MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/... E., 2025/317 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; Mahkemenin 2016/97 E., 2016/... K. sayılı dosyasından verilen kararla ilgili Anayasa Mahkemesine yaptıkları başvurunun haklı görüldüğünü, hak ihlalinin ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması yönünde karar verildiğini, kararın 45. maddesinin son cümlesine göre taşınmazın ihale tarihindeki bedelinin, ihale bedeli düşüldükten sonraki kısmının güncel değerinin hesaplanması için dosyanın güncel değer hesaplaması alanında uzman hesap bilirkişisine gönderilmesini talep etmiş ve ıslah dilekçesi ile de fazlaya dair talep ve dava haklarını saklı tutarak 3.974.905,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; ... Asliye Hukuk Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, Anayasa Mahkemesi kararında ihale feshedildiği için ihaledeki satış bedelinin dikkate alınamayacağı belirtilmiş ise de ihalenin fesih sebebinin bilirkişi tarafından taşınmazın değerinin düşük belirlenmesi olmadığını, usuli yönden ihalenin feshine karar verildiğini, dava konusu taşınmazın değerinin düşük belirlendiği belirtilmiş ise de ilk satışta bu değere bile satılamadığını, eski kanun hükümleri gereğince ikinci satışta belirlenen değerin %50'sine alıcı bulabildiğini, bu husus da dikkate alındığında davacının bu yönde bir hak kaybının söz konusu olmadığını, açılan yargılamanın iadesi davasının usul ve yasalara aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 06.05.2014 tarihli ve 2009/... E., 2014/236 K. sayılı kararıyla; maddi tazminat istemi yönünden davanın kabulüne; evin değeri için 234.524,00 TL, yoksun kalınan kira gelirleri için 12.574,00 TL ve bu olaydan dolayı açtığı veya katıldığı davalarda yüklendiği yargılama masrafları için taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL olmak üzere toplam 257.098,00 TL tazminata hükmedildiği, davalının temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 28.04.2015 tarihli ve 2015/1485 E., 2015/5236 K. sayılı kararıyla; ihalenin feshine ilişkin İcra Mahkemesi kararlarının kesin hüküm oluşturduğu ve eldeki tazminat dosyası yönünden bağlayıcı olduğu, ihalenin feshi davasında ceza dosyası esas alınarak hüküm kurulması sebebiyle taşınmazın 17.07.2002 tarihi itibari ile değerinin Asliye Ceza Mahkemesine sunulan rapordaki gibi 95.000,00 TL olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda davacının zarar olarak talep edebileceği miktarın bu bedel esas alınarak ve oranlama yapılmak suretiyle belirlenmesi gerektiği kabul edilerek karar davalı yararına bozulmuş, Mahkemenin 22.12.2016 tarihli ve 2016/97 E., 2016/289 K. sayılı kararıyla; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonucu davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 15.122,69 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline fazlaya ilişkin talep ile manevi tazminatın reddine dair verilen kararın, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 16.01.2018 tarihlive 2017/2641 E., 2018/105 K. sayılı ilamıyla onandığı, taraf vekillerinin karar düzeltme istemlerinin de aynı Dairenin 09.05.2019 tarihli ve 2018/2411 E., 2019/2711 K. sayılı kararıyla reddedildiği ve hükmün kesinleştiği anlaşılmıştır.
2. Davacı vekilinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle, 25.06.2019 tarihinde Anayasa Mahkemesine başvurusu üzerine, Anayasa Mahkemesinin 30.03.2022 tarihli ve 2019/21111 başvuru nolu kararıyla; Daire kararında ihalenin feshine ilişkin İcra Mahkemesi kararlarının kesin hüküm oluşturduğu ve eldeki tazminat dosyası yönünden bağlayıcı olduğu vurgulanmış olsa da zararın hesaplanması için önerilen yöntemin ihalenin feshedilmiş olduğu gerçeğini kaçırdığı, Dairenin, ihalenin 67.600,00 TL yerine 95.000,00 TL üzerinden açıldığı varsayılarak hareket edilmesi gerektiğini kabul ettiği, oysa feshedilen bir ihalenin yapıldığı kabulü üzerinden hesaplama yapılmasının makul olmadığı, Mahkeme kararıyla ihale feshedildiğine göre ihlalin gerçek manada gideriminin ancak zararın, söz konusu ihalenin hiç yapılmadığı kabul edilerek hesaplanması hâlinde sağlanabileceği, diğer bir ifadeyle başvurucunun, hukuka aykırı olduğu saptanan ihalenin hiç yapılmamış olması hâlinde içinde bulunacağı konuma en yakın duruma getirilmesinin temin edilmesi gerektiği, bunun da taşınmazın ihale tarihindeki bedelinin ihale bedeli düşüldükten sonraki kısmının güncel değerinin ödenmesinini zaruri kıldığı, bu durumda Dairenin zararın hesaplanmasında ihalenin feshedildiği gerçeğini dikkate almayan yorumunun başvurucunun mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının giderilmesini önlediği, anılan yorum sebebiyle, teorik düzeyde etkili olduğu tespit edilen başvuru yolunun somut olayda başarı şansı sunma kapasitesini yitirdiği gerekçesiyle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ve mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ... Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2016/97, K.2016/289) gönderilmesine, başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
3. Yeniden yapılan yargılama üzerine İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2023 tarihli kararıyla; Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda dava konusu taşınmazın ihale tarihindeki bedelinin ihale bedeli düşüldükten sonraki kısmının güncel değerinin hesaplanması için keşif yapılarak rapor alındığı, ıslah işlemi yasa gereği ikinci kez yapılamayacağından, ikinci ıslah işleminin yok hükmünde sayılması gerektiği gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile; 247.098,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 03.04.2024 tarihli kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Dairece verilen 03.12.2024 tarihli ilamla; davacı ...'in 27.12.2023 tarihinde vefat ettiği, davacı vekilinin ... mirasçılarının vekaletnamesini dosyaya sunduğu ve mirasçıların davaya devam ettiğini bildirdiği, buna rağmen Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığında davacının mirasçılarının isimlerinin yer almadığı ve yine karar başlığına üçüncü şahıs olarak eklenen ...'ün dosya ile ilgisi bulunmadığı anlaşılmakla bu hususlar mahallinde her zaman düzeltilebilir maddi hata niteliğinde olduğundan bozma nedeni yapılmadığı, bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmediği, Mahkemece yeniden yargılama aşamasında taşınmazın değeri tekrar tespit edilmişse de ihlal kararının bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucu Anayasa Mahkemesi kararı gereği yapılması gereken hesaplamanın; taşınmazın kaybedildiği ihale tarihindeki değeri olan 95.000,00 TL'den, ihale bedeli olan 37.310,00 TL mahsup edildikten sonra- ihlale konu olan Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin bozma kararında belirtildiğini aksine oranlama yapılmaksızın kalan 57.690,00 TL'nin Yargıtayın yerleşmiş uygulamasına göre denkleştirici adalet ilkeleri gözetilerek, enflasyon, ÜFE-TÜFE artış oranları, faiz, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri ekonomik göstergeler tek tek uygulanarak, paranın ulaştığı değerin her bir dönem için hesaplanması, sonra bunların ortalaması alınarak ilk dava tarihi olan 30.12.2009 tarihine güncellenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, Anayasa Mahkemesi ihlal kararına uygun olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınarak hüküm kurulmuş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulü ile 135.781,68 TL'nin dava tarihi olan 30.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak müteveffa davacı ...'in mirasçıları olan ...'e 33.945,42 TL, ...'e 50.918,13 TL ve ...'e 50.918,13 TL olacak şekilde verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, 08.12.20 23... yevmiye numaralı ... Noterliğinin mirasçılık belgesinin kararın eki sayılmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili; Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin bozma ilamında gayrimenkulün değerini ısrarla Ceza Mahkemesi kararındaki değeri esas alarak hesaplama cihetine gidildiğini, varılan sonuç günümüz mevcut ekonomik değerleri ile yaklaşık 30-40 milyon TL arası değeri olan dava konusu gayrimenkul için "135.781,68 TL" tazminat olduğunu, mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılmış olduğu vicdanen de hukuken de asla düşünülemeyeceğini, bozma ilamı ile Anayasa Mahkemesi kararının hatalı yorumlandığını, icra müdürü ve bilirkişinin kusurlu eylemleri sebebiyle ihalenin yapıldıktan 7 yıl sonra feshedildiğini, yapılacak işlemin gayrimenkulün bedelini (ihale bedeli düşerek) tazminat olarak ödenmesi gerektiğini, ihale ortadan kalktığına göre ya evin geri verilmesi gerektiğini ya da parası ödenmesi gerektiğini, gayrimenkulün güncel değerinin tazminat olarak ödenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili; bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Anayasa Mahkemesi ihlal kararı üzerine yeniden yargılama yapılması ve İİK 5. maddesi gereğince tazminat istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre ve özellikle bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, ileri sürülen temyiz sebepleri ile sınırlı inceleme yapılacağı anlaşılmakla taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.