MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/... E., 2025/1236 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/... E., 2023/3125 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve adli yardım talebinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin, davalıların murisi ...’tan 70.000,00 TL elden borç aldığını, aradan bir müddet geçtikten sonra murisin müvekkilini arayarak borcunun faiziyle birlikte 240.000,00 TL olduğunu, bu borcun güvencesi olarak elinde bir şey olmadığını, ... İli, ... İlçesi, ... Köyü eski 295 parsel yeni 1 50... parselde kayıtlı taşınmazının müvekkile ait ½ oranda payın alacağının güvencesi olarak kendisine tapuda devir etmesini istediğini, müvekkili maddi olarak zor durumda olduğundan bunu kabul ettiğini ve taşınmazdaki payını murisine devrettiğini, bunun karşılığında para vs. hiçbir maddi karşılık almadığını, davalıların murisinin müvekkilini arayarak taşınmazı üçüncü bir kişiye 360.000,00 TL ye sattığını bildirdiğini, murisin bu satış işlemi neticesinde satış bedelinden alacağını mahsup ettiğini söyleyerek sadece 100.000,00 TL’yi murisin oğlu aynı zamanda davalı konumunda olan ...’ın hesabından, kendisinin banka hesabı olmadığından dolayı müvekkilinin oğlu olan ...’un hesabına aktardığını söylediğini, müvekkilinin daha sonra araştırması neticesinde dava konusu taşınmazın davalı murisinin söylediği fiyatın çok üstünde satıldığını anladığını, müvekkilinin zarar gördüğünü ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik dava konusu taşınmazın, üçüncü kişiye devir tarihi olan 20.07.2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte 10.000,00 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...; davacının borcuna karşılık taşınmazı babalarına devrettiğini, her iki tarafın birbirini ibra ettiğini, davacının hiç bir alacağı olmamasına rağmen babalarının 100.000,00 TL davacıya ödeme yaptığını, kötüniyetli davacının hakkı olmayan bir alacağı talep ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının iddiasını ispat noktasında yazılı delil sunmadığı, davacı tarafından sunulan, gönderenin ... ödenen kişinin ... olan 100.000,00 TL bedelli banka dekontunda ise, taşınmazın devrini gerçekleştiren taraflar davacı ... ile davalıların murisinin isimlerinin bulunmadığı ve dekont açıklamasında "muhtar" ibaresinin yer aldığı, devredilen taşınmaza ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmediği, bu bağlamda 5.2.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında öngörülen nitelikte yazılı delil başlangıcı bulunduğundan da bahsedilemeyeceği, yazılı delil başlangıcı bulunması halinde tanık dinlenebileceğinden davacı tanıklarının beyanlarının somut uyuşmazlıkta hükme esas alınamayacağının açık olduğu, davalıların taşınmazı murislerinden alınan güncel borçlara karşılık gerçekleştiğini, her iki tarafın da birbirlerini ibra ettiklerini babalarının taşınmazın satışından sonra hiçbir borcu olmamasına rağmen 100.000,00 TL'yi davacıya verdiğini, babalarının vefatından sonra işbu davanın açıldığını beyan ettikleri, bir kısım davalılar duruşmadaki beyanlarında da borç ilişkisinin mevcut olduğunu, duydukları kadarıyla taşınmazın devri ile borç ilişkisinin kapandığını, 100.000 TL'nin de davacının murislerinden borç alması nedeniyle gönderildiğini beyan ettikleri, davalıların cevap dilekçesindeki beyanlarında taşınmazın murisleri tarafından üçüncü kişiye satışından sonra 100.000,00 TL'nin davacıya para gönderildiği sabit ise de taşınmazın inançlı işlem ile davacı tarafından davalıların murisine devrinin yapıldığını ikrar niteliğinde olmadığı, nitekim taşınmazın davalılar murisi tarafından kullanıldığının davacı tanığı ...'nın beyanlarıyla da sabit olduğu, davacı vekiline hatırlatılan yemin delilinin de icra edilmediği, bu kapsamda davacının taşınmazı inançlı işlemle davalıların murisine devredildiğini dolayısıyla davalılardan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; banka dekontunun yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmemesinin hatalı olduğunu, taraflar arasında dava konusu borç ve taşınmaz dışında hiç bir hukuki ilişkinin olmadığını, taşınmazın borç ilişkisi nedeniyle devredildiğini, davanın banka dekontuyla ispat edildiğini, taşınmazın bildirilen değeri ile gerçek satış değeri arasında fahiş fark olduğunu, davacının iradesinin davalıların murisinin hilesi ile fesada uğradığını, davalıların ikrarının bulunduğunu, delillerin dikkate alınmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda, taşınmazın teminat amaçlı davalıya devredildiğini iddia eden davacının bu inançlı işlem iddiasını 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı belge ya da yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge ile kanıtlanması gerektiği, bunun yanı sıra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 203. maddesinde yer alan senetle ispat istisnalarının inançlı işlemde uygulama alanı bulmayacağı, dosyaya sunulan banka dekontunun inançlı işlemi ispata yeterli olmadığı, ispat yükü üzerinde bulunan davacının iddiasını yazılı delillerle ispatlayamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunu 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aynı Kanunun 339/2 maddesi uyarınca, adli yardımdan yararlanandan muaf tutulduğu temyiz harçların tahsilinin mağduriyetine neden olacağı anlaşılmakla, harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.