MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2022/672 E., 2025/240 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin dava dışı asıl borçlu ...'nin davalı Bankadan kullanmış olduğu Konut Kredisi Sözleşmesine kefil olarak imza attığını, diğer kefil dava dışı şirketin de doğmuş doğacak borçları için kendi taşınmazı üzerine ipotek tesis ettirdiğini, asıl borçlunun kredi taksitlerini ödemede temerrüde düşmesi üzerine kredi hesabının kat edildiğini, asıl borçlu için yapılması gereken bütün işlemler yapılmadan üzerine ipotek tesis edilen taşınmaz için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, ancak bunun usulsüz olduğunu savunarak takibin iptali ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sunduğu ıslah dilekçesi ile haksız ve usulsüz olarak satılan evinin bedelinin tazmini ile şimdilik 200.000,00 TL'nin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Varlık Yönetim A.Ş. vekili; davacının iddialarının haksız ve asılsız olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirildiğini, davacı kefil aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip başlatıldığını, ipotek teminat altına alınmış alacakları için önce asıl borçluya başvurma zorunluluğunun bulunmadığını, davacı vekilince temlik işlemlerinin usulsüzlüğünden bahsedildiğini ancak usulsüzlük iddialarının yasal gerekçelere dayandıramadığını, takibe konu alacağın ... Katılım Bankası A.Ş.'nin borçlu ... BANK'tan kredi sözleşmelerine konu alacaklarını ve bu alacağa bağlı tüm teminat ve ferilerini kapsadığını, yapılan temlik işlemi ve temlik sözleşmesinin noter kanalıyla yapıldığını, yapılan icra takiplerinin usul ve yasaya uygun olduğunu, icra takiplerinin ipotek maliki ve asıl borçlu aleyhine başlatıldığını, davacının savunmalarının anlamsız olduğunu, Mahkemece verilen tedbir kararının şirketi zarara uğratacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
... Varlık Yönetim A.Ş. ile devir alan ... Varlık Yönetim A.Ş. arasında imzalanan düzenleme şeklinde alacak devir ve temlik sözleşmesi ile dava konusu alacak davalı ... Varlık Yönetim A.Ş. tarafından ... Varlık Yönetim A.Ş.'ne devir ve temlik edilmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.03.2021 tarihli kararıyla; davacı tarafından davalı aleyhine açılan menfi tespit davasının reddine, davacı tarafından davalı ...Ş. aleyhine açılan istirdat davasının kısmen kabulü ile 11.265,24 TL'nin davalı ...Ş.'den tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı tarafından davalı ... Katılım Bankası aleyhine açılan istirdat davasının husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili ve alacağı temlik alan davalı ...Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.10.2021 tarihli kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve kararında usul ve esasa uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 13.09.2022 tarihli ilamla; "Dava, kefilin açmış olduğu menfi tespit ve istirdat, ıslah dilekçesi ile de uğramış olduğu zararının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yargılama aşamasında iki farklı bilirkişi raporu alınmış olup bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmaktadır. Hükme esas alınan 05.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda “dava dışı asıl borçlu ... Bank ile temlik eden banka arasında imzalanan Tüketici Kredi Sözleşmesine istinaden dava dışı asıl borçluya kredi kullandırıldığı, iş bu kredi sözleşmesi nedeniyle davacının ve 6 ayrı şahsın müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, davalı bankanın, dava dışı asıl borçlu ve dava dışı kefil ... Petrol Ürünleri Ltd Şti. İle davacı aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başladığı, takibe konu ipoteğin dava dışı ve kredi sözleşmesinin kefili olan ... Petrol Ürünleri Ltd Şti. ‘nin davalı bankadan kullandığı ve kullanacağı gerek asıl borçlu ve de gerekse kefaletinden kaynaklanan borçları kapsadığı, bu bağlamda davacının dava dışı asıl borçlu ... Bank’a kullandırılan konut kredisi nedeniyle ipotek veren sıfatının bulunmadığı, iş bu takip tarihi itibariyle yapılan ödemeler mahsup edildiğinde davalı bankanın dava dışı asıl borçludan 4.322,28 TL alacaklı olduğu, takipten sonra ve fakat iş bu dava tarihinden önce yapılan ödemeler mahsup edildiğinde son ödeme tarihi olan 04.01.2012 tarihi itibariyle 11.265,24 TL fazla ödeme yapılmış olduğu tespit edilmiştir”şeklinde inceleme sonucu bildirildiği anlaşılmaktadır. Talimat ile alınan bilirkişi raporunda ise 30.11.2016 tarihli dosya hesabından 124.351,04 TL bakiye borç miktarının olduğu, hatta söz konusu dosya için 28.542,66 TL için rehin açığı belgesinin bulunduğu tespiti yapılmıştır.
Hükme esas alınan rapor ile dosyaya kazandırılan diğer bilirkişi raporu arasında çelişkiler mevcuttur. Kaldı ki hükme esas alınan rapordaki tespitler ile ilk derece mahkemesi tarafından kurulan hüküm de birbiriyle örtüşmemektedir. O halde mahkemece, konusunda uzman bilirkişi heyetinden, dava dışı asıl borçlu ... Bank ile temlik eden banka arasında imzalanan kredi sözleşmesi, bu sözleşmedeki davacının sorumluluğu, davacının ipotek tesis ettirdiği ve eldeki dava devam ederken ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla satıldığı iddia olunan taşınmazının ipotek özellikleri ve satış hususu varsa tam tarihi ve satış bedeli, eldeki dava ve eldeki davaya dayanak icra takibinin tarihleri ve her ikisinin açılma tarihindeki asıl borçlunun borçluluk varsa alacaklı olma durumu, hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespit edilmeli, taraf ve Yargı denetimine elverişli rapor hazırlanarak sunulmalı ve tüm bu tespitler yapıldıktan sonra davacının ıslah dilekçesi ile bildirdiği talebi değerlendirilmelidir. Mahkemece, bu değinilen bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir." gerekçesi ile bozma kararı verilmiştir.
2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafın ıslaha konu talebinin menfi tespit ve satış bedelinin iadesi sınırını aştığı, özü itibariyle haksız takipten doğan maddi tazminat niteliği taşıdığı, davanın tamamen ıslah edilmediği, bu sebeple ıslah talebinin sonuca etkili olmadığı, dava tarihi itibariyle bakiye borç bulunmayan takip ve ipotekli taşınmazın satılması nedeniyle davacının uğramış olduğu zarara ilişkin ayrıca dava açma hakkının bulunduğu, ıslah ile dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınması mümkün olmadığı gerekçesiyle davacının menfi tespit isteminin kabulü ile Samsun 3. İcra Müdürlüğünün 2008/3448 esas sayılı dosyası nedeniyle dava tarihi itibariyle borçlu olmadığının tespitine, davacının taşınmazının icra yoluyla satılması sonucu elde edilen 120.500,00 TL ipotekli taşınmaz satış bedelinin temlik alan davalı ...Ş.'den tahsiline, davalı ... Katılım Bankası aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacının 04.03.2020 tarihli ıslah dilekçesine konu ipotekli taşınmaz bedelinin tazmini istemine ilişkin olarak ayrıca karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı davacı vekili ve davalı ...Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; icra dosyasının bağlı olduğu krediye ilişkin dava tarihi itibariyle borcunun bulunmadığının sabit olduğunu, borç bulunmamasına rağmen ipotek konusu evin satılması nedeniyle evin gerçek değerinin tazmini ve istirdatı olarak ıslah edilmesine rağmen sadece satış bedelinin istirdatına karar verilmesi ve dava tarihinden itibaren faiz işletilmemesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili; davalı bankanın ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmasında hukuka aykırı bir durumun bulunmadığını, dosyaya sunulan son bilirkişi raporu ile bankanın takip tarihi itibariyle toplam alacağının 4.341,87 TL olduğu sabit olduğundan davacının meni tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kefilin açmış olduğu menfi tespit ve istirdat, ıslah dilekçesi ile de uğramış olduğu zararın tahsili istemine ilişkindir.
1. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle İlk Derece Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Davacının dava dilekçesinde dava dışı kredi borcuna kefil olduğu için usulsüz olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takip nedeniyle takibin iptali ile borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, icra takibi sonucunda dava tarihinden sonra ipotek konusu taşınmazın satılması üzerine ıslah dilekçesi ile menfi tespit ve taşınma bedelinin tazmini ile şimdilik 200.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile tahsilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince taşınmazın icra yoluyla satılması sonucu elde edilen 120.500,00 TL ipotekli taşınmaz bedelininin davalı ... Şirketinden tahsiline karar verilmiş ise de hükmedilen alacağa ilişkin faiz yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun(HMK) 370/2. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 2. bendinin çıkarılarak yerine "Davacının taşınmazının icra yoluyla satılması sonucu elde edilen 120.500,00 TL ipotekli taşınmaz satış bedelinin davalı (Temlik Alan) ...'nden satış tarihi olan 01.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline" şeklinde DÜZELTİLEREK, temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA,
Davacı tüketici harçtan muaf olduğundan peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde iadesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.