(6831 S. K. m. 93)
Orman Kanununa muhalefetten sanık Mustafa hakkında yapılan duruşma sonunda, beraatine dair (Pazarcık Sulh Ceza Mahkemesi)nden verilen 12.10.1989 günlü ve 89/260 sayılı hüküm o yer C. Savcısı ve müdahil tarafından temyiz edilmiş olduğundan, mahallinden gönderilen evrak C. Başsavcılığı'nın 24.5.1990 günlü tebliğnamesiyle Daireye verilmekle okunarak, gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine. Ancak:
Davanın dayanağını oluşturan suç saptama tutanağında, sanığın mevkii ve hudutları gösterilen Devlet ormanında 1500 m2. yüzölçümündeki alan üzerinde mevcut 6 kentale denk meşe ağaçlarını kesmek suretiyle açma yaptığının bildirilmesine karşın sanığın duruşmadaki sorgusunda yükletilen suçu kabul etmeyerek açma yapmadığını kendi tapulu yerinde tasarrufta bulunduğunu öne sürmesine, suç konusu yerde 4.4.1988 günü yapılan birinci keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında sanığın ibraz ettiği Mart 956 tarihli tapu kaydının zemine uymadığının ve ancak incelenen sahanın orman alanı da olmayıp çevreleyen tarım arazilerinin durumu itibariyle tarım arazisi olduğunun bildirilmesine, mahkemece bu keşifte yetinilmeyerek yeniden yapılan 31.8.1988 günlü ikinci keşif üzerine fenni bilirkişi Üzeyir tarafından düzenlenen raporda dava konusu yerin, tapu kaydının hudutları içinde kaldığının ifade edilmesine ve diğer bilirkişi orman yüksek mühendisi Hikmet'in düzenlediği raporda ise, orman amenajman planı ile meşcere haritasının uygulanması sonucu dava konusu yerin Kandil Dağı Serisi 142 numaralı bölme dahilinde kalıp orman içi açıklığını belirten O. T ile gösterildiğinin bildirilmesine rağmen sonuç kısmında bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybettiğinden sözedilmek suretiyle sahanın orman sayılmayan yerlerden olduğunu ifade etmek suretiyle açıkça çelişkiye düşülmesine göre, konunun aydınlığa kavuşturulması ve her iki keşif sonuçları arasında oluşan mübayenetin giderilmesi amacıyla mahallinde yeniden seçilecek bilirkişiler marifetiyle tekrar keşif yapılması, tapu kaydının ve orman amenajman planıyla meşcere haritasının birlikte uygulanması, suç konusu yerin teknik ve bilimsel inceleme ve araştırmalarla tutanağın düzenlendiği tarihteki durumu değil temeldeki yani geçmiş zaman süreci içindeki özellikleri itibariyle orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi ve tutanak tarihinde bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetmiş olsa dahi idarece orman dışına çıkarılmadıkça temeldeki asıl niteliğine dayanılarak suç yerinin orman sahası olarak kabulü gerektiği ilkesi de gözönünde tutularak sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini icap eylediği gözetilmeyerek bu yönden eksik soruşturma ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, yerel C. Savcısı ve müdahilin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 13.12.1990 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy