(6831 S. K. m. 91/5) (1136 S. K. m. 169)
Dava: Yargıtay C.Başsavcılığı 16.6.2004 gün 2002/145540 sayılı yazısında ( 31.07.2000 tarihli bilirkişi raporunda, aynı dip kütükten üç adet kavak sürdüğünün, bunlardan birisinin çok daha önceleri kesildiğinin ve keşif tarihinde kuvvetli sürgün verdiğinin, iki adedinin ise daha sonra kesildiğinin, bu iki adet dip kütük üzerinde yapılan ölçüm ve inceleme sonucu dip kuturların 22 cm ve 21 cm olarak ölçüldüğünün belirtilmesine, 18.10.2001 tarihli ek bilirkişi raporunda da aynı dip kütükten ifadesi yerine aynı kökten ifadesinin daha doğru olacağının, emvalin toprak üzerinde ortak dip kütükleri görülmediğinin ancak kavak türünden kaynaklanan kök ve kütük sürgünü verme özelliği sonucu aynı kökten geldiklerinin, toprak seviyesinin üzerinde aynı noktadan çıkmış iki ağaç görünümünde yani tek dip kökten gelen, ayrı ayrı dip kütükler şeklinde olduğunun bildirilmesine, bu suretle bir adedi daha önce kesilen iki adedi 11 ve 11,5 cm orta kuturlarında bulunan suça konu üç adet ağaç görünümlü bitkinin bireylerinin her birinin müstakil kök yapısına sahip olmayıp, uygulamada daha çok meşe bitkilerinde görülen ocak oluşturacak şekilde yapılandığı anlaşılıp orta kuturları ve bir adedinin önceden kesildiği nazara alınıp, bunların bir adedinin kesimi yanında olayımızda olduğu gibi iki adedinin kesiminin de 6831 Sayılı Kanunun 91/5 maddesinin uygulanmasını gerektirmesine... )göre, dairemizin 21.04.2004 gün, 2003/11375 Esas, 2004/3933 sayılı kararının kaldırılarak, Eldivan Sulh Ceza Mahkemesi'nin 21.6.2002 gün, 2001/32 Esas, 2002/14 sayılı kararının bozulması talep edilmekle,
Ekli dosya incelendi:
Karar: 1 )30.05.2000 tarihli suç tutanağında, sanığın evinin önünde orta kuturları 10, 15, 20 cm olan, 30.05.2000 tarihinde kesilmiş kavak direk ve sırıklarının bulunduğu, sanığın Sarıkaya Mevkiinden kestiğini söylediği, Sarıkaya Mevkiinde kesilen kavak ağacı köklerine rastlanmadığı, Karadere Mevkiinden kesildiğine dair üç adet köke rastlandığı, emvalin yediemin senedi tanzim edilerek yediemine verildiği, 26.06.2000 gün, 2000/22 esas sayılı iddianame ile sanığın 6831 Sayılı Kanunun 91/1-son, 111, TCK. 36. maddeleri ile tecziyesi için dava açıldığı görülmüştür.
27.7.2000 tarihinde yapılan keşif zaptında, suça konu emvalin Karadere Mevkiinden kesildiğinin belirlendiği, bilirkişi K'nin 31.07.2000 tarihli raporunda, emvalin kesildiği yerin orman olduğu, iki adet dikili kavağın motorlu testere ile kesildiği, dip kütükler üzerinde yapılan ölçüm ve inceleme sonucu, aynı dip kütükten üç adet kavak sürdüğü, bunlardan birisinin çok daha önceleri kesildiği ve keşif tarihinde kuvvetli sürgün vermiş olduğu, iki adedinin ise daha sonra kesildiği, bu iki adet dip kütük üzerinde yapılan ölçüm ve inceleme sonucu dip kuturların 22 cm ve 23 cm olduğu, suça konu emvalin orman alanından kesildiği belirtilmiş, sanık suçlamayı kabul etmiş, Eldivan Sulh Ceza Mahkemesi'nin 19.10.2000 gün, 2000/24 Esas, 42 sayılı kararı ile 6831 Sayılı Kanunun 91/1 ve son cümle, 3, 91/son, 111, TCK. 59. maddelerinin uygulaması sonucu mahkumiyetine karar verilmiştir.
2 )Sanık, müdahil, o yer C.Savcılarının temyizi üzerine, dairemizin 13.6.2001 gün 2001/6184 Esas, 6794 sayılı kararı ile;
1- Orman idaresi sanık hakkındaki kamu davasına usulüne uygun dilekçe ile katılma talebinde bulunduğu halde CMUK'nun 365. maddesi gereğince müdahillik kararı verilmeden vekilin kabulüne karar verilmesi,
2- Suça konu ağaçların kesildiği kökleri inceleyen bilirkişi ibraz ettiği raporunda "aynı dip kütükten 3 adet kavak sürdüğü bunlardan birisinin çok daha önceleri kesildiği ve keşif tarihinde kuvvetli sürgün vermiş olduğu iki adedinin ise daha sonra kesildiği belirlenmiştir" şeklinde tespitte bulunmuş olması karşısında, sanık tarafından kesilen iki adet ağacın aynı kökten gelişen çatallar olup olmadığı hususu bilirkişiye açıklattırılıp, aynı dip kökten gelişen çatallar olduğunun belirlenmesi halinde toprakta kalan asıl dip kökün, dip ve orta kuturlarının belirlenmesi sonucu sanık hakkında orman yasasının 91/1 madde 2. cümlesinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra sonucuna nazaran hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Sanık savunmasında kestiği kavak ağaçlarını traktörüyle evine getirdiğini bildirmiş bulunduğundan suçta kullanılan traktör ve römorkun halen sanığın elinde olup olmadığı araştırılıp elinde bulunduğunun tespiti halinde zapt edilmesi sağlanıp müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedenlerinden bozulmasına karar vermiştir.
3 )Eldivan Sulh Ceza Mahkemesi'nce 2001/32 Esasa kaydı ile dairemizin bozma kararına uyulmuş, bilirkişi K. 08.10.200 1 tarihli ek raporunda, ( 31.07.2000 tarihli teknik bilirkişi raporunda belirtilen "aynı dip kökten" ifadesi yerine "aynı kökten" ifadesi daha doğru olacaktır. Çünkü suça konu emvalin toprak üzerinde kalan kısımları ayrı ayrıdır ve toprak seviyesi üzerinde ortak dip kütükleri görülmemektedir, ancak, kavak türünden kaynaklanan "kök ve kütük sürgünü verme özelliği" sonucu aynı kökten geldikleri belirlenmiştir. Toprak seviyesinin üzerinde ise, aynı noktadan çıkmış iki ağaç görünümündedir. Yani tek dip kökten gelen, ayrı ayrı dip kütükler şeklindedir. Bu yüzden de daha önceki raporda belirtilen dip kutur, orta kutur, boy ve hacim hesaplamaları aynen geçerlidir. )şeklinde belirleme yapılmıştır.
Eldivan Sulh Ceza Mahkemesi'nin 21.06.2002 gün, 2001/32 Esas, 2002/14 sayılı kararı ile, sanığın 6831 Sayılı Kanunun 91/1 ve son cümlesi, 3, 91/son, 111, TCK. 59. maddelerinin uygulanması sonucu mahkumiyetine karar verilmiş, sanık vekili ile müdahilin temyizi üzerine dairemizin 21.04.2004 gün 2003-11375 Esas, 2004/3933 sayılı kararı ile ücreti vekalet yönünden bozulup düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bilirkişinin 31.07.2000 tarihli raporu ile 08.10.2001 tarihli ek raporlarında aynı dip kökten üç adet kavak sürdüğü, bunlardan birisinin çok daha önceleri kesildiği ve keşif tarihinde kuvvetli sürgün vermiş olduğu, iki adedinin ise daha sonra kesildiği, bu iki adet dip kütük üzerinde yapılan ölçüm ve inceleme sonucu dip kuturlarının 22 cm ve 23 cm olduğu, bun1ann orta kuturlarının da 16 cm ve 17 cm olduğu, kavak türünden kaynaklanan kök ve kütük sürgünü verme özelliği nedeniyle aynı kökten geldikleri, toprak seviyesinin üzerinde aynı noktadan çıkmış iki ayrı ağaç görünümünde oldukları, yani tek dip kökten gelen ayrı ayı dip kütükler şeklinde oldukları belirtilmiştir.
Ayrıca, bilirkişi raporunda 27.07.2000 tarihinde yapılan keşif sonucunda aynı dip kütükten çıkan üç adet kavaktan birisinin daha önce kesildiği ve keşfin yapıldığı tarihte kuvvetli sürgün verdiğinin belirtildiği görülmekle, suça konu aynı kökten gelen iki kavağın kesilmesi sonucu kökün hayatiyetini kaybetmediği anlaşılmaktadır.
Yapılan keşif, bilirkişinin raporları sonucu aynı kökten gelen iki kavağın sanık tarafından kesildiği, kökün hayatiyetini kaybetmediği anlaşıldığından sanığın eyleminin 6831 Sayılı Kanunun 91/5 madde ve fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sonuç:
Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca;
1 )Karar düzeltme istemi yerinde görüldüğünden, dairemizin 21.4.2004 gün 2003/11375 Esas, 2004/3933 sayılı kararının kaldırılmasına,
2 )Yeniden yapılan incelemede;
Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak;
a )Sanığın aynı kökten gelen suça konu iki adet kavağı kestiği, aynı kökten gelen ve önce kesilen diğer kavağı kestiğine dair kanıt bulunmadığı, kesilen kavaklar nedeniyle dip kökün hayatiyetini kaybetmediği anlaşılmakla oluş, keşif ve bilirkişi raporları ile dosya içeriğine göre sanığın eyleminin 6831 Sayılı Kanunun 91/5 madde ve fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b )Traktörün değeri üzerinden müdahil idare lehine ücreti vekalete hükmedilmemesi, ayrıca suça konu emvalin değeri üzerinden hükmün esasını teşkil eden ve tefhimle geçerlilik kazanan kısa kararda ücreti vekalete hükmedilmediği halde gerekçeli kararda yer verilmesi suretiyle karışıklığa neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık vekili ve müdahil idare vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 27.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy