MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/... E., 2025/1275 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/... E., 2025/21 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı-birleşen davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili; ... plakalı araç her ne kadar müteveffa ...'ın vasisi olduğu davalı ... adına kayıtlıysa da müvekkili ile müteveffa arasında yapılan 17.04.2017 tarihli sözleşme gereğince aracın mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin dava konusu araca ait ödemeleri müteveffaya yaptığını, araç ÖTV indirimiyle alındığından üç yıl bitmeden devrinin mümkün olmadığını, müteveffa ... aleyhine açılmış dava nedeniyle aracın üzerinde tedbir bulunması ve müteveffanın ... nedeniyle vefat etmesi ile aracın devrinin sağlanamadığını, mirasçıların dava konusu araç üzerinde herhangi bir hak ve alacaklarının olmadığını ileri sürerek; zilyetliği halen müvekkilinde olan dava konusu 42... plakalı aracın mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunun tespiti ile tescilini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili; davacının, mülkiyeti müvekkilinin murisi ...'a ait olan 42... numaralı taksi plakası ve aracı izinsiz olarak kullandığını, murisin 07.10.2021 tarihinde vefat ettiğini, dava konusu araç ve taksi plakasının davalı ...'in zilyetliğinde olduğunu, davalının 07.10.2021 tarihinden beri müvekkilinin rızası olmadan ve hiçbir bedel ödemeden aracı işgal ettiğini, dava konusu aracın muris ...'ın da olmadığını ileri sürerek; davalının mirasçıların maliki olduğu dava konusu 42... plakalı aracı herhangi bir hukuki sebep olmaksızın yaptığı müdahalenin menini, dava konusu aracın kullanımından kaynaklı hesaplanacak işgal tazminatının şimdilik 5.000,00 TL'sinin 03.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 22.10.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle, 5.000,00 TL'nin 100,00 TL'sini müdahalenin meni, 4.900,00 TL'sini ecrimisil talebi olarak ayırdıklarını, bilirkişi raporu ile tespit edilen ecrimisil alacağı 112.815,00 TL olduğu için dava değerini davacının hissesine düşen miktar dikkate alınarak 51.507,50 TL daha artırarak 56.407,50 TL olarak ıslah ettiklerini belirtmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili; davalı tarafça inançlı işleme dayanılmışsa da, dosyaya sunulan bila tarihli Araç ve Plaka Satış Sözleşmesinin bir inanç sözlemesi olmadığını, dosyaya sunulan adi yazılı sözleşmenin inanç sözleşmesi değil, basit bir araç devir sözleşmesi olduğunu, tescilli motorlu taşıtların devrinin adi yazılı şekilde olamayacağını, taraflar arasında iddia edildiği gibi bir sözleşme akdedilmediğini, sözleşmenin davacı tarafından bilgisayarda hazırlandığını ve müteveffanın imzasının taklit edilerek atıldığını, davacıya aracın teslim edilmesi ve ecri misil bedelinin ödenmesi için .... Noterliğinin 31.12.2021 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarname gönderilmesi üzerine davacının böyle bir yola başvurduğunu, içeriği anlaşılamayan sahte bir sözleşme ile lehine haklar çıkarmaya çalıştığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili; davanın yanlış kişilere açıldığını, araç ve taksi plakası sahibi kısıtlı satıcı dede ...'ın hayatta olduğunu, kısıtlı dedenin vasisinin müteveffa ... olduğunu, müvekkili ile diğer davalının sözleşmeye konu dedelerine ait araç ve taksi plakası üzerinde tasarruf haklarının olmadığını, sözleşmede araç bedeli ve plaka bedeli olarak toplam 240.000,00 TL gösterildiğinden harcın tamamlattırılması gerektiğini, tescili istenen dava konusu aracın satıcı dede ... adına kayıtlı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
3.Birleşen davalı ... vekili; mirasçıların dava konusu araç üzerinde herhangi hak ve alacaklarının olmadığını, birleşen davacının kötü niyetli olarak dava açtığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; imza incelemesine ilişkin ... Jandarma Kriminal Laboratuvar Müdürlüğünün 03.05.2023 tarihli raporunda, incelenen belgedeki imzanın ... eli ürünü olmadığının tespit edildiği, muris ...'ın Mevlüt ve Hüsna ile birlikte diğer mirasçısı olarak görünen ...nın ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/... E., 2021/2013 K. sayılı dosyasıyla mirası reddettiği görülmekle taraf teşkilinin sağlandığının anlaşıldığı, davacının dayandığı adi yazılı sözleşme geçersiz olduğu gibi yapılan imza incelemesiyle geçersiz sözleşmedeki imzanın da murise ait olmadığının anlaşıldığı, dava konusu 42... numaralı taksi plakası ve aracın birleşen dosya davacısı ... ve asıl dosya davalısı .... murisi ... adına kayıtlı olduğu, mirasın reddi işlemi ile ... ve ...'ün hisselerinin 1/2'şer olduğu, ...'nın hissedar olduğu araca el atmanın önlenmesi ve aracın kullanımı nedeniyle hissesi oranında ecrimisil talep edebileceğinin anlaşıldığı, aracın davacı birleşen davalı ...'in kullanımında olduğu, birleşen davacı ...'nın mülkiyet hakkı karşısında davalı ...'in korunmaya değer hiçbir hakkının olmadığı, araca haksız olarak el atıldığının anlaşıldığı, 11.09.2024 tarihli denetime elverişli bilirkişi ek raporuyla tespit edildiği üzere, birleşen dosya davacısı Hüsna'nın 1/2 hissesine tekabül eden 56.407,50 TL ecrimisil tazminatı olduğu gerekçesiyle; asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, birleşen dosya davalısı ....'in 42... numaralı taksi plakalı araca yönelik müdahalesinin men'ine, ecrimisil talebinin kabulü ile 56.407,50 TL ecrimisil tazminatının temerrüt tarihi 03.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birleşen dosya davalısı ....'den tahsili ile birleşen dosya davacısı ...'ya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı-birleşen davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının dayandığı adi yazılı sözleşme baştan itibaren geçersiz olduğundan, geçersiz sözleşmeye istinaden ileri sürülen talep yerinde olmadığı gibi yapılan imza incelemesiyle geçersiz sözleşmedeki imzanın da murise ait olmadığı anlaşıldığından asıl davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı-birleşen davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı-birleşen davada davalı vekili; 17.04.2017 tarihli araç ve plaka satış sözleşmesi gereğince tescili merhum ... adına yapılan dava konusu aracın mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu, dava konusu araca yönelik ödemeleri müvekkilinin bizzat merhum ...'a yaptığını, muris ... ile müvekkili arasındaki dava konusu sözleşmenin bizzat kendisi tarafından hazırlandığını, Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, birleşen davanın kabulüne ilişkin verilmiş olan kararın müvekkili tarafından kabulünün mümkün olmadığını, Yerel Mahkemece her ne kadar ecrimisil tazminatının temerrüt tarihi olarak 03.02.2020 bildirilmiş ise de bu tarihin maddi hata sonucu yazıldığını, davalının ihtarname tarihinin 03.02.2022 olup temerrüt olgusunun bu tarihten itibaren başlatılması gerektiğini, müvekkilinin zaten dava konusu aracı kullanamadığını, aracın 31.08.2022 tarihinde trafikten men edilerek trafik otoparkına çekildiğini, ecrimisile konu tazminattan müvekkilinin bir sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı araç mülkiyetinin tespiti istemi, birleşen dava ise müdahalenin men'i ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Araç mülkiyetinin devri Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesine göre resmi şekil şartına bağlanmıştır. Araç mülkiyetinin devrini gerçekleştiren her türlü sözleşmenin (bağış, trampa, satış) resmi şekilde yapılması geçerlilik şeklidir.
2. İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, tarafların hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder.
İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmeleri kaynağını 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi ile 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararından alır. Sözü edilen bu karar uyarınca inanç ilişkisi ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Kısaca, inanç ilişkisinin varlığını kabul edebilmek için yazılı bir sözleşmenin ya da açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek, karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin varlığı aranır. Yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge varsa 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi "tanık" dahil her türlü delille ispat edilebilir. (Hukuk Genel Kurulu, 04.07.2010, 2010/14-394 E., 2010/395 K.)
3. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacının iddiasının inançlı işleme dayalı olduğu, bu iddianın 05.02.1947 tarih, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı belge ya da yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge ile kanıtlanması gerektiği, banka dekontları, makbuzların tek başına ispata yeterli olmadığı, taraflar arasındaki inançlı işlem sözleşmesine ilişkin yazılı delil niteliğinde dosya kapsamında herhangi bir bilgi ya da belgenin bulunmadığı, davacı tarafından sunulan adi yazılı şekilde düzenlenmiş 17.04.2017 tarihli "Araç ve Plaka Satış Sözleşmesi" başlıklı sözleşmedeki imza murise ait olmadığından yazılı delil ya da delil başlangıcı niteliğine havi olmadığının anlaşıldığı, davacı-birleşen davalı ... yönünden istinaf aşamasında ileri sürülmeyen temerrüt tarihi ve tazminata yönelik itirazların temyiz aşamasında incelenemeyeceğinin anlaşılmış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup, davacı-birleşen davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.