MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/... E., 2025/326 K.
Bozmaya uyularak verilen karar, İlk Derece Mahkemesince taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili; davalı İdare tarafından dava dışı kamu borçlusu .... Ltd. Şti. aleyhine vergi borcu nedeniyle icra takibi başlatıldığını, borçlunun hak ve alacaklarının vergi dairesine ödenmesi için de müvekkili şirkete toplam 225.200,00 TL bedelli 5 adet haciz ihbarnamesi gönderildiğini, müvekkili şirketin borcunu haciz ihbarnamelerinin tebliğ tarihinden önce kamu borçlusu şirkete ödediğini ileri sürerek; müvekkilinin haciz bildirilerine konu alacaklar sebebiyle davalı İdareye borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının haciz bildirilerine süresinde itiraz etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kabulüne, haciz bildirilerinden kaynaklı davacının davalı İdareye borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.09.2021 tarihli kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairemizin 24.04.2024 tarihli ilamıyla; "...1. 6183 sayılı Kanunun 79. maddesinin uygulanabilmesi için, üçüncü kişinin asıl amme borçlusuna borcu olduğunun ve borç miktarının somut olarak tespit edilmiş olması ve 3. kişinin elinde olan borçluya ait malın maddenin ilk fıkrasında sayılan mallardan olması gerekir. Eş söyleyişle, amme borçlusunun 3. şahıslardaki alacakları üzerine haciz konulabilmesi için amme borçlusunun 3. şahıs nezdinde alacağı bulunduğunu bildirmiş olması veya idarece borçlu şirketin bu şahıslardan alacağı olduğunun tespit edilmesi ve tespit edilen tutar kadar haciz konulması gerekmektedir.
2. Haciz bildirisini alan 3. şahıs, haciz bildiriminin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 7 gün içerisinde ilgili vergi dairesine itirazda bulunmadığı takdirde, aynı maddenin üçüncü fıkrasında açıklandığı üzere mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve hakkında haciz ve takip işlemleri uygulanır. Bundan sonra, 3. kişi hakkında ödeme emri düzenlenerek takip işlemlerine başlanır.
3. Haciz bildirisine karşı süresi içerisinde itiraz etmediğinden zimmetinde sayılan borç için veya elinde bulunduğu sayılan mal için 3. kişi, haciz bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir yıl içerisinde genel Mahkemelerde menfi tespit davası açabilir. Kanunda öngörülen bir yıllık süre, hak düşürücü niteliktedir.
4. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu 21.12.2017 tarihli ve 47.300,00 TL bedelli haciz bildirimi yazısının 27.12.2017 tarihinde, 13.02.2018 tarihli ve 97.781,00 TL bedelli haciz bildirimi yazısının 29.02.2018 tarihinde, 10.04.2018 tarihli ve 19.994,00 TL bedelli haciz bildirimi yazısının 16.04.2018 tarihinde, 23.10.2018 tarihli ve 25.700,00 TL bedelli haciz bildirimi yazısının 28.10.2018 tarihinde, 01.11.2018 tarihli ve 34.425,00 TL bedelli haciz bildirimi yazısının 07.11.2018 tarihinde davacıya tebliğ edildiğinin davalı tarafça bildirildiği ancak dosya arasında tebliğ evrakının bulunmadığı; eldeki davanın ise 24.04.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
5. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; öncelikle haciz bildirimlerine ilişkin tebliğ evraklarının celbedilmesi, sonrasında ise her bir haciz bildirim yazısı yönünden davanın hak düşürücü süre olan bir yıl içinde açılıp açılmadığı üzerinde durulması ve hasıl olacak sonuca göre uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamında işaret edildiği üzere haciz ihbarlarının tebliğine ilişkin kayıtların celp edildiği, 19 Mayıs Vergi Dairesinin talebe konu 21.12.2017 tarihli ve 47.300,00 TL bedelli haciz bildirimi yazısının 27.12.2017 tarihinde, 13.02.2018 tarihli ve 97.781,00 TL bedelli haciz bildirimi yazısının 19.02.2018 tarihinde, 10.04.2018 tarihli ve 19.994,00 TL bedelli haciz bildirimi yazısının 16.04.2018 tarihinde, 23.10.2018 tarihli ve 25.700,00 TL bedelli haciz bildirimi yazısının 28.10.2018 tarihinde, 01.11.2018 tarihli ve 34.425,00 TL bedelli haciz bildirimi yazısının 07.11.2018 tarihinde davacıya tebliğ edilmiş olduğu; talebe konu 21.12.2017 tarihli ve 47.300,00 TL bedelli, 13.02.2018 tarihli ve 97.781,00 TL bedelli, 10.04.2018 tarihli ve 19.994,00 TL bedelli haciz bildirimleri yönünden işbu davanın açıldığı 24.04.2019 tarihi itibariyle bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu belirlenmekle, bunlar yönünden davanın hak düşürücü süre yönünden reddine; talebe konu 23.10.2018 tarihli ve 25.700,00 TL bedelli, 01.11.2018 tarihli ve 34.425,00 TL bedelli haciz bildirimleri yönünden davacının, dava dışı .... Çam. Hava Klima San. Tic. Ltd. Şti.ne borçlu olmadığı ve talep edilen tutarın davacı nezdinde bulunmadığı gerekçesiyle, bu bildirimler yönünden davanın kabulüne dair karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; tebligatlar, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'na göre yapılmadığı için usulsüz tebliğ edildiğini, bu nedenle davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabul kararının hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili; yapılan tebligatların usulüne uygun olduğunu ve hak düşürücü sürenin geçtiğini, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 79. maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olmasına, getirtilen tebliğ evraklarının incelenmesinde davacıya yapılan tebligatların usulüne uygun olduğunun anlaşılmasına göre, tarafların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Fazla alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.