MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/... E., 2025/1849 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı vekilinin adli yardım talebi ile temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalının bir çok konuda iş ortaklığı kurduğunu, bu ortaklıkların bazılarının resmi şekilde bazılarının ise aralarındaki güven ilişkisi gereğince sadece davalı üzerinden yürütüldüğünü, taraflar arasındaki resmi olmayan ortaklıklardan birinin ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 3762 parsel üzerinde bulunan 644,70 m² alanlı taşınmaz olduğunu, bu arsa üzerinde yapılacak olan binanın resmiyette davalı ve dava dışı ... arasında eşit şekilde dağıtıldığını, davalının kendi payına düşen kısmı üzerinde müvekkili ile yarı yarıya anlaştığını, bu ortaklıkta arsanın üzerine yapılacak olan inşaattan elde edilecek gelire ortak etme niyetiyle arsanın dörtte birini müvekkiline haricen sattığını, satış bedelinin 320.000,00 TL olduğunu, ancak sözleşmeye istinaden haklarının davalı tarafından verilmediğini, söz konusu inşaatın tamamlandığını ve binadaki bazı bağımsız bölümlerin davalı tarafından üçüncü şahıslara satıldığını, yapılan satışlar nedeninde davacıya bir kısım ödemelerin yapıldığını fakat bakiye payın ödenmediğini, yapılan binada yarısı davalı adına kayıtlı dört adet normal kat dairenin (1. kat ... nolu bağımsız bölüm) ve 2 adet dubleks dairenin (2. Kat ... nolu bağımsız bölüm) satışlarından davacıya ödenmesi gereken bakiye 270.000,00 TL'nin ödenmediğini, bu durumun davalının imzasını taşıyan belge ile sabit olduğunu, aynı projenin diğer bağımsız bölümlerinde ise yarısı davalı adına kayıtlı dubleks daire (2.kat ... nolu bağımsız bölüm), tamamı davalı adına kayıtlı 1 adet daire (1.Bodrum kat 2 nolu bağımsız bölüm) ile 2 adet dükkandan (zemin kat 5-6 nolu bağımsız bölüm) kaynaklanan hakların yarısının davacıya ödenmediğini, davalı adına kayıtlı iken sonradan satılan taşınmazlardan dolayı bakiye alacak ve halen davalı adına görülen taşınmazlarda ise ortaklık ya da bedel alacağı olduğunu ileri sürerek; davalı adına kayıtlı iken satışı yapılan dava konusu bağımsız bölümlerin satışlarından davacıya ödenmesi gereken bakiye 270.000,00 TL'nin ve dördü davalı adına kayıtlı iki adet dubleks daire (2. kat ... nolu bağımsız bölümler), tamamı davalı adına kayıtlı bir adet daire (1. Bodrum Kat 2 nolu bağımsız bölüm) ile iki adet dükkanın (zemin kat 5-6 nolu bağımsız bölümler) bilirkişi tarafından belirlenecek değerinin yarısına karşılık gelmek ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 1.000,00 TL'nin, olmadığı taktirde davacı tarafından davalıya ödenen 320.000,00 TL'nin ihtarın gönderildiği 23.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davaya konu ... Mahallesi 3762 parsel sayılı taşınmazı müvekkilinin Belediyeden açık arttırma usulü ile kendi ad ve hesabına aldığını, arsa üzerine bina yapımı için müvekkili ile yüklenici ... İnşaat şirketinin anlaştıklarını, davacının bu taşınmazla ilgili ne bir ortaklığı ne de bir harcamasının bulunduğunu, sunulan arsa alım sözleşmesinin bir ön sözleşme olduğunu ve hayata geçmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 26.11.2021 tarihli kararıyla; taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin kurulduğu, davacının talebinin ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsadığının kabulü gerektiği, tasfiye memuru tarafından düzenlenen 23.08.2021 tarihli rapor doğrultusunda; adi ortaklığın tasfiyesine, 1.032.370,75 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; kararın, davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 05.10.2022 tarihli kararıyla; ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/... E. sayılı savcılık soruşturmasında imza incelemesi yapılan inşaatlardan gelir başlıklı fotokopi olan 17.08.2015 tarihli belgedeki imzanın davalı eli ürün çıktığı belirtilmiş ise de, bu belgenin aslının dosyaya sunulmadığı ve fotokopi üzerinden yapılan inceleme sonrası alınan bilirkişi raporu davalı için bağlayıcı olmadığı, bu nedenle adi ortaklığı ispatlayıcı belge olarak kabul edilemeyeceği, davada tanık dinlenilmesini gerektirir istisnai hallerin bulunmadığı, Mahkemece adi ortaklık ilişkisi yönünden davacılara karşı tarafa yemin teklif etme hakları hatırlatılmadan karar verildiği gerekçesiyle, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin 28.12.2022 tarihli kararıyla; kaldırma kararı doğrultusunda davacıya adi ortaklık ilişkisinin varlığı iddiasıyla ilgili yemin deliline dayanıp dayanmayacağı konusunda beyanda bulunmak ve yemin deliline dayanıyor ise yemin metni sunmak üzere 2 hafta kesin süre verildiği, aksi halde yemin deliline dayanmadığının kabul edileceğinin ihtar edildiği, ancak süresi içerisinde beyanda bulunmadığından davacının yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, davalının fiil ehliyetinin olmadığına yönelik beyanlarının kötüniyetli ve davaya uzatmaya yönelik olduğu gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.07.2023 tarihli kararıyla; Mahkemece yemin teklifinde bulunup bulunmayacağı hususunda davacıya ihtarlı davetiye tebliğ edildiği halde davacı tarafça yemin teklifinde bulunulmadığı, hatta istinaf dilekçesinde diğer delillerle davanın ispat edildiğini bildirerek yemin delilin uygulanmasının gerekmediğini ileri süren davacı tarafça davalıya yemin teklif edilmediği, bu bağlamda davalıya yemin teklif etmeyen davacının asıl ve feri talepler yönünden davasını ispat edemediği, yine davacı davasını ıslah ederek harcı tamamladığından reddedilen kısım için davalı lehine 157.200,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken arttırılan kısım hesaba katılmadan belirtilen tutar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle; davacının istinaf başvurusunun reddine, davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde dahili davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 14.10.2024 tarihli ilamla; davacılar vekilinin 15.11.2022 tarihli dilekçesi ile adi ortaklığa ilişkin davalının imzasını içeren belge asıllarının uhdelerinde olduğunu beyan ettiği, Bölge Adliye Mahkemesince; bu belgelerin dosyaya getirtilmesi ve davalı tarafından itiraz edilen özellikle "İnşaatlardan Gelir" başlıklı belge ile diğer belgeler üzerinde imzanın aidiyeti konusunda yeniden imza incelemesi yaptırılması ve imzanın davalıya ait çıkması halinde sözleşme ile adi ortaklık ilişkisi değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Yargıtay bozma ilamının da dayanağı oluşturan ve imzası davalı tarafça inkar edilen 09.01.2013 tarihli arsa alım sözleşmesinde, 3762 parsel sayılı arsanın 1/4 ünün davalı tarafından 320.000,00 TL bedelle davacıya satıldığı, bedelin nakden alındığının yazılıp imzalandığı, bu imzanın kendisine ait olmadığı iddiasının ise imza örneklerinin ihtarlı davetiye tebliğine rağmen alınamamış olması karşısında davalı tarafça ispatlanamadığı, bu doğrultuda yapılan pekçok bilirkişi incelemesi sonrasında alınan 23.08.2021 tarihli üçüncü ek tasfiye memuru bilirkişi raporunda, davacının davalıdan 1.032.370,75 TL alacaklı olduğu, önceki raporlarda hesaplanan tutardan oluşan farkın dosyaya sunulan inşaat ve arsa maliyet bedelinin %50 ve %25 hisse hesabı farkı olduğu da vurgulanarak hesaplama yapıldığı, önceki raporlardaki hesaplama hatasının tespiti noktasında çelişkilerin giderildiği, usul ekonomisi kapsamında 23.08.2021 tarihli üçüncü ek tasfiye memuru bilirkişi raporu hükme elverişli olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında ... ... 3762 parsel ile ilgili adi ortaklık ilişkisinin fesih ve tasfiyesine, 1.032.370,75 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; Mahkemece ortaklık ilişkisinin gerçekte kurulup kurulmadığının araştırılmadığını, tüm bilirkişi raporlarının dava konusu olayı aydınlatamadığını, her raporda farklı rakamlar çıktığını, özellikle birtakım bilirkişi raporlarında rayiç değerlerin hesaplanmış olan konutların imalat maliyetlerinin bilinmediğini, tasfiye sonucu çıkan ortaklık payının paylaşılabileceğini ancak alacağın tahsili biçiminde hüküm tesis edilemeyeceğini, raporlardaki çelişkileri giderecek şekilde karar vermeye elverişli yeni bir heyet raporu alınmadığını, davacının kendi kızı dahi ortaklık için para verilip verilmediğini bilmezken tarafların ortak olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı tanığı ...'ın ortaklığın ve davacının alacağının bulunmadığını beyan ettiğini, müvekkili tarafından yapılan işlerin ve giderlerin doğru şekilde hesaplanıp mahsup edilmediğini, müvekkili tarafından inşaata yüklü miktarda masraf yapıldığını, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ilan ettiği inşaat maliyetlerinin değil fiilen inşaatta yapılan masrafların dikkate alınması gerektiğini, fiilen inşaat sahasındaki maliyetler ortaya konulmadan sonuca gidilemeyeceğini, davacının müvekkille ortak olmasını gerektirecek bir hukuki ve fiili ilişki bulunmadığı gibi ortaklığın varlığını ortaya çıkartacak bir sözleşme veya başka bir delil bulunmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasında kurulduğu ileri sürülen adi ortaklığın tasfiyesi istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesince; uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılarak karar verildiği, taraflar arasında adi ortaklık bulunduğu hususunun kabulünün yerinde olduğu, bilirkişi raporunun denetime elverişli bulunduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aynı Kanunun 339/1 maddesi uyarınca adli yardım kararından dolayı ertelenen temyiz harçlarının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.