MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2025/761 E., 2025/1005 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2023/210 E., 2025/3 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkilleri ile davalı arasında 04.10.2022 tarihinde bahçe niteliğindeki taşınmazın alımı konusunda yazılı sözleşme imzalandığını, bu sözleşme kapsamında davalıya farklı tarihlerde ve miktarlarda olmak üzere toplam 75.000 Euro ödeme yapıldığını, kalanının taşınmaz devrinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını ancak taşınmaz üzerinde birçok haciz, ipotek ve kamu haczinin bulunduğunu, bu nedenle davalı tarafından devir işleminin gerçekleştirilemediğini, taşınmazın devri gerçekleşmediği için davalıya ödenen 75.000 Euro'nun faizi ile birlikte aynen iadesi için takip başlatıldığını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 27.06.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle, dava tam ıslah edilerek alacak davasına dönüştürülmüş ve yabancı para cinsi alacağının dava tarihinde hesaplanan efektif satış kuru üzerinden belirlenen 2.355.245,15 TL'nin icra takibinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacılar ile müvekkili arasında 04.10.2022 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşmede davacıların ödeme yapması gereken tarihlerin yazılı olduğunu, davacıların edimlerini yerine getirmediğini, sadece toplamda 75.000 Euro ödeme yaptıklarını, sözleşmede belirtilen tarihlerde ödeme yapılsaydı borçlar ödeneceğinden taşınmazın tapu kaydında bulunan takyidatların kaldırılacağını, davacıların yabancı para üzerinden icra takibi yapmalarının ve dava açmalarının mümkün olmadığını, alacağının bulunmadığını, anılan sözleşmede belirtilen paranın zamanında ödemediğinden müvekkilinin zararının bulunduğunu, faiz talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddi ile haksız icra tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında taşınmazın satışına ilişkin olarak 04.10.2022 tarihli sözleşme akdedildiği, sözleşme kapsamında farklı tarihlerde ve miktarlarda davalı tarafa toplamda 75.000 Euro ödeme yapıldığı, sözleşme bedelinin 600.000 Euro olarak kararlaştırıldığının tarafların kabulünde ve çekişmesiz olduğu, taşınmaz satışına ilişkin yapılan harici taşınmaz satış sözleşmesi resmi şekilde yapılmadığından tapu iptal ve tescil yönüyle geçersiz olduğu, ancak tarafların sözleşmeye dayanarak verdiklerini isteyebilecekleri, davacı tarafça itirazın iptali talepli olarak açılan davanın tam ıslah ederek alacak davasına dönüştürüldüğü ve davalı yana ödenene 75.000 Euro'nun dava tarihinde hesaplanan efektif satış kuru üzerinden hesaplanan 2.355.245,15 TL'nin tahsiline karar verilmesi talep edilmiş ise de, eldeki dosyada ödemenin yabancı para cinsinde yapıldığı, davacı tarafça ödenen 75.000 Euro'nun faizi ile birlikte aynen iadesi için takip başlatıldığı ve eldeki davanın ödenen paranın aynen iadesine yönelik olduğunu beyan ettiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 23.01.2002 tarihli ve 15-15/19 Esas ve Karar sayılı ilamında ifade bulduğu üzere, yabancı para borçlusunun ifada temerrüde düşmesi hâlinde alacaklının seçim hakkını kullanıldıktan sonra artık bu haktan dönülmesinin mümkün olmadığı, bu kapsamda davacı dava dilekçesi ile 75.000 Euro ödenen bedelin aynen iadesine karar verilmesini talep ettiği ve bu haliyle seçimlik hakkını kullandığı, davacı tarafça dava dilekçesinde seçimlik hakkını kullanılarak döviz alacağının tahsiline yönelik seçtiği seçimlik hakkını ıslah yoluyla dahi olsa değiştiremeyeceği gerekçesiyle; davanın kabulüne, 75.000 Euro’nun dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi kapsamında devlet bankalarının Euro cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; alacağın varlığı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının en fazla ıslah tarihi itibariyle faiz talep edebileceğini, davacının talebi aşılarak yabancı para birimi üzerinde karar verildiğini, yabancı para birimi üzerinden sözleşme yapma yasağını dikkate alarak o gün müvekkiline elden teslim edilen paraları TL’ye dönüştürerek kabul ettiğini ve bu çerçevede hesabına işlediğini, müvekkiline yapılan ödemelerin TL karşılığının toplam 1.401.750,00 TL olduğunu, Mahkemece Euro'nun tevdi tarihlerindeki kur karşılığının tespit edilip iadesine karar verilmesi gerektiğini, davacı 75.000 Euro'nun TL üzerinden ödenmesini talep ettiği halde yabancı para birimi üzerinden karar verilmesinin yanlış olduğunu, sebepsiz zenginleşmeye dayalı olacak davalarında iyi niyetli şahıs elinde kalanı iade etmekle yükümlü olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, geçersiz taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklı ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca, borç ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ise borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödemesini isteyebilir. Dolayısıyla borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklıya tanınan seçimlik bir hak söz konusu olup, hakkın kullanılması bozucu yenilik doğurucu nitelikte olduğundan, talep hakkını kullanan alacaklının artık bu tercihinden dönmesi mümkün değildir.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; yabancı para borcunun ifasına ilişkin olarak davacının dava dilekçesiyle seçimlik hakkını kullandığı ve dava açılmasıyla davalının temerrüde düşürüldüğü anlaşılmakla davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.