine Dairemizin 02.12.2010 tarihli ilamıyla, kararın onanmasına karar verilmiştir.
2. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yargılamada muhasebe bilirkişisi tarafından Mahkemeye ibraz edilen raporda, davacı tarafından ödendiği iddia edilen ve faiziyle tahsili talep edilen 2,00 TL 'nin (TL den 6 hane atılmadan önce 2.000,00TL'nin) ödeme günü olan 25.10.1990 tarihinden dava tarihi olan 18.09.2009 tarihine kadar 12,97 TL yasal faiz işleyerek, sebepsiz zenginleşme kuralları gereği toplam tutarın 14,97 TL olduğu şeklinde görüş bildirilmekle bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabuk kısmen reddine, dava tarihi olan 23.09.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte 14,97 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; Mahkemece yapılan son duruşmada vekilin mazeret dilekçesi sunduğunu, hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek, mazerete ilişkin olarak olumlu veya olumsuz hüküm kurulmayarak, tahkikat aşamasının bitirilip sözlü yargılamaya geçildiğine ilişkin bildirim yapılmadan, son beyanı sorulmayarak dosyanın sonlandırıldığını ve hüküm kurulduğunu, yapılan ödemenin davalı tarafça kabul edildiğini, davalı tarafın ıslah dilekçesine karşı itirazının olmadığını, ilk alınan bilirkişi raporuna süresi içerisinde davalının itiraz etmemesi sebebi ile usuli kazanılmış hak oluştuğunu, ıslah edilen bedel üzerinden hüküm kurulması gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B.Değerledirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, harici sözleşme ile satın alınan taşınmazın 3. kişiye devri nedeniyle uğranılan zarar (tazminat) istemine ilişkindir.
1. T.C. Anayasası'nın "Hak Arama Hürriyeti" başlıklı 36. maddesi "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." hükmü mevcuttur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) "Hukuki dinlenilme hakkı" kenar başlıklı 27. maddesi;
" (1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.
(2) Bu hak;
a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
b) Açıklama ve ispat hakkını,
c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir." şeklinde düzenlenmiştir.
Mahkemece, dilekçeler teatisinden sonra tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığı durumda, tahkikatın bittiği taraflara tefhim edilmeli (HMK 184. madde), tahkikatın bitiminden sonra sözlü yargılama ve hüküm için tayin olunacak gün ve saatte Mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki yanı davet etmeli, davetiyede belirlenen gün ve saatte Mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilmeli, sözlü yargılamada ise taraflara son sözlerini sorup, hüküm vermelidir (HMK 186. madde). HMK ile öngörülen yargılama kesitlerine, kanunda belirtilen sebepler dışında uyulmadan karar verilemez.
Dosyanın incelenmesinde, davacı vekilinin bila tarihli mazeret dilekçesinde "08.05.2012 tarihli duruşmaya katılamayacağım, duruşmanın başka bir güne ertelenmesini arz ederim." şeklinde beyanda bulunduğu, Mahkemenin, 08.05.2012 tarihli duruşmada, "Belli gün ve saatte celse açıldı. Davalı ... geldi başka gelen yok açık duruşmaya devam olundu. Davalıdan soruldu: önceki beyanlarımı tekrar ederim davanın reddine karar verisin dedi. Dosya ve ekleri tetkik edildi. Duruşmanın bitirileceği bildirildi. Davalıdan son sözleri soruldu: Davanın reddine karar verilsin dedi. Açık duruşmaya son verildi. ...: Gerekçesi yazılacak kararda açıklanacağı üzere, davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine, dava tarihinden itibaren 14.97 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine davacının fazlaya dair talebinin reddine" denilerek hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Buna göre, son duruşmada davacı vekilinin mazeret dilekçesi sunduğu halde, yazılı yargılama usulüne tabi işbu davada, duruşmaya mazereti nedeniyle katılmayan davacı vekilinin mazeret talebi hakkında, olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği, ayrıca tahkikatın bittiği tefhim edilmeden (HMK 184. madde), sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte Mahkemede hazır bulunulması amacı ile davet hususu yerine getirilmeden karar verildiği, davacının HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği gibi, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da ihlal edildiği görülmüştür.
Hal böyle olunca, Mahkemece, davacı vekilinin mazeret dilekçesi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeyip, hukuki dinlenilme hakkı da gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2. Bozma sebebine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Mahkeme kararının HMK'nın Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
2. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının temyiz edene istek halinde iadesine,
1086 sayılı Kanunun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.