MAHKEMESİ: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2478 E., 2025/2435 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 2. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2020/39 E., 2022/469 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 11.04.2019 tarihinde davalı hastaneye başvurduğunu ve diğer davalı doktor ... tarafından anjiyo ve stent yerleştirme tedavisine başlanıldığını, tedavi kapsamında müvekkilinin davalı hastanene Nisan ve Mayıs aylarında davalı doktor tarafından ameliyat edildiğini ve kalp damarına stent takıldığını, ancak stent takma işlemi sırasında stent telinin kırılarak damar içerisinde kaldığını ve bu durumun müvekkilinden gizlendiği, müvekkilinin bu durumu dava dışı özel hastanede yapılan muayene ve tetkikler sonucunda öğrendiğini, davalı doktorun yapmış olduğu hata sebebiyle müvekkilinin yaşadığı kalp sorununun azalmak yerine daha da arttığını, bu süreçte müvekkilinin iki kez kalp krizi geçirdiğini ve ölümden döndüğünü, ayrıca müvekkilinin dava dışı devlet hastanesinde iki kez daha anjiyo olmak zorunda kaldığını, davalı doktor ve dolayısıyla diğer davalı hastanenin özen borcuna aykırı hareket ettiklerini, davalı doktor tarafından yapılan işlem sonrasında müvekkilin durumunun daha da kötüleşmesinin komplikasyon olmadığını, davalı doktorun özensiz ve dikkatsiz davranışından kaynaklandığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere; belirsiz alacak davası olarak, şimdilik geçici ve sürekli iş görmezlik nedeniyle 50,00 TL ve hayat boyu kullanmak zorunda kalacağı ilaç masrafları nedeniyle 50,00 TL olmak üzere toplam 100,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın 11.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı hastane vekili; davacının 11.04.2019 tarihinde müvekkili hastanenin acil servisine göğüs ağrısı şikayeti ile başvurduğunu, müvekkili hastanenin ve çalışanlarının davacının tanısı, takibi ve tedavisinde herhangi bir ihmalinin veya kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı doktor vekili; davacının diğer davalı hastaneye başvurduğu tarihte saat 18:00 sularında koroner yoğun bakım ünitesine yatışının yapıldığını, davacıya acil şartlarda koroner anjiyografi gerektiği için müvekkili tarafından icapçı teknisyen ve hemşireye haber verildiğini, müvekkilince davacının takibine uygun tedavisine başlanıldığını, hasta ve yakınlarının işlemin olası komplikasyonlarını içeren yazılı ve sözlü onamlarının da alındığını, daha sonra yapılan anjiyografi sonucunda davacının koroner arterinin tamamen tıkalı olduğunun tespit edildiğini, müvekkilince hastanın tıkalı damarının stent ile açılmasına karar verildiğini, yine bu durumun hastanede hazır bulunan davacı yakınlarına izah edildiğini ve müvekkilince davacının ameliyat edildiğini, her ne kadar davacı tarafça yanlış stent uygulandığı ileri sürülse de müvekkilinin uyguladığı yöntemin esasen hayat kurtarıcı nitelikte olduğunu ve iddia edildiği gibi hatalı bir uygulamanın bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hem Adli Tıp Kurumu (ATK) hem de alanında uzman hekimlerden oluşan bilirkişi heyetince düzenlenen raporlarda, davalı hekime ve dolayısıyla davalı hastaneye kusur atfında bulunulmadığı, dava konusu kırık tel parçasının bu tip müdahalelerde ortaya çıkabilecek komplikasyonlardan olduğu, dava konusu işlem ile davacının iddia ettiği zararlar ve sonradan yaşanan kalp rahatsızlıkları arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyaya kazandırılan ATK ve bilirkişi heyet raporu itibariyle anjio işlemi sırasında stent telinin kırılması ve damar içerisinde kalmasının komplikasyon olduğu, söz konusu durumun hastada ek rahatsızlık ve maluliyete neden olmadığı tespitine binaen verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hatalı olduğu, raporda tıbbi uygulama hatası tespit edilmesine rağmen bunun bir komplikasyon olduğu yönündeki görüşün kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin vücudunda anjio operasyonu sırasında kullanılan bir malzemeyi bırakmanın tıbbi hatanın ötesinde haksız fiil teşkil ettiğini, haksız fiilin sabit olduğu noktada Mahkemece tıbbi uygulama hatasının varlığı yada yokluğunun araştırmasına dahi gerek olmadığını, onam formunun müvekkile imzalatılmadığı gibi onam formunda komplikasyonlar bölümünde stent telinin damar içerisinde kırılma riski olduğu yönünde bir uyarı ve bu riske yönelik alınan bir onay olmadığını, stent telinin kopması ve damar içerisinde kalması gerçeğinin müvekkilden gizlenmesi ve müvekkilin aydınlatılmamasının, vekilin aydınlatma ve sadakat yükümlülüğüne aykırı olduğunu, müvekkilinin sigara kullanımı değil, yapılan bu tıbbi hatanın kalp krizi geçirmesine neden olduğunu, yine müvekkilin ömür boyu kan sulandırıcı ilaç kullanmasına sigara kullanımı değil, tıbbi hata sonucu kırılan stentin neden olduğunu, dava konusu işlemin komplikasyon olduğu gerekçesiyle maluliyet oranı tayin edilmemesi kabul edilemeyeceğini, hükme esas alınan raporu düzenleyen heyet içerisinde hukukçu bilirkişinin bulunmaması, raporda doktorun vekalet sözleşmesine uygun şekilde mesleğini icra edip etmediğinin tartışılmamasının sonucu olarak hatalı bir rapor hazırlandığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı özel sağlık kuruluşu ile davalı doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranıldığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle hükme esas alınan ATK ve bilirkişi heyeti raporlarının birbirleriyle uyumlu, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, davacı tarafın dava dilekçesinde aydınlatılmadığı iddiasına dayanmadığı gibi dosyada davacının babası tarafından imzalanan aydınlatılmış onam belgesinin bulunduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.