MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/... E., 2025/1058 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/... E., 2023/... K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacı şirketin davalılardan ...'e verdiği vekaletin kötüye kullanılarak davacıya ait ... 73... parsel D blok 1 nolu bağımsız bölüm ve E blok 2 nolu bağımsız bölümün davalı ... isimli şahsa satış gibi gösterilip gerçek değerinin çok altında bir bedel karşılığı devredildiğini, davalıların iştirak halinde hareket edip davacıyı taşınmazların devredilmesi nedeniyle kira gelirinden mahrum bıraktığını, eldeki davanın konusunu kira gelir kaybına yönelik tazminat istemi oluşturduğunu belirterek mahrum kalınan kira gelir bedeline karşılık olmak üzere belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 50.000,00 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 20.09.2023 tarihli alacağı belirli hale getirme dilekçesiyle fazlaya dair hakkını saklı tutarak talebini artırarak 164.925,68 TL'nin 03.11.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili; dava konusu alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacı tarafın teminat yatırması gerektiğini, dava konusu taşınmazların davalı ... tarafından satın alınmadığını, taşınmazların davalı ...'a diğer davalı ... tarafından vekaletnameye istinaden devredildiğini, davalılar ... ve ...'un Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılamaları sonucu beraatlerine karar verildiğini, davalı ile diğer davalılar arasında herhangi bir şekilde taşınmazın satın alınması, gelir elde edilmesi veya vekalet ilişkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili; dava konusu alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin vekaleti kötüye kullanmadığını, davacı şirketçe müvekkiline verilen talimatların gereklerini yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
3. Davalı ... vekili; dava konusu talebin zaman aşımına uğradığını, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, ceza yargılaması neticesinde davalının beraat ettiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacıların teminat yatırması gerektiğini, davacının uğradığını iddia ettiği zararına ilişkin ayrı bir tazminat davası açtığını, bu davayı kazanması durumunda zaten zararının giderilmiş olacağını, artık kira kaybı talep etmesinin usule ve kanuna aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ...'in vekalet görevinin kötüye kullanıldığı hususu maddi ve şekli anlamda kesinleştiğinden bu hususta tekrar tahkikat yapılmadığı, davalının iş bu kira kaybı tazminatı nedeniyle de davacıya karşı sorumlu olduğu, dava konusu taşınmazların alınırken davalıların birlikte hareket ettikleri, taşınmaz satış bedeli ile taşınmazların keşfen belirlenen bedeli arasında açık bir oransızlığın bulunduğundan davalıların kötü niyetle hareket ettiği, davalıların kira kaybı nedeniyle davacıya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne 164.925,68 TL ecrimisil alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, alacağın 2.425,64 TL'sine 31.12.2013 tarihinden, alacağın 28.833,10 TL'sine 31.12.2014 tarihinden, alacağın 29.778,60 TL'sine 31.12.2015 tarihinden, alacağın 31.545,60 TL'sine 31.12.2016 tarihinden, alacağın 35.867,00 TL'sine 31.12.2017 tarihinden, alacağın 36.475,74 TL'sine 28.11.2018 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekillerince ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı eldeki davayı açmadan evvel dava konusu taşınmazların tapusunun iptali ile kendi adına tescili yerine rayiç bedellerinin tahsili yönünde seçimlik hakkını kullandığı, belirtilen Mahkemenin kararı ile de taşınmazların rayiç değerinden kaynaklı alacağı hüküm altına alındığı, davacının rayiç bedel yerine taşınmazların tapusunun iptalini isteyip bu talebinin kabulüne ve adına taşınmazların tesciline karar verilmesi halinde ecrimisil veya kira geliri kaybına ilişkin talebini davalılara karşı ileri sürme imkanına sahip olabileceğinden bu safhadan sonra davacının kira geliri kaybından kaynaklı tazminat isteminin dinlenemeyeceği gerekçesiyle, davalılar vekillerinin ayrı ayrı istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; hukuki nitelendirmenin hakime ait olduğunu, müvekkilinin talebinin bilgisi dışında vekalet görevini kötüye kullanarak elinden çıkan taşınmazlarının rayiç bedellerinin iadesi sonrası bedelin iadesi anına dek taşınmazlardan elde etmeyi umduğu karın tazmini olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 122/1. maddesinde düzenlenen aşkın zarara ilişkin olduğunu, munzam zarar hesabının konusunda uzman bilirkişi kurulundan, tahsiline karar verilen davacı alacağının temerrüt tarihinde bu yatırım araçlarından oluşacak sepete yatırılması ve değerlendirilmesi halinde tahsil tarihlerinde asıl alacakla birlikte getirisinin ulaşabileceği miktar ile tahsiline hükmedilen asıl alacak ve bu alacak için temerrüt tarihinden tahsil tarihlerine kadar davacının tahsil edebileceği ve tahsil ettiği faiz miktarı ve toplam miktar ve bu şekilde bulunacak toplam miktarlar arasındaki fark konusunda gerekçeli, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp değerlendirilerek faizle karşılanamayan zarar konusunda sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış hukuki nitelendirme yapılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekaletin kötüye kullanılması nedeniyle elinden çıkan taşınmazın kira kaybının tahsili istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre ve özellikle hukuki nitelendirme hakime ait olmakla birlikte, hakimin taleple bağlı olduğu, davacının açıkça dava dilekçesinde, cevaba cevap dilekçesinde, yargılama aşamasında sunduğu sair dilekçelerde vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle taşınmazları kiraya verememesinden kaynaklı kira kaybı talebinde bulunduğu, munzam zarara ilişkin talebinin olmadığı, yargılamada ve istinaf aşamasında ileri sürülmeyen hususların temyiz aşamasında ileri sürülemeyeceği, vekalet görevinin kötüye kullanmasından kaynaklı olarak davacının rayiç bedel talebinin Dairemizin 2021/... E. sayılı ilamı ile kesinleştiği anlaşılmakla davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.