MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/... E., 2025/... K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 3. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2022/... E., 2024/521 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin, 25.08.2020 tarihinde davalı ... şirketinden ... marka aracı sıfır olarak 309.718,21 TL bedelle satın aldığını, alındıktan bir süre sonra aracın airbag ve emniyet kemeri arızası vermeye başladığını, müvekkilinin 10.05.2022 tarihinde ... servisine başvurduğunu, aracın serviste 2 gün kaldığını, arızanın giderildiği belirtilerek müvekkiline teslim edildiğini, 17.05.2022 tarihinde airbag ve kemer ikaz ışığı arızası nedeniyle yetkili servise yeniden müracaat edildiğini, bu aşamada aracın bir buçuk ay serviste kaldığını, elektronik kablo demetinin değiştirildiğini, bunun için aracın tüm iç döşemelerinin söküldüğünü, bu tamirat sonrası aracın takip mesafe ve radar arızası verdiğini ve araç iç ışıklarının yanmamaya başladığını, akabinde 04.07.2022 tarihinde takip mesafe ve radar arızası sebebiyle yetkili servise gidildiğini, takip radar ve fren kontaktörü arızası oluştuğu belirtilerek müvekkilinin bilgisi dışında fren kontaktörünün değiştirildiğini, bu işlemlerden sonra takip radar ve ona bağlı olan otomatik hız sabitleyicinin de devre dışı kaldığını, airbag ve kemer ikaz ışığı arızasının ise yanmaya devam ettiğini, bu arızanın tüm müdahalelere rağmen giderilemediğini, aracın 07.07.2022 tarihinde airbag ve emniyet kemeri arızası başta olmak üzere tekrardan servise götürüldüğünü, direksiyon sargı fişleri temizlenirse bu sefer arızanın giderileceğinden bahsedildiğini ve müvekkilinin onayı sonrası temizlendiğini, ancak sonrasında arıza ikaz ışıklarının yanmaya devam ettiğini, 15.07.2022 tarihinde müvekkilin 4. kez emniyet kemer ve airbag ikaz ışığı arızası için başvurduğunu, ancak yine çözüm bulunamadığını, aracın gizli ayıplı olduğunu, bunun için ... 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/124 D. İş dosyasıyla delil tespiti talep ettiklerini, yapılan bilirkişi incelemesiyle de ayıbın tespit edildiğini, müvekkilin garanti süresi içerisinde davalıya gönderdiği ihtarnameyle aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesini talep ettiğini, ancak cevap alamadığını, araçta yapılan işlemlerden dolayı değer kaybı oluştuğunu ileri sürerek; satılanın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili; dava konusu aracın trafiğe çıktığı tarihten, dava tarihine kadar 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacı tarafça müvekkil şirkete usulüne uygun bildirim yapılmadığını, dava konusu araçta halihazırda herhangi bir problem olmadığını, davacının ücretsiz onarım hakkını kullanması nedeniyle başkaca bir talepte bulunamayacağını, kabul anlamına gelmemekle araçtaki arızanın, koltuk tesisatının değiştirilmesi suretiyle garanti kapsamında parça değişimiyle onarılabileceğini, ancak davacının onarım teklifini reddettiğini, davacının müvekkili şirkete onarım hakkını kullandırmaması nedeniyle satılanın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep edemeyeceğini, davacının taleplerinin kabulü halinde taraflar arasındaki hak ve menfaat dengesinin bozulacağını, dava konusu araçta arıza nedeniyle oluşan bir değer kaybının bulunmadığını, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi durumunda aracın kullanımından doğan değer kaybının araştırılarak müvekkiline ödenmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili; dava konusu araçta ayıp bulunmadığını, davacının ücretsiz onarım seçimlik hakkını tüketmiş olduğunu, aracın müvekkili servise en son 15.07.2022 tarihinde getirildiğini, servisin gerekli tüm incelemeleri yaptığını ve diğer davalı distribütör ... firması uzmanları ile birlikte aracın koltuk tesisatının değişmesiyle söz konusu şikayetin çözüleceğinin tespit edildiğini, ancak davacının onarım işlemine onay vermemesi nedeniyle onarım yapılamadığını, kabul manasına gelmemek kaydıyla aracın ayıplı olduğu kanaatinde olunması durumunda dahi ayıbın niteliği gözetildiğinde davacının aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebinin tarafların hak ve menfaatleri arasında aşırı bir dengesizliğe neden olacağını, iddia olunan arızanın aracın ayıp misli ile değişimini gerektirmediğini, davacının talebinin kabulü halinde araçtan elde ettiği faydaların mahsubunun gerektiğini, müvekkil şirketin yetkili servis ve bayii olduğunu, üretici olmadığını, üretimden kaynaklanan bir arıza olsa dahi bu konuda sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davaya konu araçtaki ayıbın üretim hatasından kaynaklandığı ve gizli ayıp olduğu, 6502 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde, ayıbın ağır kusur veya hileyle gizlenmesi durumunda zamanaşımı hükümlerinin uygulamayacağının düzenlendiğini, anılan madde uyarınca söz konusu davada zamanaşımı işlemeyeceğinden, davalıların zamanaşımı defilerinin yerinde olmadığı, malın ayıpsız değeri, ayıbın önem ve mahiyeti, davacının dava konusu araca ilişkin faydalanma süresi, aracın 5 sefer servise götürülmesine rağmen onarılamaması hususları hep birlikte gözetildiğinde, Yargıtay uygulamasında kabul gören hakkaniyet ve orantılılık ilkeleri uyarınca, ayıpsız misli ile değiştirilmesi seçeneğinin Türk Medeni Kanunu'nun 2. ve Türk Borçlar Kanunu'nun 227/3. maddeleri uyarınca hakkaniyete ve taraflar arasındaki hak ve menfaat dengesine uygun düşeceği, aracın daha önce kazaya karışmadığı anlaşıldığından herhangi bir değer kaybı bedeline hükmedilmeyeceği gerekçesiyle; davanın kabulüne, davacı tarafından satın alınan aracın, tüm borçlarından arındırılarak davalılara iadesine, davalılar tarafından aynı özelliklere sahip aracın ayıpsız misli ile değiştirilerek davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalıların vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu otomobilin üretimden kaynaklanan ayıplı olduğunun tüm dosya kapsamı ve bilirkişi heyet raporu ile tespit edildiği, bilirkişi heyet raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, tüketicinin sıfır km olarak satın aldığı otomobilde, üretimden kaynaklı olduğu anlaşılan ayıplara katlanmak zorunda olmadığı, orantılılık ilkeleri uyarınca ayıpsız misli ile değiştirilmesi seçeneğinin Türk Medeni Kanunu'nun 2. ve Türk Borçlar Kanunu'nun 227/3. maddeleri uyarınca hakkaniyete ve taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesine uygun düştüğü gerekçesiyle, davalıların vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalıların vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... vekili; Mahkemece, zamanaşımı ve bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmediğine dair itirazlarının değerlendirilmediğini, hükme esas alınan raporunun denetime elverişli olmadığını, teknik üniversitelerin otomotiv ana bilim dalı öğretim üyelerinden bilirkişi heyeti oluşturularak itirazlarını karşılar rapor alınmadan karar verildiğini, bilirkişi ek raporunda, aracın onarım bedelinin ve onarımı gereken parçaların hatalı tespit edildiğini, aracın 15.07.2022 tarihli 3. servis girişinde davacıya onarım teklif edilmiş olmasına rağmen, davacı tarafından onarımın kabul edilmemesi nedeniyle işlem yapılamadığını, bilirkişilerin kullandığı test cihazının standartlara uygun olmadığını, araçta ortaya çıkan arıza kodunun değerlendirmesinin nasıl yapıldığı, arızanın ne zaman ortaya çıktığı ve detayı hakkında hiçbir tespit yapılmadığını, salt cihaz ile tarama yapılmasının araçtaki problemin nedeni hakkında kesin bilgi veremeyeceğini, kaldı ki bilirkişilerce kullanılan cihazın dava konusu araç modeline uygun olmadığını, kullanıma dayalı değer kaybı hesaplaması talepleri konusunda hiçbir inceleme yapılmadığını, kabul manasına gelmemekle birlikte bir an için dava konusu aracın ayıplı olduğu varsayılsa dahi, dava konusu araçta kullanımı ve faydalanmayı etkileyen bir problem bulunmadığından, malın ayıpsız misliyle değişimine karar verilmesinin orantılılık ilkesine ve hakkaniyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, davacının müvekkili şirkete daha evvel onarım yapma imkanı tanımamış olması nedeniyle misli ile değişim talebinde bulunamayacağını, dava konusu aracın 13.392,08 TL'ye onarılabileceği ve aracın güncel bedeli dikkate alındığında aracın güncel onarım tutarının oldukça düşük olduğunu, her ne kadar misli ile değişim yönünde karar kurulması hatalı ise de kullanıma dayalı değer kaybının hesaplanması ve müvekkil şirkete iadesinin gerektiğini, Mahkemece misli ile değiştirme hükmünün hangi davalı tarafça uygulanacağının açıkça belirlenmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili; Mahkemece, zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, aracın onarım bedelinin hatalı tespit edildiğini, incelemede kullanılan cihazın kalibrasyonunun en son ne zaman yapıldığının, hangi sürüme uygun olduğunun yahut dava konusu araç için yeterli nitelikte olup olmadığının belirsiz olduğunu, bilirkişi incelemesinde kullanılan diagnoz cihazının standarda uygun olup olmaması bir yana araç modelinin cihaza yanlış girildiğini, yetkili servis tarafından koltuk tesisatının değiştirilmesi gerektiğinin davacıya iletilmesine ve davacının onarımı yaptırmadığının ifade edilmesine karşın, arızanın giderilmediği kanaatine varılmasının haksız olduğunu, dava konusu araçta ayıp bulunmadığını, cihazda teslim anında var olmayan ve ayıp niteliğinde bulunmayan sonradan ortaya çıkan arızaların ayıp kavramı kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğini, davacının, arızanın onarım yoluyla giderilmesi yönünden seçimlik haklarını tükettiğini, aracın ayıpsız misli ile değişiminin taraflar arasındaki hak ve nesafet dengesini bozduğunu, parça değişimi ile onarımı tamamlanabilecek bir arıza için malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla misli ile değişim kararının yerinde bulunması halinde, davacının araçtan elde ettiği faydaların mahsubunun gerektiğini, müvekkilinin diğer davalı şirketin yetkili servisi olduğunu, aracın üretim aşamasında meydana gelmiş olabilecek bir hatayı bilmesi veya bilebilecek durumda olmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin aracın üretimden kaynaklanan bir arızadan sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı tüketicinin sıfır kilometre olarak satın aldığı aracın ayıplı olduğu iddiasıyla ayıpsız misliyle değiştirilmesi istemine ilişkindir.
Temyiz olunan kararın dayandığı bilgi ve belgelere, araçtaki arzanın üretimden kaynaklı gizli ayıplı olduğunun bilirkişi raporları ile tespit edildiği, bilirkişi raporunun taraf, Mahkeme, Yargıtay denetimine açık ve itirazları karşılar nitelikte olduğu, sürüş güvenliği açısından sürücüde oluşacak tereddüt ve emniyetli sürüşe yönelik kaybolmuş güven duygusu ile işbu aracı kullanmasının tüketiciden beklenilemeyeceği, birden fazla defa ücretsiz onarım hakkının kullanılmasına rağmen araçtaki ayıbın giderilemediği, mevcut ayıp nedeniyle ağır kusurlu olan davalıların zamanaşımı süresinden yararlanamayacakları, her onarımdan sonra aracın arızalanarak tekrar onarımının yaptırılmasının, sıfır kilometre araçtan beklenilen faydayı ortadan kaldıran nitelikte bir durum olduğu, davacının seçimlik hakkını misli ile değişim şeklinde kullanmasının hakkaniyete ve taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesine de uygun olduğu, aracın kullanım bedelinin mahsubu talebinin Tüketici Kanunu'nun özü ve ruhuna aykırı olduğunun anlaşılmakla, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz eden davalılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.