MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/... E., 2025/1122 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/849 E., 2023/... K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl davada davacı- karşı dava ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya hukuk müşaviri olarak hizmet verdiğini, davacının üzerine düşen tüm görevleri layığı ile yerine getirdiğini, davalının hiç bir gerekçe göstermeden 29.01.2015 tarihinde müvekkilini azlettiğini, muhasebe kayıtlarında davalının davacıya 61.600,00 TL cari hesap borcu bulunduğunu, söz konusu borç nedeniyle icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu ileri sürerek; itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalı- karşı ve birleşen davada davacı vekili birleşen 2016/49 E sayılı davada ise; icra dosyasında her iki tarafın da tüzel kişi tacir olmasına ve müvekkilinin alacağının ticari işten kaynaklanmasına rağmen davalı avukatın ticari temerrüt faizi yerine adi temerrüt faizi talep etmesi nedeniyle müvekkili şirketin oluşan zararına karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL'nin karşı davalı avukattan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; azlin haklı nedene dayandığını, davacı avukatın vekillik görevini gereği gibi yerine getirmeyerek müvekkilini zarara uğrattığını, buna ilişkin karşı dava açtıklarını, davacının talebinin kabulü halinde ise karşı davada talep ettikleri alacakları nedeniyle takas defisi doğrultusunda alacağın sona erdirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiş, karşı davada; müvekkili şirketin dava dışı şirket aleyhine takip başlatmak üzere davacı/ karşı davalı avukatı vekil olarak tayin ettiğini ve avukat tarafından ... 4. İcra Müdürlüğünün 2009/... E sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, her iki tarafın tüzel kişi tacir olmasına ve karşı davacı şirketin alacağının ticari işten kaynaklanmasına rağmen, karşı davalı avukatın icra takibinde dava dışı şirketten ticari temerrüt faizi yerine adi temerrüt faizi talep ettiğini, bu sebeple müvekkili şirketin zarara uğradığını, takip sırasında dava dışı borçlu şirketin yapmış olduğu tasarrufun öğrenildiğini ve mal kaçırma niteliğinde olan işbu tasarrufun iptali için ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/380 E.sayılı dosyası ile davacı/ karşı davalı vekil aracılığıyla dava açıldığını, Mahkemenin davanın reddine yönelik verilen kararın davacı/karşı davalı avukat tarafından temyiz edilmediğini, müvekkili şirketin başka bir avukat marifetiyle temyiz yoluna gittiğini belirterek; asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne, şimdilik 100.000,00 TL zararın davacı/ karşı davalıdan tahsiline, asıl davada davacının haklı görülmesi durumunda kaşı davada talep ettikleri alacaklarından davacı avukatın alacağının mahsup edilerek sonlandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı avukatın hangi dönem itibariyle hizmet verdiğinin net olarak belirlenmesi akabinde dosyanın hesap için bilirkişiye verildiği ve bu yönde düzenlenen 10.10.2023 tarihli ek raporun hükme esas alındığı, azil tarihi itibariyle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi son bulacağından azil tarihine kadarki tahakkuk eden müşavirlik ücretlerinin talebinin mümkün olacağı, hükme esas alınan raporda 101.675,00 TL vekalet ücreti alacağı hesaplandığı ve 8.640,00 TL tahsilat dikkate alındığında bakiye alacağın 93.035,00 TL olduğunun tespit edildiği, icra takibinin ise 61.660,00 TL üzerinden başlatıldığı, karşı davada ise; her ne kadar karşı davacı takip kapsamında istenilen faiz oranının hatalı olmasından bahisle zarara uğradığını belirtmiş ise de, İcra Müdürlüğü tarafından yapılan hesap neticesinde reeskont faizi üzerinden ödeme yapıldığı, bu itibarla hem karşı dava hem de birleşen dava kapsamında karşı davacının zararının kalmadığı, icra dosyasında mevcut durumda tahsilat aşamasına kadar faiz oranının düzeltilmesinin mümkün olduğu gerekçesiyle; asıl dava yönünden davanın kabulüne, davalı karşı davacının ... 9. İcra müdürlüğünün 2015/2131 esas sayılı takibinde vaki itirazının iptali ile, takibin devamına, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya verilmesine, karşı dava ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, karara karşı asıl davada davalı- karşı ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı avukatın, davalı şirkete sözleşmenin düzenlendiği 25.03.2008 tarihinden azledildiği 29.01.2015 tarihine kadar hukuki müşavirlik hizmeti verdiği, azlin haklı olup olmadığı önem taşımaksızın azil tarihi itibariyle verilen müşavirlik hizmeti bitmiş iş kapsamında kalmakla davacı avukatın hukuki müşavirlik ücretine hak kazandığı, Mahkemece hükme esas alınan 10.10.2023 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; davalı şirketçe yapılan ödeme de gözetildiğinde davacı avukatın isteyebileceği müşavirlik ücreti alacağının 93.035,00 TL olduğu, davacı avukatın, dava dilekçesinde açıkça davalı firmadan olan cari hesaba bağlı kalan alacağının 61.660,00 TL olduğunu ifade etmekle davacı avukatın, davalı şirketten bu tutarda alacağının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, ancak İlk Derece Mahkemesince davacı avukatın itirazın iptali davası hakkında tesis edilen 18.12.2018 tarihli kararda davanın kısmen kabulü ile 59.960,00 TL üzerinden itirazın iptaline hükmedildiği, davacı avukatın, Mahkemenin önceki karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun, karşı davanın kabulüne ilişkin verilen karara yönelik istinaf istemiyle sınırlı olduğundan davalı şirket lehine bu tutar yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğu, davalı/karşı davacı şirket vekili, asıl dava yönünden takas mahsup talebinde bulunmakla karşı davaya konu alacak ve dolayısıyla takas mahsup talebinin yerinde olup olmadığı hususunda değerlendirme yapıldığı, icra takibi yapılır iken tercih hakkının yasal faiz yönünde kullanılması durumunda takip sırasında talep edilebilecek faiz oranı net belli olduğundan daha sonradan faiz oranının değiştirilemeyeceği, karşı davalı avukatın, vekil sıfatıyla açtığı icra takibinde tercih hakkını karşı davacı şirket adına adi yasal temerrüt faizinden yana kullanmakla artık karşı davacı/davalı şirketin, dava dışı borçlu şirketten avans faizi talep etme imkanı kalmadığı, her ne kadar dava dışı borçlu, avans faiz oranının esas alınması suretiyle yapılan dosya kapak borcu hesabına göre ödemede bulunmuşsa da sonradan icra dairesince dosya borcunun hesabında düşülen hata fark edilerek icra takibinde istenen adi kanuni temerrüd faizine göre hesaplama yapılıp alacaklı şirkete (karşı davacıya) reddiyat gerçekleştirildiği, hatta dava dışı borçlunun 283.728,15 TL tutarında fazladan ödeme yaptığı tespit edilerek bu tutarın nemalandırılmış haliyle takip borçlusuna iadesine karar verildiği, dolayısıyla borcun tahsilinin mümkün olduğu son işlemlerle de açıkça ortaya konulmuş bulunan icra takibinde davalı avukatın sadakat ve özen ödevini ihlal edip vekalet görevini gereği gibi yerine getirmeyerek müvekkili adına avans faiz yerine adi kanuni faiz istemekle karşı davacı şirket alacaklısı olduğu icra takibinin başlatıldığı 17.08.2009 tarihinden itibaren
avans faize göre işleyen faiz tutarı ile adi kanuni temerrüd faiz oranına göre işleyen faiz tutarı arasındaki fark kadar zarara uğradığı, 17.08.2009 tarihinden itirazın iptali davasına konu icra takip tarihi olan 24.03.2015 tarihine kadar davalı/karşı davacı şirketin yoksun kaldığı faiz farkından kaynaklı zararının 129.339,86 TL olduğu, buna göre davacı/karşı davalı avukatın, davalı şirket aleyhine hukuki müşavirlik ücreti alacağının tahsili için icra takibi başlattığı tarihte davalı/karşı davacı şirketin uğradığı zarardan kaynaklı tazminat alacağının davacı avukatın alacağın aştığı, dolayısıyla dava konusu icra takip tarihi itibariyle davacı avukatın değil, davalı/karşı davacı şirketin tazminattan kaynaklı olarak davacı avukattan alacaklı olduğu ve davacı avukatın başlattığı icra takibinde haklı olmadığı, asıl davada açılan karşı davada istenen tutar 100.000 ,00 TL olduğundan bu tutardan davacı/karşı davalı avukatın alacağının mahsubundan sonra kalan 40.040,00 TL'nin asıl davaya karşı açılan davada, 35.319,15 TL'nin ise birleşen davada davalı/karşı davacı şirket lehine hüküm altına alınması gerekeceği gerekçesiyle; davacı avukatın açtığı itirazın iptali davasının reddine, karşı davanın kısmen kabul kısmen reddine, 40.040,00 TL'nin davacı/karşı davalı avukattan alınarak davalı/karşı davacı şirkete verilmesine, birleşen davanın kısmen kabul kısmen reddine, 35.319,15 TL'nin davacı/karşı davalı avukattan alınarak davalı/karşı davacı şirkete verilmesine karar verilmiş, karara karşı; asıl davada davacı- karşı ve birleşen davada davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı- karşı ve birleşen davada davalı vekili; davalı şirketin bakiye faiz alacağını her zaman talep edebileceğini, ancak kendi kusurlu davranışı sonucu bakiye faiz alacağı talebinde bulunmadığını, icra dosyasında fazladan yapılan ödemeye ilişkin olarak ... 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2023/... Esas sayılı dosyasında istinaf yolu açık olmak üzere şikayetin reddine karar verilmesine rağmen söz konusu kararın istinaf dahi edilmediğini, faiz alacağının asıl alacağa bağlı olduğunu ve asıl alacak tahsil edilene kadar ayrı bir dava ile istenebileceğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl davada müşavirlik sözleşmesinden kaynaklı bakiye ücret alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, karşı ve birleşen davada avukatın kusurundan kaynaklı oluşan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, seçimlik ve yenilik doğuran bir hak olan faiz türünün sonradan değiştirilemeyeceği ve böylece davacı avukatın icra takibinde ticari temerrüt faizi yerine adi temerrüt faizi talep ederek davalı müvekkiline karşı özen yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle bundan doğan zarardan sorumlu olduğunun anlaşılmasına göre asıl davada davacı- karşı ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.