MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/210 E., 2025/1022 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi
SAYISI : 2019/98 E., 2022/23 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacılar vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müteveffa ...’in 27.11.2018 günü aşırı derece titreme ve üşüme şikayetiyle davalı hastanenin acil servisine giriş yaptığını, müteveffanın ... hastası olduğunu ve bu hastalığa istinaden streoid (prednol) ilacı devamlı suretle kullandığını belirtmelerine rağmen, bilgilendirilen acil serviste görevli davalı doktorun söz konusu bilgileri göz ardı ederek müteveffanın kan veya diğer tahlillerini istemeksizin soğuk algınlığı teşhisi koyarak reçeteye 1 adet serum yazdığını, müteveffanın şikâyetleri serum alındıktan sonra da devam ettiğinden müvekkillerce acil serviste görevli diğer bir doktora mevcut durumu anlattıklarını, bu doktorun da müteveffaya iğne yaptırarak taburcu ettiğini, taburcu olan müteveffanın hastaneye gelirken mevcut olan titreme ve üşüme şikâyetlerinin devam ettiğini, taburcu olduktan yaklaşık 12-14 saat sonrasında müteveffanın bilinç kaybı, titreme ve konuşma bozukluğu yaşamaya başladığını, bunun üzerine 112 acil servisten istenen ambulans ile Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılan müteveffanın yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybettiğini, davalıların teşhis ve tedavide özen yükümlülüğüne aykırı davranmaları nedeniyle hastanın vefat ettiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, şimdilik cenaze giderleri için 100,00TL, davacı eş ... için 500,00 TL, müşterek çocuklar; ... için 250,00 TL, ... için 250,00 TL olmak üzere toplam 1.100,00 TL maddi tazminat, davacı ... için 80.000,00 TL, davacı müşterek çocukların her biri için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 230.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalılar vekili; müteveffanın müvekkil şirket hastanesi acil servisine başvurduğunu, hastanın başvuru sırasında bilinci açık, genel durumu iyi olarak tespit olunduğu için bizzat hastanın kendisinden şikayetlerinin dinlendiğini ve fiziki muayenesi ve takibinin yapıldığını, yapılan detaylı batın muayenesi sırasında herhangi bir patolojik bulguya rastlanmadığını, zarardan sorumluluğun doğması için kusurlu eylem ile zarar arasında illiyet bağının olması gerektiğini, müvekkil hastanede verilen hizmette kusur olmadığını, hastanın uygulanan tedaviden sonra gereken kontrol ve takipleri için hastaneye gelmediğini savunarak; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.01.2022 tarihli kararıyla; mütevaffanın ölüm sebebinin hizmet kusurundan kaynaklanmadığı, bir zararın doğduğundan söz edilemeyeceği kusurun varlığının ispatlanamadığı, ölümle tedavi arasında kusura dayalı bir illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.10.2022 tarihli kararıyla; davalı hekimin meydana gelen zararda kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, bu durumda davacılar vekilinin esasa yönelik istinaf başvuru nedenlerinin somut dosya kapsamı itibari ile yerinde görülmediği ancak nispi tek vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak harç ve vekalet ücreti yönünden düzeltilerek yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş; karar karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Dairenin 05.10.2023 tarihli kararıyla; her ne kadar dosyaya ATK 8. ihtisas Kurulu ve itiraz üzerine yeniden ATK 8. İhtisas Kurulundan rapor alınarak hüküm kurulmuş ise de bahsi geçen raporların davacıların itirazlarını karşılamadığı, üniversitelerin ana bilim dallarından seçilecek aralarında ... ve Mikrobiyoloji uzmanının da bulunduğu, konularında uzman doktorlardan oluşturulacak bir bilirkişi kuruluna dosya tevdi edilerek, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalıların sorumluluğunu gerektirecek ihmal ve hata bulunup bulunmadığını gösteren, denetime elverişli rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.
2. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; uyulan bozma ilamı doğrultusunda alınan raporda iddia olunan hususların ölüm nedeni olmadığının belirlendiği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; vekil edenin ölümüne neden olan septik şokun asli nedeninin davalı hekim tarafından kan kültürü alınmaması olduğunu, müteveffanın başvuru nedeninin kanda enfeksiyon yaşanması sürecinde ilk olarak görülecek belirtiler olduğu hususunun tanık beyanları ve tedavi evrakından açıkça anlaşıldığını, davalıların dikkat ve özen yükümlülüklerine yerine getirmediklerini, steroid kullanan bir hastanın eve gönderilmesinin risklerinin anlatıldığına dair ıslak imzalı bir "Taburcu Bilgilendirme Formu" veya "Risk Onamı" bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli olmadığını, yeniden rapor alınarak karar verilmesi gerektiğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı özel sağlık kuruluşu ve doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranışları nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle bozma ilamına uygun olarak hazırlanan bilirkişi heyeti raporunun hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu, bilirkişi heyeti raporunda müteveffanın şikayetleri nedeniyle başvurulan davalı şirkete ait acil serviste görevli davalı doktor tarafından kan kültürü yapılmasını gerektirmediği, davalıların meydana gelen ölüm olayı nedeniyle kusurlu olmadıkları anlaşıldığından, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.