MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/... E., 2024/2351 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : .... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/... E., 2024/282 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
24.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı asil ve vekili Avukat ...ile davalı vekili Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlendikten sonra; işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin yaklaşık 34 yıldır serbest muhasebeci olarak faaliyet gösterdiğini, davalı ile 01.01.2018 tarihinde serbest muhasebeci mali müşavirlik faaliyetini yürütmek üzere şifahi olarak ve davalının 1/3 pay sahibi olduğu adi ortaklık sözleşmesi kurulduğunu, davalının ortaklıktan doğan sadakat ve özen yükümlülüklerini ihlal ederek, müvekkilinin müşterileriyle sosyal medya ve telefon aracılığıyla iletişime geçip ortaklık aleyhine menfaat sağladığını, müşteri portföyünü haksız şekilde kendi üzerine geçirdiğini, ortaklığa ait gelirleri gizlediği gibi giderlere de katılmadığını, ayrıca ortaklığa ait harddiski alması nedeniyle de güven ilişkisinin tamamen ortadan kalktığını, bu nedenlerle sözleşmenin 05.05.2022 tarihinde davalı tarafından fiilen sona erdirildiğini, ancak usulüne uygun bir fesih bildirimi yapılmadığını, davalının, müvekkilinin toplam 220 müşterisinden, payına düşen 73 müşteri yerine haksız ve yanıltıcı davranışlarla 107 müşteriyi bünyesine kattığını, müvekkilinin iyi niyetle ortaklık döneminde edinilen mükelleflerin yarısını teklif etmesine rağmen davalının müvekkilin ticari itibarını zedeleyici davranışlarda bulunmaya devam ettiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 500,00 TL maddi ve 80.000,00TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, tazminat taleplerinin de zamanaşımına uğradığını, 01.01.2008 tarihinde %33 hisse ile kurulan ortaklığın karşılıklı anlaşılarak 05.05.2022 tarihinde sona erdiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların potansiyel vergi mükellefi oldukları ve tacir sıfatını taşımadıkları, dolayısıyla ortada nispi bir ticari dava bulunmadığı, bu nedenle davalının görev itirazlarının yerinde olmadığı, taraflar arasında SMMM ofisi işletilmesi amacı ile 1/3 payla (1'i davalıya, 2'si davacıya ait olmak üzere) belirsiz süreli adi ortaklık tesis edildiği, taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin sürüdürülmesi artık mümkün olmadığından tarafların karşılıklı talebi doğrultusunda adi ortaklığın fesih ve tasfiyesinin gerçekleşmiş olduğu, ancak tasfiyeye yönelik anlaşmada uyuşamadıkları, tarafların öncesinde bir tasfiye memuru atamadığı gibi hâkimin tasfiyeye müdahalesini de istemediği, hâkimin tasfiyeye müdahalesinin istenmesi halinde de benzer bir sonuca varılacağı, mevcut tasfiyede herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, müşterilere tercihlerini sormanın makul kabul edilebileceği ama davacının buna yanaşmadığı, davacının ortaklığa emeğini getirmediği, emeğini getiren tarafın sadece davalı olduğu, davacının ise davalının emeği üzerinden elde edilen gelir sayesinde ortaklığın giderlerini ödediği, davacının tek işlevinin ortaklık öncesindeki müşteriler üzerinden ortaklığın tesisini sağlamak olduğu, öncesinde sahip olduğu müşterilerini ortaklığa getiren davacının tasfiye sonucunda ortaklığa getirdiği müşterilerini olduğu gibi geri alamayacağı, ortaklık sürecinde kazanılan müşterilerin 1/3'ünün ise zaten davalının payına denk geldiği, davacının ise dava dilekçesiyle kabul edildiği üzere 1/2'lik paylaşıma razı olduğu, davalının kendi iş yerine katmış olduğu çalışan ve müşteri sayısının 1/2'yi aşmadığı, dava dilekçesiyle de kabul edildiği şekilde 220 müşterinin sadece 107'sinin davalı tarafta kaldığı, bunların da kendi rıza ve tercihleriyle davalının müşterisi olduğu, ortaklığa taraflarca getirilen emeğin dengesizliği nazara alındığında, davalının emeği üzerinden yürüyen ortaklığın sona ermesi halinde müşterilerin bu şekilde bir eğilim göstermesinin de beklenilebilir olduğu, davacının bu konuda dava dilekçesiyle "iyi niyetli" olduğu belirtilen yaklaşımının (davacının 1/2 paylaşım teklifi) bu emek dengesizliğini aşabilmek adına esasen gerekli olduğu, dolayısıyla davacının maddi veya manevi herhangi bir zarara uğradığını ispatlayamadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, başvurunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; tasfiye sürecinde tarafların anlaşamadığı hususunun dosya kapsamından açıkça anlaşılmakta olduğunu, kâr paylarındaki haksızlıklar, müşteri paylaşımındaki dengesizlikler, son 4 aya ilişkin gelirlerin gizlenmesi, kira, SGK ve diğer giderlerin karşılanmaması ile yüksek getirili müşterilerin davalı tarafından etik dışı şekilde yönlendirilerek alınmasına ilişkin somut itirazlarının Derece Mahkemelerince dikkate alınmadığını, ek bilirkişi raporu alınmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, tanık beyanları ile yemin ve isticvap taleplerinin değerlendirilmediğini, davalının tasfiye gerçekleşmeden müvekkilinin rızası dışında müşterileri arayarak yönlendirdiğini, davalının ortaklığa ait verileri içeren harddiski götürmesine rağmen sonradan sahte olduğu değerlendirilen bir fatura ile Mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, bu durumun hem vergi hukuku hem de kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuat açısından hukuka aykırılık teşkil ettiği yönündeki itirazlarının da incelenmediğini, müvekkilinin işinin başında olmadığına dair hiçbir delil bulunmadığı gibi salt davalının daha görünür olmasının daha fazla emek sarf ettiği anlamına gelmeyeceğini, müvekkilinin yıllara sari emeği ile oluşturduğu müşteri portföyünün haksız şekilde elinden alınmasının hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, adi ortaklığın feshinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, tarafların karşılıklı iradeleri doğrultusunda adi ortaklığın fesih edilmesine, ortaklık konusunu oluşturan müşteri portföyü bakımından mükelleflerin diledikleri tarafla çalışma özgürlüğüne sahip bulunmasına, bu kapsamda taraflar arasında uyuşmazlık konusu yapılan hususların, yemin delili ile ispatını gerektirir nitelikte olmamasına, mevcut delil durumu itibarıyla ayrıca yemin teklifine başvurulmasını gerektiren bir vakıanın bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.