MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1355 E., 2025/1848 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 4. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2021/553 E., 2025/408 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkiline davalı şirkete ait hastanede davalı doktor ...'ın talimatıyla diğer davalı hemşire ... tarafından gluteal bölgeden yapılan intramuskuler enjeksiyon sonrasında ağır siyatik sinir lezyonu ile buna bağlı düşük ayak sekeli ve nöropatik ağrı geliştiğini, davalıların kusurlu olup meydana gelen zarardan sorumlu olduklarını, müvekkilinin fizik tedaviye başladığını, durumunun düzelip düzelmeyeceğinin belli olmadığını, işini yapamaz hale geldiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik (500,00 TL kalıcı iş görmezlik, 250,00 TL geçici iş görmezlik, 100,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı tazminat, 150,00 TL tedavi giderleri olmak üzere) 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili, davacının müvekkili şirket hastanesine gelmeden 2 ay önce 21.09.2015 tarihinde sol ayağını burktuğu, kendisine ... Devlet Hastanesinde miyalji tanısı konulduğu gerçeğine rağmen ayağında var olan bacak ağrısı, uyuşukluk şikayetinin kasıtlı olarak müvekkili şirket hastanesinde yapılan müvekkilinden ve diğer davalılardan tazminat yoluyla menfaat sağlamak istediğini belirterek müvekkilinin sorumlu olmaması nedeniyle iş bu davanın reddine karar verilmesini sitemiştir.
Davalı ... vekili;, müvekkilinin hemşirelik mesleğinin gerektirdiği kurallara göre hareket ettiğini, kusurlu olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili; Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas kurumundan verilen rapor karşısında hakkındaki şikayetin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığında sonuçlandırıldığını, olayda kusurunun ve ihmalinin olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, Adli Tıp Kurumundan alınan raporlara göre olayda davacıya glüteal bölgeden intramuskuler enjeksiyon yapıldığı, enjekte edilen ilaçların doku içi yayılımı ile sinir hasarına neden olabileceklerinin ve enjeksiyonların tekniğine uygun yapılması durumunda da daha önceden öngörülemeyecek ve önlenemeyecek arazların ortaya çıkabileceğinin tıbben bilindiği, bu durumun her türlü tıbbi özene rağmen oluşabilecek herhangi bir kusur ve ihmalden kaynaklanmayan komplikasyon olarak nitelendirildiği, enjeksiyonun yapılış tekniği ve uygulanan bölgenin uyumsuzluğu yönünden tıbbi bir delil de tanımlanmadığından, tüm bulgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde, enjeksiyonu uygulayan sağlık personeline ve enjeksiyon yapılma talimatı veren ilgili hekime herhangi bir kusur izafe edilemediği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığında davalılar ... ve ... hakkında yapılan soruşturmada Adli Tıp 2. İhtisas Kurulunun 10/08/2016 gün ve 50031 sayılı kararında davacıya uygulanan enjeksiyonla ilgili enjeksiyonu uygulayan sağlık personeli ve enjeksiyon yapılma talimatını veren hekime herhangi bir kusur izafe edilemediği, davalı hastanenin gerekli bilgilendirme ve onam formlarını da tuttuğu ve talep üzerine emniyete teslim ettiği, emniyetten fezleke ekinde form asıllarının savcılığa gönderildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf sebeplerinin gerekçeli olarak değerlendirilmediğini, davalıların hastane kayıtları arasında sunulmayan ve müvekkilinin elinin ürünü olmayan bir belgeyi düzenleyip onam formu olarak dava tarihinden yıllar sonra Mahkemeye sunduklarını, imzanın müvekkiline ait olmadığını belgenin sahte olduğunu, aslını ibraz etmediklerini, bununla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, ancak incelemenin fotokopi evrak üzerinden yapıldığını, oysa fotokopi üzerinden imza inceleme yapılamayacağını, bu kararın hukuk hakimini bağlayan kararlardan da olmadığını, müvekkilinin enjeksiyondan hemen sonra ayağını hissetmemeye başlamasının enjeksiyonun hatalı yapıldığını gösterdiğini, hemşirenin siyatik sinire denk getirmemesi için anatomik yapıyı bilmesi ve iğneyi sinirden uzağa batırması gerektiğini, müvekkilinin hissizleşmeyi bildirmiş olmasına rağmen dikkate alınmadığını, anında müdahale edilmiş olsaydı daha az hasar kalacağını belirterek kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekilin özen borcuna aykırılığı iddiasına dayanan maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz olunan karardaki gerekçeye, gluteal bölgeden kas içine enjekte edilen analjezik ve antispazmotik ilaçların enjeksiyonun tekniğine uygun olarak yapılması halinde dahi doku içi yayılımlarının sinir hasarına sebep olabileceği, bu anlamda meydana gelen sinir hasarının enjeksiyonun komplikasyonu olduğu, enjeksiyon tekniğinin yahut enjeksiyon bölgesinin hatalı olduğuna dair bir delilin de bulunmadığı, bulgulara göre davalılara izafe edilecek kusurun olmadığı yönündeki Adli Tıp Kurumu raporlarına, aydınlatılmış onamın alınmadığı yönündeki iddianın, iddia ve savunmanın serbestçe genişletilip değiştirilebileceği yargılama sırasında ileri sürülmemiş olmasına göre davacı vekilinin ileri sürülen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.