MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/... E., 2025/1925 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 28. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/... E., 2023/255 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının yurtdışında yaşadığını, babasının mal varlığı ve mirasından habersiz olduğunu, muris ...'in aktif çalışma yaşamında müteahhitlik, emlak ve araç komisyonculuğu işleri yaptığını, yaşamının son döneminde yıllarca sağlık sorunlarıyla uğraştığını, son olarak da 2017 yılından ölümüne kadar yatalak durumda olduğunu, murisin hayatının son yıllarında yatalak olduğu gibi hastalıklarının etkisi ile temyiz kudretini önce kısmen sonrasında tamamen kaybettiğini, vefattan sonra davacının murisinin mal varlığı ile ilgili araştırmalar başlattığını ve önce bazı mal varlıklarının muvazaa ve benzeri yollara kaçırıldığını gördüğünü, bunlara ilişkin dava da açtığını ayrıca murisinin özel durumu nedeni ile ticari faaliyette bulunmadığını, zaten yapmadığı ticaret ve alışverişler sebebi ile elden alınan paralardan bahsedilerek ilgili hileli borçlar yaratıldığını gördüğünü, bu kapsamda davalılardan ... tarafından ... 26. İcra Müdürlüğünün 2021/... E sayılı dosyası ile borcun sebebi "cari hesap bakiyesi" olarak gösterilen bir takip başlatıldığını, takip dayanağına bakıldığında hiç bir işlem içermeyen eski tarihli, imzasız hukuki değeri olmayan bir ekstre eklendiğinin görüldüğünü, davalının hiç bir ticari faaliyeti olmadığını, son yıllarını hastanede ve bakım evlerinde geçirdiği dikkate alındığında gerçek bir borcun olmadığını, hileli bir takibin yapıldığının anlaşıldığını, diğer davalı ... tarafından ise ... 18. İcra Müdürlüğünün 2021/... E sayılı icra dosyası borcun sebebi "elden verilen 140.000.-TL" olarak gösterilen 181.355.62 TL bir takip başlatıldığını, tebligat incelendiğinde ...'in hastanede olduğunun derc edildiğinin anlaşıldığını, iş bu takip için de aynı şeyin geçerli olduğunu, davacının murisinin elden para almadığını ve sağlığının da buna uygun olmadığını, bu alacağın da uydurulmuş bir alacak olduğunu, alacağın varlığını HMK'ye uygun kanıtlarla ispatın da davalılara ait olduğunu, "Elden borç alınması" beyanı yeterli olmadığı gibi neye ilişkin olduğu ve öncesinde işlemlerinde yer almadığı uydurma bir "cari hesap bakiyesi" açıklamasının ispat için yeterli olmadığını ileri sürerek; davacının davalı ...'ya açısından ... 26. İcra Müdürlüğünün 2021/... E sayılı dosyasında, davalı ... açısından ... 18. İcra Müdürlüğünün 2021/... E sayılı dosyasında, dosyanın tüm tutarı ve fer'ileri açısından borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, davalı alacaklıların takibi kötü niyetli yapmış olması dikkate alınarak kötü niyet tazminatına mahkumiyetlerine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili; menfi tespit davasında hak sahibinin müteveffa ... olduğunu, davacı ve kardeşlerinin ise mirasçıları olduğunu, elbirliği ile mülkiyete konu tereke hakkında tek bir mirasçı ile dava açılması mümkün olmayıp taraf teşkilinin sağlanmadığını, davacı tek başına taraf ve dava ehliyetine sahip olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, birbirinden bağımsız iki alacaklıya ait konusu farklı iki icra takibine karşı açılan menfi tespit davasının tek davaya konu olmasının mümkün olmadığını, davaların tefriki gerektiğini, zira diğer alacaklı ve alacak konusunun taraflarınca bilinmediğini, davalının senelerdir müvetaffa babasından uzakta yaşamakta olduğunu ve zaruri ihtiyaçlarıyla dahi ilgilenmediğini, dolayısıyla müteveffanın işlerini takip edip etmediğini bilmemesinin normal olduğunu, müvekkili tarafından ticari iş ve işlemler için mütevaffaya devamlı olarak paralar verildiğini ve geri ödeme gücü olmaması sonrası icra takibine geçildiğini, bu husus tanık beyanlarıyla da ispatlanabileceğini, icra ödeme emri, satış emirleri, kıymet takdirleri gibi birçok tebligatın mütevaffaya tebliğ edilmesine ve müteveffa ile müvekkili arasında defaalarca kez telefonla görüşmeler yapılmış olmasına rağmen, müteveffa tarafından sözlü ve yazılı hiçbir itirazda bulunulmadığını, uzun süredir yurtdışında olmasına rağmen babasının hiçbir borcu bulunmadığını iddia eden mirasçının iddiasını ispatlaması gerektiğini, müvekkilinin icra inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesinin hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ...; takipte belirtildiği gibi elden para alındığını ve muris borca itiraz etmediği için bu borcun kesinleştiğini, söz konusu borcun 2017 yılının borcu olduğunu, davacının babasının 2019 yılında hastanede olmasının konu ile alakalı olmadığını, davacının iddiaları gerçek olmadığı gibi, ciddi de olmadığını, akli dengesi ile ilgili ciddiyetsiz iddiaların doğru olmadığını, davacının iddialarını belgeyle ispatlaması gerektiğini, davacının herhangi bir kanıtı olmadığı gibi kanıttan da bahsetmediğini, para borcuna ilişkin iddialara karşı tanık öne sürülemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının mirasçı sıfatı ile icra takibine konu borçtan dolayı müteselsil sorumlu konumunda bulunduğundan eldeki davayı tek başına açma hakkına sahip olduğu, eldeki davada, davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması nedeniyle davacının davalılara karşı tek dilekçe ile dava açabileceği, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu ve alacaklı hukuki ilişkinin varlığını kanıtlamak durumunda olduğunu, icra takiplerinde belirtilen borç sebeplerine nazaran davalı alacaklılar ile muris arasındaki ilişki bir hukuki işlemden kaynaklandığından davalı alacaklıların alacak iddiasının ispatı bakımından senetle ispat mecburiyeti altında olduğu, davalı ... bakımından bu kapsamda yapılan değerlendirmede, davalının icra takibine yahut mahkeme dosyasına herhangi bir delil / belge getirmediği, icra takibinde borcun sebebinin "elden verilen para" olarak açıklandığı, takibe konu edilen alacağın miktarı itibari ile söz konusu alacağın tanık ile ispatlanmasının mümkün olmadığı, davalı tarafça yemin deliline de dayanılmadığı, davalının alacağını ispat edemediği ve davacının menfi tespit talebinin haklı olduğu, davalı ... bakımından yapılan değerlendirmede ise, icra takibinde borcun sebebinin "cari hesaptan kaynaklı alacak" olarak açıklanmasına rağmen davalının icra takibine yahut mahkeme dosyasına herhangi bir delil / belge getirmediği, durumun icra müdürlüğünden sorulması üzerine verilen cevabi yazıdan da takibe dayanak belge bulunmadığının bildirildiği, bunun yanında davalı vekilince duruşmada verilen beyanda dava konusu borcun davacının murisi adına çekilen krediden kaynaklandığı belirtilerek iddianın değiştirildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 141. maddesinde yer alan "Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez" şeklindeki emredici kural sebebi ile davalının alacağın sebebi konusunda böyle bir değişiklik yapmasının mümkün olmadığı, yine davalı vekilince duruşmada, dayanak belgelerin eski tarihli olmalarından dolayı ulaşmakta zorluk yaşanması sebebi ile dayanak belgelerin sunulması için ek süre talep edildiği, ancak bu talebin de HMK 139. maddesindeki emredici kurallar sebebi ile kabulünün mümkün olmadığı, takibe konu edilen alacağın miktarı itibari ile söz konusu alacağın tanık ile ispatlanmasının mümkün olmadığı, davalının alacağını ispat edemediği ve davacının menfi tespit talebinin haklı olduğu, davalı ...'nın yemin deliline dayandığı, somut olayda davalı tarafın ispat etmek durumunda olduğu borç ilişkisinin davalı ile muris arasında cereyan ettiği, davacının bu ilişkinin tarafı olmadığı gibi eldeki davada da esasen yurtdışında yaşamakta olup murisin mal varlığı ve mirasından habersiz olduğunu ileri sürdüğü açık olduğundan "Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır" durumunun eldeki dava bakımından geçerli olmadığı belirlendiği ve bu sebeple davalı tarafa yemin delili hatırlatılmadığı, alacaklıların alacağını ispat edememesi durumunun kötü niyeti göstermediği gerekçesiyle davanın kabulüyle; ... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı dosyasında davacının davalı ...'ya borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine; ... 18. İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı dosyasında davacının davalı ...'a borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili; davaya konu icra takibinin müteveffa aleyhine başlatıldığını, müteveffanın hastane giderlerini karşılayamaması sebebiyle müvekkilinden elden aldığı borçları konu edinen icra takibi olduğunu, borçlu tarafından borcun varlığının ve kaynağının bilinip kabul edildiğini, borçlunun tacir olmaması sebebiyle noterce onaylanan defteri de bulunmadığını, bu sebeple dava dilekçesinde belirtilen adi belge niteliğinde olduğu iddia edilen cari hesap ekstresinin başka türlü olmasının taraflardan beklenemeyeceğini, borçlu müteveffanın vefat etmeden önce maddi ve manevi olarak ağır tedaviler gördüğünü, yurt dışında ikamet etmekte olan çocuğu davacıdan yeterince destek alamadığını defaatle müvekkiline ilettiğini ve her seferinde sağlık giderleri için müvekkilinden destek istediğini, müvekkilinin borçlu müteveffaya verdiği borçların kaynağının sağlık giderleri olduğunu, müvekkilinin bazı hallerde müteveffaya destek olabilmek için kredi çektiğini ancak yine komşusu olması sebebiyle bu borçları müteveffaya elden teslim ettiğini, borçlu müteveffanın müvekkilini arayarak banka hesaplarındaki nakit paralara ihtiyacı olduğunu ve ... ilinde olan ve parası olmaması sebebiyle inşaat halinde kalan taşınmazının borçlarına karşılık icra kanalıyla satılmasına muvafakat gösterdiğini tanıklar huzurunda beyan etmesi üzerine müvekkili tarafından icra dosyasının tüm harçları ödenerek borçlunun banka hesapları üzerindeki hacizlerin kaldırıldığını ve taşınmazın satışına geçildiğini, tüm süreçte borçlu müteveffanın maddi ve manevi anlamda yanında olan müvekkilinin ilk hatasının müteveffanın can sağlığı ile meşgulken kendisinden senet istememiş olması olduğunu, borç ilişkisinin müteveffa ile müvekkili arasında olduğunu, borçlu müteveffanın borcunu kabul ettiğini, davacının ise borç ilişkisinin tarafı olmadığını, müvekkili ile borçlu müteveffa arasında var olan tüm ilişki ve anlaşmaların tanıklarının da mahkemece dinlenmediğini, yerel mahkemece borcun varlığının ispatı için sadece yazılı delil kabul edileceğinden bahisle hüküm kurulduğunu, diğer davalı ile tarafları arasında hiçbir maddi ve hukuki bağlantı olmamasına rağmen davaların birleştirilmesinin usul yönünden hatalı karar tesis edilmesine sebep olduğunu, hukuken ayrı sebeplere bağlı iki alacağın tek davaya konu edilmesinin mümkün olamayacağını, davacının borç ilişkisinin tarafı olmadığının kabulüyle yemin teklif olunmamasının ancak davacının borç ilişkisinin tarafı olarak kabulü ile senetle ispat kuralının davada beklenilmesi ve ispat yükünün davalı müvekkiline bırakılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, muris aleyhine başlatılan icra takibi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.
1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle dava konusu alacağın miktarı dikkate alındığında alacağın senetle ispat edilmediğinin anlaşılmasına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Davalı ... cevap dilekçesinde iddiaların ispatı için gösterdiği deliller arasında, yemin deliline de dayanılmıştır. Her ne kadar ilk derece mahkemesince, yeminin tarafın kendinden kaynaklı bir vakıanın ispatında kullanılacağı, vakıanın tarafı olmayan mirasçıya yemin teklifi yapılamayacağı gerekçesiyle davalı ...'ya yemin hakkı hatırlatılmamışsa da; davalının davacı mirasçıya iddiasını ispat için yemin yöneltme hakkı vardır. Mahkemece, davalının yemin yöneltme hakkı bulunduğu hatırlatılarak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi Kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1. maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının 2. bentte açıklanan nedenle aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davalı ... yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı ...'ya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.