MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/... E., 2025/1356 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2023/... E., 2024/88 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin, davalı bankanın müşterisi olduğunu ve maaşını davalı bankadan aldığını, ayrıca tüketici kredisi kullandığını, kredi taksitlerinin müvekkilinin rızası dışında maaşından kesinti yapılmak suretiyle tahsil edildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi gereğince maaşından belirtilen haller dışında kesinti yapılamayacağını, tüketici mevzuatı uyarınca tüketici aleyhine haksız şart düzenlenemeyeceğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı tarafından maaş hesabına konulan blokenin kaldırılmasını ve haksız bloke nedeniyle müvekkilinin maaşından yapılan kesintiden şimdilik 100,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı tarafından imzalanan sözleşmeler ve aynı tarihli alınan taahhütname, talimat ve temlikname ile borcun ödenmemesi halinde müvekkili bankaya davacının mevduat ve hesapları üzerinde bloke, hapis, mahsup ve takas yetkisi verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 02.02.2023 tarihli kararıyla; taraflar arasında sözleşmede yer alan hükmün haksız şart olarak nitelendirilemeyeği, halihazırda kredi borcu bulunan davacının sözleşme ve taahütname ile kabulü üzerine yapılan kesintilerin istirdatını talep etmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 06.10.2023 tarihli kararıyla; Mahkemece 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesi gereğince işlem yapılarak arabuluculuğa ilişkin dava şartının bulunup bulunmadığı tespit edilmeden işin esasına girilerek karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; arabuluculuk son tutanağının celbedilerek dosya arasına alındığı, davacı ile davalı banka arasında imzalanan kredi sözleşmesinde davalı bankaya rehin, takas, mahsup ve hapis hakkı verildiği, ayrıca sözleşme ekinde yer alan taahütname ile davacının maaşından kesinti yapılmasına muvafakat ettiği, davacının bankadan aldığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödememesi halinde sözleşme gereğince kullandırılan kredinin teminatı olarak maaşından kesinti yapılmasını kabul etmesinin ve diğer teminat öngören hükümlerinin sözleşmeye konulmasına rıza göstermesinin haksız şart olarak kabulünün mümkün olmadığı, halihazırda kredi borcu bulunan davacının sözleşme ve taahütname ile kabulü üzerine yapılan kesintilerin istirdatını talep etmesinin hakkını kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 21.03.2025 tarihli, 2022/2 E. ve 2025/1 K. sayılı kararı doğrultusunda, davacının emekli maaşını da kapsayacak şekilde banka nezdindeki tüm hesap ve alacaklardan kredi borcunun tahsiline yönelik olarak bankaya takas-mahsup yetkisi vermiş olması dikkate alınarak Mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı, ancak 7251 sayılı Kanun ile eklenen 6502 sayılı Kanun'un 73/A-4. maddesi uyarınca, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin, davanın reddine karar verilmesi ve davacının tüketici olması nedeniyle hazine üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, bu konuda bir karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalının, müvekkil aleyhine uygulamış olduğu maaş hesabı blokesi ve buna bağlı olarak emekli maaşından kesinti yapma işleminin, İİK ve 5510 sayılı Kanun'un amir hükümleri ile yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda hukuka ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen tüketici kredisi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağı sebebiyle emekli maaşı üzerine konulan blokenin kaldırılması ve yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
1. 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanunun 56. maddesi ile değişik 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) 93. maddesinde; "Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, Sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez." hükmü bulunmaktadır.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un (2004 sayılı Kanun) 83/a maddesindeki; " 82... . maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir." hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanunun 32. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanunun 93/1 maddesinde; "... bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepleri, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
3. 5510 sayılı Kanunun 93. maddesi hükmünün 2004 sayılı Kanunun 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 sayılı Kanunun 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır.
4. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 21.03.2025 tarihli ve 2022/2 E., 2025/1 K. sayılı kararında; tüketici kredisi nedeniyle verilen hapis, takas, mahsup ve benzeri onay ve rıza talimatları nedeniyle bankanın emekli maaşına doğrudan bloke koymasının mümkün olduğuna karar verilmiştir.
5. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacı tarafından imzalanan taahhütname ile krediye ilişkin ödemelerin emekli maaşı hesabından virman-takas-mahsup yapılarak tahsil edilmesine muvafakat edildiğinin, davalı Bankanın da bu taahhüde inanarak başka teminat istemeden davacıya kredileri kullandırdığının, yine kesintilerin kredi sözleşmelerine istinaden yapılıp, borcun ödenmemesi üzerine davalı Bankanın davacının maaşına bloke konulacağına dair hükme dayanarak kesinti ve tahsilat yapmasında hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.