MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/... E., 2025/1384 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2024/... E., 2025/202 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin eşi ...'ın işçi emeklisi olup 27.10.2016 tarihinde davalı ... ... Şubesinden müvekkilinin muvafakatı dışında kredi kullandığını, kullandığı kredinin teminatını teşkil etmek üzere kentsel dönüşüm kapsamında arsa karşılığı ...'den almış oldukları ve çocukları ile birlikte yaşadıkları aile konutu niteliğinde bulunan 3+1 daire üzerine yine müvekkilinin bilgisi ve muvafakatı olmadan banka lehine ipotek tesis edildiğini, eşinin kullandığı krediye ve bu krediye teminat teşkil etmek üzere evlilik birliği içerisinde edinilen müşterek konut üzerine tesis edilen ipotek işlemine muvafakat etmemesine rağmen bankanın ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlanılan takip sonucunda evin satılması nedeniyle uğradığı zararlarına karşılık şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş, davacı vekili 05.07.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle taşınmazın satışından kaynaklanan 289.000,00 TL tazminatın satış tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte, kiradan kaynaklanan 50,00 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte, 50.000,00 TL manevi tazminatın satış tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı tarafın çekilen konut kredisi nedeniyle müvekkili banka lehine davaya konu ipotek şerhinin tesisi sırasında bu durumdan haberdar olmamasının mümkün olmadığını, aksi yöndeki iddianın kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.12.2019 tarihli kararıyla; Mahkemenin görevli olmadığı anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince dava dilekçesinin görev yönünden reddi ile Mahkemenin görevsizliğine, 6100 sayılı Kanunun 20. maddesindeki yasal şartlar yerine getirildiğinde dosyanın görevli ve yetkili ... Nöbetçi Aile Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, dosyanın gönderildiği ... 2. Aile Mahkemesince; davanın evli çiftler arasında olmadığı, davanın şahıs konumundaki Bankaya yöneltildiği, davanın genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş; ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 30.12.2020 tarihli ve 2020/1448 E., 2020/1454 K. sayılı ilamıyla; davacı aile konutu olduğunu iddia ettiği taşınmazın satışından dolayı uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini talep etmesi nedeniyle davanın 4721 sayılı Kanunun 2. Kitabında sayılan hallere girmediğinden Aile Mahkemesinin görev dışında kaldığı, davanın haksız fiil niteliğinde olması nedeniyle genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesi ile 6100 sayılı Kanunun 21... . maddesi gereğince ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesininin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmiştir.
2. ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.10.2022 tarihli kararıyla; davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 289.000,00 TL'nin 24.10.2018 tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin ve kira alacağı talebinin reddine dair verilen kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 11.07.2024 tarihli ilamıyla; davanın dayanağı olan ve davacının eşi ile davalı arasında imzalanmış olan bireysel kredi sözleşmesinin niteliği itibariyle davacının 6502 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereğince tüketici sıfatını taşıması ve taraflar arasındaki işlemin 6502 sayılı Kanun gereğince tüketici işlemi niteliğinde olması nedeniyle, eldeki davaya bakma görevi 6502 sayılı Kanunun 73. maddesi gereğince Tüketici Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
3. Dosyanın gönderildiği İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taşınmazın aile konutu olarak kullanıldığı, davacının ipotek tesisine açık rızasının bulunmadığı, davalı bankanın bu işlem sırasında davacı onayının bulunduğuna ilişkin eş muvafakatnamesini dosyaya sunamadığı anlaşılmakla davaya konu taşınmazın elden çıkardığı tarihteki değerini tazminle davalı bankanın sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 289.000,00 TL'nin 24.10.2018 tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin ve kira alacağı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; icra dosyasından satış yapılan taşınmazın aile konutu olarak özgülendiği, buna rağmen davacı eşi ...'nin davalı ... lehine ipotek tesis ettirdiği ve taşınmazın icra dosyasının satıldığı taraflar arasında tartışmasız olmakla ve davacı eşin ipotek tesisinden haberdar olduğu da davalı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davacının çekilen konut kredisi nedeniyle ipotek tesisi sırasında ve aşamalarda durumdan haberdar olmamasının mümkün olmadığını, tapuda aile konut şerhi bulunmadığını, eş rızasının sözlü de alınabileceğini, yazılı olmasının zorunlu olmadığını, davacının satış işlemi kesinleştikten sonra dava açmasının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, aile konutu olarak kullanılan taşınmaz üzerine davacı eşin muvafakatı olmaksızın davalı bankadan kullanılan kredinin teminatı amacıyla ipotek tesis edilerek satılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 193. maddesi hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte TMK'nın 194. madde hükmü ile eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü "Aile birliğinin korunması" amacıyla sınırlandırılmıştır. Buna göre, eşlerden biri diğer eşin "Açık rızası bulunmadıkça" aile konutu ile ilgili aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bu cümleden hareketle, aile konutunun maliki olan eş, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunu devredemez. Bu işlem ancak "diğer eşin açık rızası alınarak" yapılabilir.
Ancak henüz aile konutu olarak kullanıp kullanmayacağı belirsiz olan konutun edinilmesi için kullanılan konut kredisi nedeniyle ipotek tesis edilmesi halinde eş muvafakatinin olmadığının ileri sürülmesi dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağını düzenleyen Medeni Kanunun 2. maddesine aykırı olacaktır.
Dava dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan belgelere göre davacının eşi tarafından 27.10.2016 tarihinde davalı Bankadan konut kredisi çekildiği, çekilen konut kredisinden kaynaklı olarak davacının eşi adına olan söz konusu konut üzerine ipotek tesis edildiği anlaşılmaktadır.
O halde İlk Derece Mahkemesince, davacının eşi tarafından çekilen kredinin konut kredisi olup olmadığı ve çekilen konut kredisi kapsamında ipotek tesis edilip edilmediği araştırılarak TMK 2. maddesi de gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Hal böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.