MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1284 E., 2025/1830 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/108 E., 2023/20 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkiline dedesinden miras kalmış olan 39. 40... .24 karatlık yakut yüzük ve yakut taşın ... Biyoteknoloji Enstitüsünde ve ... Üniversitesi ... Meslek Yüksekokulu Gemoloji Test Laboratuvarında analiz edildiğini, yurt içinde veya yurt dışında satılması amacıyla davalıyla görüştüğünü, müvekkilinin yüzüklerin yurt dışında satılması sırasında bizzat bulunmak istemesi üzerine, davalının müvekkilinin vize almasını kolaylaştırmak için kendi şirketinde müvekkilini 4.000,00 TL maaş ile çalıştırmaya başlattığını, davalının yüzükleri satılması karşılığında satış bedelinin %50'sini talep etmesi üzerine müvekkilinin önden 500.000 USD vermesi karşılığında bu paylaşım oranını kabul ettiğini, bu görüşmeden on gün sonra davalının müvekkiline, müvekkilinin vize başvurusunun onaylanmadığı, yurt dışında satış için kendisine vekaletname vermesi gerektiğini söylemesi üzerine, müvekkilinin anlaştıkları 500.000 USD'yi talep ettiğini, ancak davalının o kadar nakit parası olmadığını, şimdilik 40.000,00 TL vererek kalan parayı satıştan sonra ödemeyi teklif ettiğini, maddi açıdan sıkıntıda olan müvekkilinin bu durumu kabul etmek zorunda kaldığını, taraflar arasında ortaklık anlaşması imzalayıp, yüzüklerin satışı konusunda davalıya .... Noterliğinin 11.06 2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesinin düzenlendiğini, müvekkilinin buna istinaden eksper analiz raporları ile birlikte yüzükleri yurt dışında satması amacıyla davalıya teslim ettiğini, davalının bir hafta içinde satışı tamamlayacağını söylemesine rağmen, on gün sonra müvekkilini aradığında, eksper raporlarının sahte olduğunu, yurt dışında yüzüklerin sahte olduğunun belgelendiğini ve yurt dışına çıkma sürecinde 100.000,00 TL masraf yaptığını söyleyerek bu masrafları talep ettiğini, masraf bedelinin ödenmemesi halinde taşları teslim etmeyeceğini söylediğini ve yüzükleri müvekkiline teslim etmediğini, müvekkilinin şikayeti üzerine başlatılan Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/12588 soruşturma sayılı dosyasında alınan davalının ifadesinde; davaya konu yüzük ve taşın kendi uhdesinde olduğunu kabul ettiğini, davalının taşları sahte olduğunu iddia etmesine rağmen müvekkiline teslim etmemesinin çelişkili olduğunu, bu olaydan sonra davalının ve ailesinin ani ve bariz şekilde zenginleştiğini ileri sürerek, davaya konu taşların müvekkiline aynen iadesi, iade mümkün olmaması halinde dava konusu taşların bilirkişi raporuyla belirlenecek değerinin ve uğranılan zararın karşılanmasını için, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 18.11.2022 tarihli dilekçesi ile dava değerini 44.104.657,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin iş adamı olduğunu, davacı ile tanışmadan evvel de hem kendisinin hem de ailesinin maddi durumunun çok iyi olduğunu, müvekkilinin davaya konu edilen ve herhangi bir değer bulunmayan yüzük ile zenginleşmesinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin davacıdan dolandırıldığı düşüncesi ile şikayetçi olduğunu, ardından davacının da müvekkilinden şikayetçi olduğunu, müvekkilinden yanlış beyanlar ile menfaat temin edildiğini, müvekkilinin yüzüğün değerini tespit ettirmesi çalışmalarından sonra ise işin aslının ortaya çıktığını, müvekkilinin vermiş olduğu para ile yaptığı masrafların kendisine verilmesini talep etmesine rağmen davacının buna yanaşamayarak müvekkilinden hile ile haksız kazanç elde ettiğini, soruşturma dosyalarında yüzüğün değerinin bulunmadığının tespit edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı her ne kadar kendisine miras kaldığını iddia ettiği taşların değerli ve doğal olduğunu, ... Biyoteknoloji Enstitüsünde ve ... Üniversitesi ... Meslek Yüksekokulu Gemoloji Test Laboratuvarında analiz ettirdiğini iddia etse de, Biyoteknoloji Enstitüsüne yazılan yazıya gelen cevapta işbu dava konusuyla bir ilişkilerinin bulunmadığı, aynı şekilde ... Üniversitesinden gelen cevapta da davacının iddia ettiği gibi bir Gemoloji Test Laboratuvarının olmadığı, davaya konu taşlar hakkında davacının ileri sürdüğü resmi bir evrak bulunmadığından resmi kurum ve kuruluşlardan buna ilişkin bir rapor alınmasının mümkün olamayacağı anlaşıldığından, davacının iddialarının dayanaktan yoksun olduğu kanaatine varılarak beyanlarına itibar edilmediği, her ne kadar tanık deliline başvurulmuş olsa da, dosya kapsamından tanığın birden fazla ifade verdiği ve ifadeleri arasında çelişkiler bulunduğu, yüzüklerin verilip verilmediği konusunda net bir ifade olmadığı anlaşıldığından “itham şüpheliyse itham edilen bu şüpheden yararlanır” ilkesi gereğince tanık deliline itibar edilmediği, çelişkili hususların aydınlatılması amacıyla isticvap edilen davalının beyanlarının diğer ifadeleriyle tutarlı olduğu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları değerlendirildiğinde, hazırlanan raporlarda dava konusu taşların mevcut olmadığı, ancak mevcut olsaydı değerlerinin ne kadar olacağının hesaplandığı anlaşıldığından bilirkişi raporlarının da hükme esas alınamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece dosyada bulunan delillerin takdirinde hata yapılmadığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dava konusu taşları fiziken incelenmesi sonucu tanzim edilen 23.01.2009 tarihli ... Üniversitesi Gemoloji Test Laboratuvarı ve 17.04.2009 tarihli ... Biyoteknoloji Enstitüsü Müdürlüğü Enstürümantal Analiz Birimi Üniversitesi tarafından tanzim edilen analiz raporlarıyla; yüzük taşının 39,40 karat, 24.22 çapında ve vişne kırmızısı olduğu, kolye taşının ise 39,60 karat, mor kırmızımsı renginde olduğu ve Ruby kristali (Yakut) olduğu tespit edildiğini, buna rağmen yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarının dava konusu taşların değerinin tespitinin mümkün olmadığı şeklindeki çelişkilerle dolu, birbirinden farklı ve objektif olmadıklarını, sundukları uzman mütalaalarıyla dava konusu taşların değerinin tespit edildiğini, vekaletname ve sözleşme dosyaya sunulmasına rağmen Mahkemenin yüzüklerin davalıya teslim edildiğine dair dosyada delil olmadığı değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davalının müvekkilli ile anlaşma yaptığı dönemden sonra sebepsiz zenginleştiğini, ekonomik durumunun banka kredileri ile finanse edilirken bir anda öz kaynaklarla faaliyetini devam ettirmeye başlamasının dikkat çekici olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekilin hesap verme yükümlülüğünden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
1. Taraflar arasında, .... Noterliğinin 11.06 2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile geçerli bir vekalet sözleşmesi kurulmuştur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (3098 sayılı Kanun) 508. maddesinde vekilin, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilgili olarak aldıklarını vekâlet verene vermekle yükümlü olduğu düzenleme altına alınmıştır.
"Hesap verme borcu vekilin başkasına ait iş görmesinin doğal sonucudur. Vekil edenin işin başlayıp başlamadığını nasıl yürütüldüğünü, sonucun ne olduğunu bilmek hakkı vardır. Vekil edenin bu hakkının karşılığı vekilin borçlarını oluşturur. Hesap verme borcunu geniş anlamıyla bilgi vermek, dar anlamıyla vekilin üçüncü kişilerden aldığı para tazminat ve mal varlığı değerleri ile vekil edenden aldığı ücret, masraf avansın hesabını vermek şeklinde tanımlamak mümkündür" (Eraslan Özkaya, Vekâlet Sözleşmesi, 4. Baskı, Ankara 2016, s. 646).
Vekilin hesap vermesinin sonuçlarını ortaya koymak da eldeki dava bakımından mühimdir.
"Vekil eden verilen hesabın doğru olduğu, işlerin amacına uygun yürütüldüğü sonucuna vardığı takdirde hesabı kabul ettiğini açık veya örtülü olarak bildirebilir. Vekil eden vekilin ibraz ettiği faturaları, hesap özet ve cetvellerini defter ve kayıtları kabul ettiğini, vekilin verdiği bilgilerin tatminkar olduğunu açıkça bildirebileceği gibi ibraz edilen faturalara ve hesap cetvellerine uygun süre içerisinde itiraz etmemek veya faturaları, borçlu gözüktüğü parayı itirazi kayıt ileri sürmeden ödemek suretiyle örtülü olarak da açıklayabilir.
Vekilin hesap verme borcunu yerine getirdikten sonra vekil edenin verilen hesabı açık veya örtülü olarak onaylaması (kabul etmesi) ile hesap verme işlemi kesinleşir. Hesapta görülen borçların ödenmesi gündeme gelir. Vekil vekil edenin muhtemel tazminat taleplerinden ibra edilmiş sayılır…’’ (Eraslan Özkaya, Vekâlet Sözleşmesi, 4. Baskı, Ankara 2016, s. 649).
2. Dava dilekçesi ekinde ... Biyoteknoloji Enstitüsünde ve ... Üniversitesi ... Meslek Yüksekokulu Gemoloji Test Laboratuvarı analizleri sunulmuş, Mahkeme gerekçesinde; Biyoteknoloji Enstitüsüne yazılan yazıya gelen cevapta işbu dava konusuyla bir ilişkilerinin bulunmadığı, aynı şekilde ... Üniversitesinden gelen cevapta da davacının iddia ettiği gibi bir Gemoloji Test Laboratuvarının olmadığı belirtilmiştir.
... Biyoteknoloji Enstitüsü Müdürlüğünden alınan 24.11.2017 tarihli müzekkere cevabında; dava dosyası ile Enstititüleri ile bağlantısı olmadığı Yer Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü ile alakalı olabileceği, bu Müdürlük de yazıya gereği için eklenerek bildirilmiştir.
Yer Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğünden alınan bila tarihli ve 1792 sayılı yazıda ise; dava dilekçesinde de bahsi geçen 2008/XRF-162 kayıt numaralı başvuruya ilişkin analiz başvuru ve sözleşme formu ile Doç. Dr. ... tarafından düzenlenen rapor sunulmuştur.
... Üniversitesi DGL Laboratuvar Sorumlusu Prof. Dr. ... imzalı 29.01.2018 tarihli müzekkere cevabında; "İlgi yazınız ile; 2017/1 E. sayılı davaya ışık tutmak üzere laboratuarımızca düzenlenen 35-00148 seri nolu 23.01.2009 tarihli rapora ilişkin bilgi ve belgeler istenmektedir. Yüksekokulumuz Kuyumculuk ve Takı Tasarımı Programı bünyesinde bulunan, ... Gemoloji Test Laboratuvarımıza incelenmek üzere getirilen veya gönderilen ham ya da işlenmiş süstaşı örnekleri, laboratuarımızın o anki teknik imkanları ile incelenebilecek özelliklerde ise bilimsel analiz sonuçları (ticari olmayan) raporlaştırılarak talep eden kişiye ya da kuruma elden veya posta yoluyla gönderilmektedir. Analiz için başvurularda her hangi bir yazılı bilgi-belge alınmamaktadır. Yapılan analiz ve incelemeler laboratuarımızın bilimsel pratiğini geliştirme amaçlı olup, ticari sonuç belirtilmemektedir." belirtilmiş, ancak davacı tarafından sunulan 23.01.2003 tarihli renkli taş sertifikası isimli belgenin kendileri tarafından düzenlenip düzenlenmediğine dair açık bir değerlendirilmede bulunulmadığı görülmüştür.
3. Dosya içerisinde yer alan; 25.06.2012 tarihli ... Elmas Laboratuvarı tarafından düzenlenmiş test sonucunda; 37.64 karat olduğu belirtilen taşın, imitasyon olduğu, bu nedenle sertifika düzenlenemeyeceği bildirilmiştir.
29.06.2012 tarihli ... Gemoloji Enstitüsü tarafından düzenlenmiş test raporunda; 37.645 karat olduğu belirtilen taşın sentetik olduğu, bu nedenle değerli taş raporu düzenlenemeyeceği bildirilmiştir.
3. Davalı isticvabında ise; "... yüzüğü test ettirdiğimde yüzüğün sahte olduğu, sentetik yakut olarak adlandırılan bir maddeden yapıldığı bana söylendi, ben de dolandırıldığımı anladım, Türkiye'ye geldiğimde kendileri ile irtibata geçmeye çalıştım fakat kendileri benimle irtibata geçmediler, benimle görüşmelerini sağlayan ... isimli aynı zamanda liseden arkadaşım olan şahıs ile irtibata geçtim paramı geri istedim yüzüğü vermek istedim, bir araya geldiğimizde ... isimli şahıs el çabukluğu yaparak yüzüğü değiştirmiş ve yüzük şuan kendisindedir, hatta daha sonra değiştirdiği yüzüğü de kendisine verdik...benden 2017'nin birinci ayına kadar yani davanın açıldığı tarihe kadar bu yüzük talep edilmedi, aksine ben bu hususlarda uğraş verdim, yüzüğü ben teslim etmeye çalıştım, sonra da ...'na teslim ettim..." şeklindeki beyanları ile dava konusu yüzüğün davalıya teslim edildiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, ancak davalının vekil eden davacıya yüzüğü iade etmediğini ikrar ettiği görülmüştür.
Bu bilgiler ışığında; taraflar arasındaki vekalet sözleşmesi gereği, dava konusu yüzüğün davacı tarafından .... Noterliğinin 11.06 2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ve taraflar arasındaki 11.06.2012 tarihli ortaklık sözleşmesi uyarınca davalıya verildiği sabittir.
Öte yandan; yukarıda izah edilen vekilin hesap verme yükümlülüğü gereği davalı yüzüğü satmışsa bedelini, satmamışsa yüzüğü iade etmekle mükelleftir. Buna rağmen davalı isticvabında yüzüğün sahte olduğunu savunmuş, ancak yüzük sahtede olsa iade etmekle mükellef olduğu yüzüğü davacıya iade etmediğini ikrar etmiştir.
Bu itibarla; öncelikle ... Üniversitesi 23.01.2003 tarihli renkli taş sertifikası isimli belgenin kendileri tarafından düzenlenip düzenlenmediğinin sorulması ve dava konusuyla ilgili uhdelerindeki tüm belgelerin iletilmesinin istenmesi, 25.06.20 12... .06.2012 tarihli HRD raporlarının sıhhatinin araştırılması, bu bilgiler temin edildikten sonra, yüzükteki taşın sentetik mi organik mi olduğunun tespiti yapılmak üzere, önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden, taş sahtede olsa gerçekte olsa değerlerinin ayrı ayrı tespiti ile sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.