MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/... E., 2025/1206 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi
SAYISI : 2025/... E., 2025/136 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerinin müşterek çocukları, gelini ve torunlarının tatil yapmak için gittikleri ... Otelde konakladıkları sırada 21.01.2025 tarihinde gece saatlerinde çıkan büyük yangın sonucunda hayatlarını kaybettiklerini, müvekkillerinin vefat eden tüm alt soyunun yangından kaçma fırsatı olmadığını, hiçbir kusurları olmaksızın otelde mahsur kalarak feci şekilde hayatlarının son bulduğunu, otelde çıkan yangında davalıların ve diğer sorumlu/kusurlu kişilerin gerekli önlemleri almayarak, zamanında müdahale edilmesinin önünde durarak müvekkillerinin alt soyu ile birlikte birçok kişinin ölümüne sebebiyet verdiklerini ve %100 kusurlu olduklarını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, davacı baba ... için şimdilik 450.000,00 TL, davacı anne ... için şimdilik 450.000,00 TL olmak üzere toplamda 900.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizleri ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; dava ön şartı arabuluculuk başvurusu mevcut olmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davanın tüm müvekkilleri yönünden esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın açılış tarihinden önce zorunlu arabuluculuk işlemlerinin tamamlanmadığı ve kanunda belirtilen ve dava şartı mahiyetindeki bu usulün tamamlanmadan dava ikame edildiği, kanunda öngörülen zorunlu arabuluculuk başvuru işlemini tamamlamadan eldeki davanın ikame edilmiş olunduğunun anlaşıldığı 7251 sayılı Kanunun 59. maddesi hükmünün 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe girdiği dikkate alınarak, 6352 sayılı Kanununu 18/A-2 Maddesi ve 6502 sayılı Kanunun 73/A maddesi düzenlemesi gereği, işbu davanın arabulucuya başvurulmadan açıldığı ve kanunda sınırlı olarak sayılan arabuluculuk müessesesine başvuru şartının aranmadığı istisnai davalardan olmadığı, arabulucuya başvuru şartı mahiyeti gereği sonradan tamamlanamayan özel dava şartlarından olduğundan davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; davacıların davalılara karşı ikame ettikleri tazminat davası, davalı otel ile müteveffa arasındaki konaklama için yapılan sözleşmeye dayanmakta olup, davalı satıcı/sağlayıcı, müteveffa ise tüketici konumunda bulunduğu, davacılar da bu ilişkiye dayalı tazminat talebinde bulunmakla, davaya bakmakla görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu, davacı tarafından Mahkemece davanın Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verildiğinin tebliğ edildiği 17/05/2025 tarihinden önce arabulucuya başvurulmuş ise de son tutanak tarihi itibariyle davanın görevli Tüketici Mahkemesi sıfatıyla görülmeye başlandığı 26/05/2025 tarihinden önce arabulucuya başvuru şartınının yerine getirilmediği anlaşılmakla, mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesinde netice itibariyle isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; uyuşmazlıkta Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, müvekkillerinin sözleşmenin tarafı olmadığı gibi sözleşmeye dair bir istemde bulunmadıklarını, haksız fiil nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin davada yetkili mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, görevsizlik kararı akabinde arabuluculuk başvurusu yapılarak arabuluculuk tutanağının ibraz edildiğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ayıplı hizmet nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
1. Somut olayda davacıların ayıplı hizmet nedeniyle tazminat talep ettikleri, taraflar arasındaki ilişkinin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (6502 sayılı Kanun) kapsamında kaldığı, 6502 sayılı yasanın 73. maddesi gereğince davaya bakmaya Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından, davacılar vekilinin mahkemenin görevine ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 115. maddesinin 3.maddesi; “(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. (3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.” şeklindedir.
6502 sayılı Kanuna eklenen 73. maddesinin A bendinde de; “(1) Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Şu kadar ki, aşağıda belirtilen hususlarda dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz: a) Tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar b) Tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar c) 73 üncü maddenin altıncı fıkrasında belirtilen davalar ç) 74 üncü maddede belirtilen davalar d) Tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar (2) 07.06.2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin onbirinci fıkrası tüketici aleyhine uygulanmaz.” şeklindedir.
6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesinde; “(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
3.Eldeki davanın, 11.02.2025 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesine açıldığı, mahkemece 12.05.2025 tarihli ara kararla davaya Tüketici Mahkemesi sıfatı ile bakılmasına karar verildiği, ara kararın ve arabuluculuk son tutanağın sunulması için 1 haftalık süre verilmesine dair ara kararın davacılar vekiline 17.05.2025 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafça 16.05.2025 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğu, 27.05.2025 tarihinde arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği ve mahkemece dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece davaya Tüketici Mahkemesi sıfatı ile bakılmasına karar verildiği, akabinde davacı tarafça arabuluculuk sürecinin başlatıldığı, eksikliğin giderildiği ve görevli mahkeme olan tüketici mahkemesinde esasa girilmeden önce arabuluculuk işleminin tamamlandığı, böylece usul ekonomisi gözetildiğinde dava şartının yerine getirildiği kabul edilip işin esasına girilerek hasıl olacak sonucu göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacılar yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.