MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2025/615 E., 2025/1260 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2023/393 E., 2025/68 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı/birleşen davalarda davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacılar vekili; davalı şirketin, müvekkili şirketin abonesiz elektrik kullandığı iddiasıyla 23.12.2022 tarihli kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı düzenleyerek, 23.12.2022 tarihli ve 535.378,37 TL bedelli fatura tanzim edip müvekkilleri aleyhine Kocaeli İcra Dairesinin 2023/60220 E. sayılı 603.707,86 TL bedelli icra takibi başlattığını, aynı sebeple 31.03.2023 tarihli kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı düzenleyerek, müvekkilleri aleyhine Kocaeli İcra Dairesinin 2023/64971 E. Sayılı ve 82.550,01 TL bedelli icra takibi başlattığını, yine aynı sebeple 31.03.2023 tarihli kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı düzenleyerek, müvekkilleri aleyhine Kocaeli İcra Dairesinin 2023/64972 E. sayılı ve 36.818,62 TL bedelli icra takibi başlattığını müvekkili ...'un diğer müvekkili şirketteki paylarını devrettiğini, müvekkili ...'ün diğer müvekkili şirketin tek yetkilisi olduğunu, icra takiplerine konu borçları kabul etmemekle birlikte 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 573. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; "Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler." hükmü gereği müvekkilleri ... ve ...'ün dava konusu borçtan hiçbir şekilde sorumlu olmadığını, tutanakların mesnetsiz ve Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'ne (Yönetmelik) aykırı olduğunu, müvekkili şirketin şantiyesinde tek bir sayaç bulunmasına rağmen davalı şirket çalışanlarınca kötü niyetli olarak aynı tarihte hem kaybolan sayaca hem de mevcut sayaca tutanak tanzim edildiğini ileri sürerek, müvekkillerinin davalı şirkete 723.076,49 TL borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davalarda davacı vekili; müvekkili şirket çalışanlarınca, davalı şirketin kayıtsız sayaç ile abonesiz şekilde enerji tükettiğinin tespit edildiğini, dava konusu kaçak elektrik tespit tutanaklarının kesin delil niteliğinde olduğunu, tutanaklara dayanılarak yapılan tahakkukların Yönetmelik hükümlerine uygun bulunduğunu ileri sürerek; takiplere vaki itirazların iptali ile takiplerin devamına, davalı şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalı vekili; müvekkili şirket çalışanlarınca, davalı şirketin kayıtsız sayaç ile abonesiz şekilde enerji tüketildiğinin tespit edildiği dava konusu kaçak elektrik tespit tutanaklarının kesin delil niteliğinde olduğunu, tutanaklara dayanılarak yapılan tahakkukların Yönetmelik hükümlerine uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Birleşen davalarda davalı vekili; müvekkili şirket aleyhinde tanzim edilen kaçak kullanım tespit tutanakları ve bu tutanaklara istinaden tanzim edilen faturalar ile başlatılan icra takiplerinin mesnetsiz ve Yönetmelik hükümlerine aykırı olduğunu, müvekkili şirketin şantiyesinde tek vardiya olarak çalışıldığını, inşaatta sınırlı işlerde elektriğe ihtiyaç duyulduğunu, çalıştıkları zamanın büyük bir bölümünde elektrik dahi kullanmadıklarını, müvekkili şirketin şantiyesinde tek bir sayaç bulunmasına rağmen davalı şirket çalışanlarınca kötü niyetli olarak aynı tarihte hem kaybolan sayaca hem de mevcut sayaca tutanak tanzim edildiğini savunarak, davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı/birleşen davalarda davalı şirket tarafından yapımı sürdürülen inşaatta, elektrik aboneliği ve perakende satış sözleşmesi yapılmadığı gibi kayıtsız sayaç üzerinden yapılan elektrik tüketiminin Yönetmeliğin 42. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde kapsamında kaçak elektrik kullanımı olduğu, hükme esas alınan 22.11.2024 tarihli raporda yapılan hesaplamanın Yönetmeliğe uygun olduğu gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulü ile davacı şirketin Kocaeli İcra Dairesinin 2023/60220 E. sayılı takip dosyasında 526.778,53 TL yönünden, 2023/64971 E. sayılı takip dosyasında 3.077,02 TL yönünden, 2023/64972 E. sayılı takip dosyasında 1.374,01 TL yönünden davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, diğer davacılar ... ve ...'ün her üç icra takibinden dolayı da davalı şirkete borçlu olmadıklarının tespitine, birleşen 2023/566 E. sayılı davanın kısmen kabulü ile Kocaeli İcra Dairesinin 2023/60220 E. sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptaline, takibin 73.554,55 TL kaçak enerji tüketim bedeli, 2.859,56 TL takip öncesi işlemiş faiz ve 514,72 TL işlemiş faizin KDV'si olmak üzere toplam 76.928,83 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihi 23.05.2023'den itibaren avans faizi uygulanmasına, alacağın %20'si oranında hesap edilen 15.385,76 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin isteminin reddine, birleşen 2023/567 E. sayılı davanın kısmen kabulü ile Kocaeli İcra Dairesinin 2023/64971 E. sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptaline, takibin 78.329,66 TL kaçak enerji tüketim bedeli, 968,93 TL takip öncesi işlemiş faiz ve 174,40 TL işlemiş faizin KDV'si olmak üzere toplam 79.472,99 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takibin başlatıldığı 26.05.2023 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, alacağın %20'si oranında hesap edilen 15.894,59 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin isteminin reddine, birleşen 2023/568 E. sayılı davanın kısmen kabulü ile Kocaeli İcra Dairesinin 2023/64972 E. sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptaline, takibin 34.934,68 TL kaçak enerji tüketim bedeli, 432,14 TL takip öncesi işlemiş faiz ve 77,79 TL işlemiş faizin KDV'si olmak üzere toplam 35.444,61 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takibin başlatıldığı 26.05.2023 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, alacağın %20'si oranında hesap edilen 7.088,92 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı/birleşen davalarda davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece hükme esas alınan ve önceki bilirkişi raporlarındaki çelişkileri gideren 22.11.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunun, Yönetmelik hükümlerine uygun, gerekçeli ve denetlemeye elverişli mahiyette olduğu, davalı şirketin 23.12.2022 tarihli tutanağa istinaden 73.554,55 TL, 31.03.2023 tarihli ve 317243 seri numaralı tutanağa istinaden 78.329,66 TL, 31.03.2023 tarihli ve 317244 seri numaralı tutanağa istinaden 34.934,68 TL sorumluluğunun bulunduğunu bildirdiği, Mahkemece bu miktarlar ve ferileri esas alınmak suretiyle davalı şirket yönünden asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne, asıl dosya davacıları ... ve ... yönünden ise; adlarına tutulmuş tutanak bulunmadığından asıl davanın kabulüne dair verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı/birleşen davalarda davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı/birleşen davalarda davacı vekili; dava konusu her üç tutanağın da Yönetmeliğin 42. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca abonesiz şekilde elektrik kullanım nedeniyle düzenlendiğini, tutanaklara konu kullanım her ne kadar sayaçtan geçirilmiş olsa da müvekkilinin bilgisi olmayan mühürsüz sayacın takip edilebilirliğinin bulunmadığını, Yönetmeliğin 44. maddesi gereği; sayaç değeri yani endeks üzerinden hesaplama yapılabilmesinin, sayacın yasal şekilde tesis edilmiş olması şartına bağlı olduğu ve kayıtsız sayaçtan yapılan kaçak elektrik kullanımlarına ilişkin tahakkuk hesabının endeks üzerinden değil güç üzerinden yapılması gerektiğinin düzenlendiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda kaçak kullanımın kayıtsız sayaçtan yapıldığı göz ardı edilerek Yönetmelik hükümlerine aykırı hesaplama yapıldığını, davacı şirketin kaçak kullanımının haksız fiil olduğu ve diğer davalılar ... ve ...'ün 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 50. maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49. 51. ve 163. maddeleri uyarınca müteselsilen sorumlu olduğunu, buna dair Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin emsal kararlarının bulunduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; kaçak elektrik tahakkuku nedeniyle asıl davada menfi tespit, birleşen davalarda ise başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali istemine ilişkindir.
4721 sayılı Kanunun 49. maddesi hükmüne göre tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre, gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar. Aynı Kanunun 50. maddesi hükmüne göre de, organları, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar ve organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar.
Bu hukuksal olguların sonucu olarak tüzel kişinin organı niteliğindeki yöneticilerin, tüzel kişi adına ve yararına işledikleri haksız fiillerden dolayı zarar gören üçüncü kişilere karşı tüzel kişi ile birlikte 6098 sayılı Kanunun 49. maddesi ve 4721 sayılı Kanunun 50. maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne göre, haksız fiil faili olarak sorumlu tutulmaları gerekir. Bu halde tüzel kişinin ve organlarının sorumluluğun türünün 6098 sayılı Kanunun 61. maddesi hükmünde düzenlenen müteselsil sorumluluk olacağı kuşkusuzdur.
Davacı şirketin ... kayıtlarına incelenmesi neticesinde; 03.09.2021 tarihli ve 10401 sayılı ... Gazetesinin 346. sayfasında, davacı/birleşen davalarda davalı ...'un paylarını diğer davacı/birleşen davalarda davalı ...'e devrettiği, şirketin tek ortaklı limited şirket olduğu ve ...'ün Müdür seçilerek şirketi münferiden temsil ve ilzam yetkisine sahip olduğu ilan edildiği görülmüştür.
Dava konusu kaçak elektrik kullanım tespit tutanakları tarihi itibariyle davalı ...'ün de diğer davalı şirketin haksız fiili niteliğindeki kaçak elektrik kullanımı nedeniyle şirketle birlikte, şirket gibi müteselsilen ve müştereken sorumlu olduğu olduğu sabittir.
Bundan ayrı Yönetmeliğin "Kaçak elektrik enerjisi tüketimi halleri" başlıklı 42. maddesinin birinci fıkrası; "Gerçek veya tüzel kişinin kullanım yerine ilişkin olarak; a) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketmesi, b) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketmesi, c) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken sayaçlara veya ölçü sistemine müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan geçirilerek, mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilir." hükmünü havidir.
Dosyaya kazandırılan 03.03.2024 tarihli kök ve 20.06.2024 tarihli ek elektrik mühendisi bilirkişi raporlarında; davaya konu her üç kaçak elektrik kullanım tespit tutanağının da, taraflar arasında elektrik aboneliği ve perakende satış sözleşmesi yapılmadığı gibi görevli dağıtım şirketinin sisteminde kaydı olmayan sayaçlar üzerinden elektrik tüketimi yapılması nedeniyle, Yönetmeliğin 42. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde kapsamında kaçak elektrik kullanımı olduğu kanaati bildirilerek hesaplama yapılmıştır.
Hükme esas alınan 22.11.2024 tarihli elektrik mühendisi bilirkişilerden oluşan heyet raporunda ise; dava konusu kaçak elektrik kullanım tespit tutanaklarıyla, ilk iki tutanakta yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçlardan geçirilerek kullanım yapıldığı, üçüncü tutanakta ise kayıtlı ancak onaysız sayaçtan geçirilerek kullanım yapıldığı ve bu kullanımların Yönetmeliğin 42. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde kapsamında kaçak elektrik kullanımı olduğu kanaati bildirilerek hesaplama yapılmıştır.
Dava konusu kaçak elektrik kullanım tespit tutanakları, mezkur bilirkişi raporları ve davalı/birleşen davalarda davacı şirket tarafından sunulan belgelerin incelenmesi neticesinde; davacı/birleşen davada davalı şirket ile taraflar arasında davalı/birleşen davalarda davacı şirket arasında elektrik aboneliği ve perakende satış sözleşmesi yapılmadığı, dağıtım şirketinin sisteminde kaydı olmayan sayaçlar üzerinden elektrik tüketimi yapıldığı, bu kullanımların da Yönetmeliğin 42. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde kapsamında kaçak elektrik kullanımı olduğu sabittir.
Kabule göre de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 266. ve devamı maddeleri uyarınca; çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.
Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporları çelişkili olduğu gibi, taraf vekilleri tarafından itiraz edildiği, Mahkemece mezkur itirazlar karşılanmadan, çelişkiler giderilmeden son bilirkişi raporları doğrultusunda karar verildiği görülmüştür.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden, kaçak tespit tutanaklarının düzenlendiği tarih itibariyle yürürlükte olan mevzuat hükümleri esas alınarak talep edilebilecek kaçak elektrik bedelinin, itirazları da karşılayacak şekilde, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli şekilde hesaplattırılması ve belirlenen tutarlardan davalı şirket ile ortağı olan davalı ...'ün müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken, itirazlar karşılanmadan ve çelişkiler giderilmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 373. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı/birleşen davalarda davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.