MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/4297 E., 2025/2621 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Silivri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/98 E., 2023/181 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili İdare personellerince 12.03.2019 tarihinde davalının dava konu bölmelerde işgal ve faydalanma yaptığının tespit edilmesi üzerine suç tutanağı düzenlendiğini, söz konusu suça ilişkin olarak ağaçlandırma bedeli, izinsiz çalışma ve döküm maliyet bedelinin hesaplanarak davalıya tebliğ edildiğini ancak ödemenin yapılmadığını ileri sürerek; ödenmeyen 160.637,38 TL'nin suç tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; dava sadece davalı ... aleyhine açıldığı halde tevzi bürosu tarafından sehven davalı ile birlikte ... Madencilik şirketinin de dosyaya kaydedildiğinden, Mahkeme tarafından düzenlenen tensip zaptında davalı olarak ... Madencilik şirketinin de gösterildiğini, taraf teşkili sağlanırken bu hususun nazara alınmasını ve davalı olarak sadece müvekkili ... olduğunun tespitini istediklerini, talep edilen tazminatın zamanaşımına uğradığını, tazminat istemine dayanak oluşturulan fiilin müvekkili tarafından gerçekleştirilmediğini, olay nedeniyle müvekkili ... hakkında orman işgal faydalanma suçu kapsamında derdest ceza davasının bulunduğunu, müvekkili şirkete ... Köyünde ruhsata dayalı maden işletme, tesis ve alt yapı tesis izni verildiğini, bu izin doğrultusunda da müvekkili şirketin çalışmalarını sürdürdüğünü, verilen ruhsata ve şartnamede belirtilen yükümlülüklere uygun olarak iş ve işlemleri yerine getirdiğini, dava konusu sahada aşırı yağışlar ve doğal olayların zaman zaman toprak kayması, heyelan ve kil akması gibi olaylara sebep olduğunu, daha önce de farklı zamanlarda davacı tarafça müvekkil şirket yetkilileri aleyhine aynı gerekçeler ile tutanak düzenlenerek suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkili şirket yetkilileri hakkında işbu soruşturma ve kovuşturma dosyalarının hepsinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya beraat kararı verildiğini, bu dosyalarda yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda icra edilen keşifler ve alınan bilirkişi raporları ile söz konusu alanlara kil akmasının veya diğer zararların müvekkil şirket yetkililerinin kast ve kusuru dolayısı ile değil doğa olayları ve idarenin kusurlu hizmeti nedeni ile oluştuğunun tespit edildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Silivri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/274 Esas sayılı dava dosyasından alınan bilirkişi raporunda; "davaya konusu maden ocağı sahasının ruhsat kapsamında faaliyet gösterdiği, işgal ve faydalanma olarak tespiti yapılan sahanın ruhsat ve izin sınırları dışında olduğu, davalı alanın maden faliyetleri kapsamında kalan hiçbir amaçla kullanılmadığının tespit edildiği, sahada 2010 yılından öncesinden var olan maden sahası işletmesi döneminde büyükçe göletin mevcut olduğu ve bu göletin kuzey bölümünün davalı sahadaki vadi boyunca mil topladığı, sonra bir bentle vadinin önünün kesildiği,, suyun çekilmesi ile mil tabakasının ortaya çıktığı, ve 2016-2017 yılından sonra bu mil alanlarının hızla yeşillendiğinin görüldüğü, doğal mil hareketleri dışında mil akıtması suretiyle veya başka amaçla davalı sahada işgal ve faydalanmanın yapılmamış olduğunun tespit edildiğinin " şeklinde tespitlerde bulunulduğu, Mahkemece "Sanıklar ... ve ...'un üzerine atılı Orman Alanlarının İşgali Ormandan Faydalanma suçundan 6831 Sayılı Orman Kanununun 93/1, 93/2, maddeleri ile 5237 Sayılı TCK m. 53/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması talebi ile mahkememizde kamu davası açılmış ise de, yüklenen suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-a maddesi uyarınca sanıkların üzerine atılı suçtan ayrı ayrı beraatine" karar verildiği, dava konusu olayın üzerinden uzunca zaman geçtiği, yeniden zarar tespitinin yaptırılmasının sağlıklı olmayacağı, usul ekonomisi ilkesi gereğince yarar sağlamayacağından yeniden keşif ve bilirkişi raporu aldırılmasına yer olmadığına karar verildiği, kesinleşen ceza dosyasında aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda değerlendirme yapıldığı, davacının dava konusu suç tutanağından kaynaklı tazminat talep ettiği, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararına göre davalı şirket tarafından suça konu alanda gerçekleştirilen işgal ve faydalanma eyleminin söz konusu olmadığı, dava konusu suç tutanağında belirtilen koşulların gerçekleşmediği, dava konusu edilen tazminat koşullarının da bu bağlamda oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davaya konu olay ile ilgili olarak Silivri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/274 E. - 2022/109 K. sayılı dosyasında davalı ... hakkında orman alanlarının işgali, ormandan faydalanma ve orman içinde yerleşilmesi suçunun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, kesinleşmiş ceza davasında düzenlenen bilirkişi raporunda dava konusu edilen sahada işgal ve faydalanmanın yapılmadığının tespit edildiği, ispat yükü üzerine düşen davacının, davalıların 6831 sayılı Orman Kanunu gereğince tazminatı gerektirecek bir haksız eyleminin varlığını ispat edemediği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; hukuk hâkiminin ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı olmadığını, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının da, hukuk hâkimini bağlamayacağını, Mahkemenin keşif yapmadan, bilirkişiler tarafından rapor hazırlanmadan yalnızca ceza mahkemesinin kararına istinaden davanın reddine karar verildiğini, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 25.5.2017 tarihli ve 2017/9866 E., 2017/8146 K., sayılı kararının emsal nitelikte olduğunu, davalı şirkete ait ... nolu ruhsat sahasına bağlı izinli alanın yanında bulunan zabıt tutulan sahadaki 2010 yılı uydu görüntülerinde söz konusu maden izninin olduğu dönemde dere yatağı alanının su ile kaplı olduğunu, 2013 yılı uydu görüntüsünde maden faaliyetine başlandığını ve dere yatağının mil ile dolmaya başladığını, 2015 yılında ise büyük bir kısmın mil ile dolduğunu, 2015 yılından 2019 yılına kadar zapta konu dere yatağının aktif olarak kullanıldığını ve mil ile doldurulduğunu, zaptın yapıldığı 2019 yılında ilk kez drone ile havadan ölçüm yapıldığını ve izinli sahanın dışında olan dere yatağının mil ile dolu olduğunun tespit edildiğini, 29.11.2019 tarihinde sahanın bir kısmının İdarece geri alındığını, kullanımın bitmesi ile dere yatağının tekrar yeşillendiğini, 2021 yılında drone ile yapılan ölçümde de net bir şekilde gözüktüğünü, İdare kayıtlarında ilgili firmaya ait ... nolu ruhsatın ... İnşaat Maden San. Tic. ve Limited Şirketinden devralındığını, 2012/1 ruhsatın 22.02.2012 tarihinde davalı şirket adına ruhsat çıkarıldığını, bu ruhsat için bir devir işleminin bulunamadığını, uydu görüntüsünde de görüleceği üzere 2010 yılında 2012/1 ruhsat alanında herhangi bir çalışma olmadığını, sahanın tamamen orman ile kaplı bir olduğunu, başka firma tarafından çalışılmış olma durumu söz konusu olmadığından zarara konu eylemlerin davalılar tarafından gerçekleştirdiklerinin sabit olduğunu, havuz alanlarının işletme kapasitesine göre küçük olmasının yağan yağmurlarında etkisiyle ormana mil taşmasına sebebiyet verdiğini, davalı şirketin taahhüt sözleşmesinden doğan sorumlulukları yerine getirmediğini, orman alanına zarar gelmesine sebep olduğunu, Mahkeme tarafından eksik araştırma yapıldığını, ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 6831 sayılı Orman Kanunu'ndan kaynaklı zarar sebebiyle tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle ceza mahkemesince tespit edilen maddi olgunun hukuk hâkimini bağlayacak olmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.