(6831 S. K. m. 2/B, 93) (647 S.K. m.4) (1412 S. K. m. 66, 343)
Dava: 6831 Sayılı Orman Kanununa aykırılıktan Münir Zincirli'nin anılan Kanunun 93/2-4, 647 Sayılı Kanunun 4. maddeleri uyarınca 3.650.000 TL, ağır para cezası ile cezalandırılmasına, bina ve müştemilatının zoralımına dair Beykoz Sulh Ceza Mahkemesinin 04.02.1999 gün ve E, 1996/551, K. 1999/109 sayılı kararını kapsayan havi dosya Adalet Bakanlığının 31.5.2001 gün ve 19067 sayılı yazısına müsteniden C. Başsavcılığının 20.6.2001 gün ve YE. 82172 sayılı yazısıyla Daireye verilmekle okundu;
Yazılı Emir müstenidatı;
31.10.1997 tarihinde yapılan keşif sonunda 30.06.1998 tarihli 2. Bilirkişi raporu ve 04.02.1999 tarihli ek bilirkişi raporunda havuzun bir bölümü, garaj ve merdivenlerin orman alanı içinde kalıp binanın ise orman alanı dışında kaldığının açıkça belirtilmesine rağmen geometrik ölçüm yapılmayan eksik 1. bilirkişi raporuna itibar edilerek binanın da zoralımına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
CMUK. nun 343. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumuna dairdir.
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Karar: 31.10.19997 tarihinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 30.6.1998 tarihli 2 nci ve 4.2.1999 tarihli ek bilirkişi raporunda suç yerindeki havuzun bir bölümü garaj ve merdivenlerin orman alanı içinde kalıp, binanın orman alanı dışında kaldığının bildirilmesine karşılık sanık vekilinin yargılamanın yenilenmesine ilişin 29.3.2001 tarihli dilekçesine ek olarak verdiği 13.6.2000 tarihli Ahmet Hamakart ve Mustafa Öztürk tarafından düzenlenen raporda; suça konu Çengeldere mevkiinde 1940 yılında orman kadastrosu yapıldıktan sonra muhtelif tarihlerde 1744, 2896 ve 3302 sayılı yasalara göre 2-B uygulamaların yapılarak 27.6.1990 tarihinde kesinleştiği sanığın işgali altında bulunan 4050 m2 sahadaki bulunan 2 adet evden 3348-3349 nolu O.S. hattının batısında bulunan ve A harfi ile gösterilen binanın tamamının Çavuşbaşı ormanın içinde, 3349 nolu O.S. noktasına bitişik B harfi ile gösterilen evinin kısmen orman alanı içinde ve kısmen de hazine adına orman sayılmayan yer içinde olduğu bildirilmiştir. Görüldüğü üzere yazılı emre konu teşkil eden binaların konumları ile ilgi olarak çelişkili raporlar mevcuttur.
Bundan ayrı olarak dosyadaki bilirkişi raporlarında 2-B uygulanmasından hiç bahis edilmediği gibi suç yerinde yapılan 2-B uygulaması ile ilgili olarak mahkemece hiçbir araştırma yapılmamıştır.
Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için 2-B uygulamasına ait tutanak ve haritalar getirtilip mahallinde 3 kişilik orman ve harita tekniğinden anlayan bilirkişiler aracı ile mahalline uygulanıp suça konu binaların konumlarının kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve binaların yapıldığı tarih ve 2-B uygulamasına ait ilan ve kesinleşme tarihleri dikkate alındığından sanığın kastı üzerinde de durularak sonucuna göre hukuki durum tayin etmek gerekir. Bu ise yargılamanın yenilenmesi yolu ile mümkündür. Beykoz Asliye Ceza Mahkemesinin yargılamanın yenilmesi talebinin reddine dair Sulh Ceza Mahkemesinin kararına vaki itiraz üzerine ittihaz ettiği 17.4.2001 tarihli red kararında bu bakımdan isabet yoktur.
İhtilafın çözümlenebilmesi için öncelikle Beykoz Asliye Ceza Mahkemesinin 17.4.2001 tarih 2001/98 sayılı kararının yazılı emir yoluna gidilerek kaldırılması hukuki durumun ondan sonra değerlendirilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda izah edilen sebep ve gerekçelere göre;
1- Beykoz Sulh Ceza Mahkemesinin 4.2.1999 gün ve 1996/511 Esas 1999/109 sayılı kararının yazılı emir yolu ile bozulması isteğinin reddine,
2- Yazılı emre dayalı bozma isteği üzerine Yargıtay'da yapılacak inceleme tebliğ namede belirtilen konu ile sınırlı olduğundan Beykoz Asliye Ceza Mahkemesinin 17.4.2001 tarih ve 200/98 sayılı karar aleyhine yazılı emir yoluna gidileceği takdirde hukuki durumun yeniden değerlendirilmesine 12.07.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy