MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1125 E., 2025/1086 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kozan 2. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi
SAYISI : 2019/729 E., 2022/161 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 20.07.2012 tarihli harici sözleşme ile davalı şirketten Adana İli Kozan İlçesi ... Mahallesi 5 25... parsel A blok zemin kat doğu cephe 132 m² yüzölçümlü daireyi 88.000,00 TL bedel ile satın aldığını, diğer davalı ...'ın da sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını, 80.400,00 TL'nin davalı şirkete ödendiğini, davalı şirketin dava konusu daireyi 31.12.2013 tarihine kadar teslim etmeyi taahhüt etmesine rağmen dava tarihine kadar teslimin gerçekleşmediğini, müvekkilinin 5 yıl 10... gün kira kaybı olduğunu ileri sürerek; davalı şirket adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, bu talebin kabul edilmemesi halinde dava konusu taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedelinin, şimdilik 80.400,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, bu talepleri de kabul edilmez ise; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, ödenen 80.400,00 TL'nin ve şimdilik 10.000.00 TL kira kaybının dava tarihinden itibaren faizi birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili; tapu iptal ve tescili yönünden müvekkilinin taraf ehliyeti olmadığını, dava şartı olan arabuluculuk işlemlerini yerine getirilmediğini, davanın zamanaşımına uğradığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na (6098 sayılı Kanun) göre, kefilin yükümlülükleri açık ve net bir şekilde belirtilmiş olması gerektiğini, aksi halde kefalet sözleşmesinde kefilin taahhüdünün geçerli olmayacağını, bahse konu sözleşmede müvekkilinin hangi hususlarda kime karşı kefil olduğunun dahi belli olmadığını, kefaletin geçersiz olduğunu, dava konusu taşınmazın 31.12.2013 tarihinden önce tamamlanarak fiilen zilyetliğinin davacıya teslim edildiğini, davacının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde, dava konusu taşınmazda ise dava dışı bacanağının ikamet ettiğini, davacının kira kaybı talebinin haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmemiş olması nedeniyle geçerli olmadığı, geçersiz sözleşmeye istinaden taraflar aldıklarını sebepsiz iktisap hükümlerine göre iade ile mükellef oldukları, davacının yalnızca davalıya vermiş olduklarını geri isteme hakkının olduğu, davacının tapu iptal ve tescili veya taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedelinin tahsili ve kira kaybına ilişkin taleplerinin yerinde olmadığı, 16.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacının davalı şirkete ödediği 80.400,00 TL'nin güncel değerinin 209.742,07 TL olarak hesaplandığı, ancak Mahkemece verilen süreye rağmen davacı tarafça talep artırımında veya ıslah talebinde bulunulmadığı gibi celselerde de bu konuda bir talebinin olmadığı, davacının davalı Hamza'ya yaptığı bir ödeme olmadığı gerekçesiyle; davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, 80.400,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, kiraya yönelik talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yüklenicisi olan ya da yapsatçı konumundaki müteahhitten bağımsız bölüm alınmasına yönelik sözleşmeler harici yapılmış olsa dahi alacağın temliki hükmünde olacağından geçerli kabul edileceği, 6098 sayılı Kanunun 5 81... . maddelerinde kefaletin şartlarının düzenlendiği, bu şartların geçerlilik şartı olduğu ve 12.4.1944 tarihli ve 1943/14 E., 1944/13 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Kararı uyarınca, sözleşmede kefilin ödeyeceği muayyen bir miktarın gösterilmiş olup olmadığının ve sözleşme içeriğinden böyle muayyen bir miktarın anlaşılmasına olanak bulunup bulunmadığının hâkim tarafından re’sen gözetilmesi gerektiği, davalı ...'ın kimin borcuna kefil olduğunun sözleşmeden anlaşılmadığı gibi sözleşmeye imza atan davalı ...'ın davalı şirketin borcuna kefil olduğu düşünülse dahi; kefilin hangi borçtan sorumlu olduğu, sorumlu olduğu azamî miktarın ve kefalet tarihinin sözleşmede kefilin el yazısı ile yazılı olmadığı ve bu sebeplerle kefaletin geçersiz olduğu, Mahkemece bu gerekçe ile davanın esastan reddine kararı verilmesi gerekirken hükmün gerekçesinde hata edildiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kamu düzeni yönünden kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı ... yönünden davanın reddine, 80.400,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, kira kaybı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalı şirket ile diğer davalı ...'ın birlikte yap sat işi yapan müteahhitler olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeye davalı ...'ın kefil adı altında imza atarak, diğer davalı şirketin yapacağı işi garanti ettiğini, Mahkemenin davalı ...'ın kefil adı altında attığı imzayı 6098 sayılı Kanunun 581. ve devamı maddeleri kapsamında kefalet akdi olarak değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davalı şirket ile diğer davalı ... arasındaki ilişkinin 6098 sayılı Kanunun 128. maddesi kapsamında üçüncü kişinin fiilini üstlenme niteliğinde olduğunu, davanın davalı ... yönünden de kabulü gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taşınmaz satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescili, aksi halde taşınmazın güncel değerinin ödenmesi, olmadığı takdirde ödenen bedelin iadesi ve kira alacağı istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, Bölge Adliye Mahkemesince taleple bağlı kalınarak karar verilmesine, davacının davalı ...'ın diğer davalı şirketin fiilini üslendiğini ispat edememesine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca ONANMASINA,
Davacı tüketici harçtan muaf olduğundan peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.