(765 S. K. m. 30, 45) (1412 S. K. m. 322) (2521 S. K. m. 3) (6136 S. K. m. 1)
Dava: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Yaralama suçuna ilişkin hükme yönelik temyizde,
Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine,
Ancak;
10.02.2003 tarihinde yürürlüğe giren ve TCK. nun 30. maddesinde değişiklik yapan 4806 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile para cezalarında bin liranın küsurunun atılması öngörülüp bu değişikliğinde sanık lehine hüküm doğurması nedeni ile sanık hakkında tayin olunan ağır para cezasındaki ve hapis cezasının para cezasına çevrilmesinde uygulanan bir gün hapis cezası karşılığı ağır para cezasındaki bin liranın küsurunun atılması lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık Ömer müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMUK. nun 322. maddesi gereğince, hükmün bütün fıkralarındaki 1.000 lira küsuratı atılarak sonuç olarak hükmedilen 193.870.300 lira ağır para cezasının 193.387.000 liraya indirilmesi suretiyle hükmün düzeltilerek ONANMASINA,
2- İzin belgesiz silah kullanma suçuna ilişkin hükme yönelik temyize gelince;
Y.C.G.K.nun 10.02.1998 tarih 1997/8-353 Esas 1998/24 sayılı kararı ile buna uyum gösteren içtihatlar uyarınca;
1- Sanıkta yakalanan ve ifadelerde kelebek olarak nitelendirilen bıçağın Adli Tıp Kurumu raporunda sustalı çakı olduğu ifade edildiği, dosya ve rapor içeriğinden ise düğmesine basılınca kesici kısmını birden ve kendiliğinden ortaya çıkaran ve sabitleştiren susta tertibatının bulunmadığı ve bu nedenle sustalı bıçak vasfında olmadığı, belirlenen özellikleri itibariyle kelebek bıçak niteliğinde bulunduğu anlaşılmış bulunmasına göre, İçişleri Bakanlığının 02.08.1995 gün ve 177533 sayılı yazılarında belirtilen kelebek bıçakların, 6136 Sayılı Kanun kapsamına girmeyen 2521 Sayılı Kanunun 3. maddesine göre ithal ve imaline izin verilen av bıçağı niteliğinde bıçaklardan olduğu yolundaki açıklamaları ile bu bıçakların serbestçe alınıp satılmaları ve TCK. nun 45. maddesinde cürümde kastın bulunmaması cezayı kaldırır hükmü de gözönüne alınarak müsnet suçtan sanığın beraati yerine yazılı biçimde mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Kabule göre de;
4806 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK.nun 30. maddesinin 2. fıkrasındaki bir sözcüğünün bin olarak değiştirilmiş bulunması karşısında, sanığa para cezası tayin edilirken her aşamada bin lira küsurunun atılması zorunluluğu,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, Sanık Ömer Faruk Çiçek müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı isteme aykırı BOZULMASINA, 07.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy