MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/... E., 2025/1910 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/... E., 2023/1064 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirket tarafından yapılan kontrollerde davalının kaçak elektrik enerjisi kullandığının tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından başlatılan icra takibinin davalının itirazı ile durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamını ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Dahili davalılar vekili; müvekkillerinin murisleri...'ın mirasını reddettiklerini, müvekkillerinin kaçak elektrik kullandığı iddiasının gerçek dışı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı şirket tarafından kaçak elektrik kullanımının tespitine dair bir görüntü veya video kaydının sunulmadığı, kesik olan enerjiyi açma iddiası ile tutulan kaçak elektrik tutanağında kırılan mühür ve tekrardan takılan mühür numaralarının mevcut olmadığı, davacı şirketin kaçak elektrik tutanağı tespitinin doğru somut bulgu ve belgelere dayanmadığı, elektrik kesme tutanakları ile kaçak elektrik tespit tutanaklarının ve elektrik faturalarının son endeks tarihlerinin aynı olduğu, davacının sunmuş olduğu faturanın tarih aralığının elektrik kesme işlem tarihinden önceki tarihlere ait dönemler için tahakkuk edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalıların murisi ...'nün takipte gönderilen ödeme emrinin tebliği ve borca itiraz tarihinden önce vefat ettiği, İlk Derece Mahkemesince her ne kadar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124/3 maddesi kapsamında ölü kişiye karşı açılan davada taraf teşkili sağlanmış ise de, icra takip dosyasında itiraz tarihinde borçlu ...'nün ölü olduğu, ölü kişi adına vekalet yoluyla itiraz eden vekilinin borca itirazının hüküm ve sonuç doğurmayacağı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 53. maddesi gereğince borçlunun ölümü halinde alacaklının takibin tereke hakkında devam ettirmek veya mirasçılar hakkında devam ettirmek suretiyle takip edebileceği, buna rağmen ortada usulüne uygun bir tebliğ ve borca itiraz varmış gibi davanın esastan görülerek yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın usulden reddine, davalıların yasal koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; müvekkili şirket işlemlerinin mevzuata uygun olduğunu, icra takibine konu faturalar için ayrı ayrı inceleme yapılmadan soyut gerekçelerle karar verildiğini, davalıların kaçak elektrik kullandığının sabit olup, sadece görüntü kaydı alınmadığı için kaçak kullanımı yapılmadığı sonucu çıkarmanın hakkaniyete aykırı olduğunu, kaçak tutanaklarının aksi sabit oluncaya kadar geçerli bulunduğunu, müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi ve Mahkemece keşif icra edilerek bilirkişi raporu alınması gerektiğini, Mahkemece delilleri toplanmadan karar verildiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, kaçak elektrik faturalarının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine dair itirazın iptali istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
6100 sayılı Kanunun 50. maddesinde; medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanların, davada taraf ehliyetine de sahip olacağı hüküm altına alınmıştır. Kanun hükmünde belirtildiği üzere, taraf ehliyeti, medeni hukuktaki hak ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir. Maddede gerçek ve tüzel kişi ayrımı yapılmaksızın, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanların davada taraf ehliyetine de sahip olacağı belirtilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 28. maddesine göre de medeni haklardan yararlanma, yani hak ehliyeti, tam ve sağ doğum koşuluyla ana rahmine düşme anında başlayıp, kişinin ölümüne kadar devam eder. Bu nedenle, 6100 sayılı Kanunun 55. maddesinde, taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar davanın erteleneceği; bununla beraber hâkimin, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebileceği öngörülmüştür. Ne var ki Kanunda, ölü kişiye karşı dava açılması hâlinde nasıl davranılacağı gösterilmemiştir.
Kural olarak, ölü kişi adına ve ölü kişiye karşı dava açılması olanağı bulunmamaktadır. Aynı şekilde kural olarak, ölü kişi aleyhine dava açılması (takip başlatılması) durumunda, davanın mirasçılara yöneltilmesine de olanak yoktur. Zira yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, ölü kişinin taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Esasen dava açarken davacıdan (alacaklıdan), davalının (borçlunun) bu ehliyet durumunu araştırması beklenir. Ancak davacının, davalının ölü olduğunu bilmemesi kimi zaman hataya dayalı olabilir. Nitekim 6100 sayılı Kanunun “Tarafta iradî değişiklik” başlıklı 124. maddesinde “Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Bu maddenin gerekçesinde de vurgulandığı üzere, taraf değişikliğini mutlak olarak davalının (borçlunun) rızasına bağlamak, yargılama ilişkisini katı bir forma bağlayacaktır ki bu da, 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesi uyarınca yargılamaya hakim olan ilkelerden “usul ekonomisi ilkesi” ile bağdaşmaz.
Şu hâlde davacı, kendisinden beklenen tüm çaba, özen ve önlemlere rağmen davalının sağ olup olmadığını tespit edememiş ya da tespit edememe durumu bir yanılgıya dayanıyor ve bu durum açıkça dürüstlük kuralına aykırılık arz etmiyorsa, bu dava ilişkisinde, daha sonra kendilerine karşı dava açılması muhtemel olan mirasçılara, yani gerçek taraflara karşı davaya devam edilmesi mümkün olmalıdır.
Davaya konu icra takibinin incelemesinde; alacaklı davacı tarafından davalıların murisi ... aleyhine 29.04.2021 tarihinde takip başlatıldığı, ödeme icra emrinin davalıların murisi ... adına tebliğe çıkarıldığı, tebligatın 03.09.2021 tarihinde aynı konutta ikamet ettiğini beyan eden yengesine yapıldığı, ödeme emrine 06.09.2021 tarihinde ... vekili sıfatıyla Avukat ... tarafından itiraz edildiği, itiraz dilekçesi içeriğinde borçlunun vefat ettiğini bildirildiği, takibin durduğu, davalıların murisi ...'nün 27.06.2021 tarihinde vefat ettiği, davacı vekilinin vefat eden borçlu aleyhine itirazın iptali davası açtığı, Mahkemece 31.10.2022 tarihli muhtıra ile davalı ...'nün mirasçılarını davaya dahil etmek üzere davacı vekiline süre verildiği, davacı vekili tarafından 11.11.2022 tarihli dahili davalı dilekçesinin sunulduğu, yargılamaya dahili davalı dilekçesinde isimleri belirtilen mirasçılar üzerinden devam edildiği anlaşılmıştır.
Yapılan açıklamalar kapsamında somut olay incelendiğinde; aleyhine takip yapılıp dava açılan ...'nün 27.06.2021 tarihinde vefat ettiği, bu durumun 06.09.2021 tarihinde icra takip dosyasına ... vekili sıfatıyla Avukat ... tarafından sunulan dilekçede beyan edildiği, davacı vekilince bu beyana rağmen ölü ... aleyhine dava açıldığı, dosya kapsamı ile sabittir.
Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekirken, yazılı gerekçeyle reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanunun 370/4. maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
1.Temyiz eden davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Davacı vekilinin kararın gerekçesine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin DEĞİŞTİRİLEREK VE DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.